Mutfak penceresinden disariya bakiyoruz... Bak yapraklar dokulmeye basladilar bile diyorum, belki degisik renklerde toplayip bana getirirsin birkac tane... Burnunu cekiyor.. Hava cok sicak.. Cok nemli.. Cok yapis yapis... Ama ruzgar var.. Gunes gokyuzunde ama, gokyuzu grimsi...
Anne bu mevsimin adi ne diyor.. Bu mevsimin adi Roma diyorum..

22 Kasım 2010 Pazartesi

KAPATILMIS DEFTERLER...


Iki haftadir araliksiz yagmur yagiyor Roma'ya... Gunesli sehirlere gidip donuyorum, gunesi benimle gelmeye ikna edemiyorum...

Yolladiginiz yorumlari okuyordum saclarim hala az onceki sagnaktan islak, kaynar cappuccino icerken bir kahvede.... Delfina'nin yorumuna neredeyse gozlerim dolar gibi oluyor, agaclarimizi dusunuyorum, buyuyorlardir keyifle eminim, tam o sirada Funda'nin mektubu geliyor... Iste bu benim soylemeye calistiklarimin tam ozeti diyorum... Arkaniza yaslanin ve okuyun... Dogru yolda misiniz, dogru yerde misiniz kendiniz karar verin...

Sevgilerimle...

-----------------------------------------------------------------------------------

2 yıl önce kapattım ben bu sayfayı aslında. 10 kilo hafifleyerek ve 2 yıldır da bu şekilde mutlu yaşayarak. Aslında sadece hafiflemedim bu süreçte Mehtap'tan çok şey öğrendim. İstedim ki bu öğrendiklerim size de ışık olsun iradenizle savaşırken.

Bana demişti ki ilk zamanlarda Mehtap " dünyada bir kişi bile bunu yapabilmişse sen de yapabilirsin " Evet cesur olmayı kararlı olmayı öğrendim en başta . Dünyada bir kişi bile aya gidebilmişse ben de gidebilirdim neden olmasın ki, yapabilirdim eğer istersem.

Kendime verdiğim sözü tutmayı öğrendim . Ki bu hiç başaramadığım bir şeydi. Evet dedim bu defa caymak yok yapabilirsin sen. Çok gurur duydum kendimle , barıştım da sanırım.

Hayal kurmayı öğrendim. Siyah zayıf gösterir diye yıllarca hep siyahları sevmiştim. Beyaz bir tişörtün bende nasıl duracağını hayal ettim. Bütün renkleri sevdiğimi de farkettim. Dünyadaki bütün renklerin de bir teşekkürü olmalı aslında Mehtap'a.

Hayır demeyi öğrendim. Bir kurabiye daha mı " Hayır " .

Ve biz Türkler yemek konusunda ısrar etmeyi çok severiz. Şimdi sen bunu ye sonra devam edersin diyenler çok oldu. Ama inanın bir parça daha yemek hayır demenin verdiği keyiften çok çok fazla değil. Sadece yemek konusunda değil herşeyde de unuttuğum o kelimeyle barışmaya başladım üstelik. Öğrendim ya artık bunu.

-Oraya gitmek istemiyorum hayır.
-Bu konuda konuşmak istemiyorum hayır
-Hayır bu benim tercihim değil.
İyi bişeymiş hayır diyebilmek iyi ki öğrendim.

Çok maymun iştahlıydım eskiden, başladığım işi tamamlayamazdım. Ama eğer gerçekten istersem vazgeçmediğimi de gördüm. Verdiğin emeğin işin sonunu getirmediğinde boşa gittiğini görmüşlüğüm de çoktu.

İnat etmeyi öğrendim. Herşeye rağmen..

Yürümeyi çok sevdiğimi öğrendim. Hava güzelse yürüyebilirim, yağmur yağıyorsa yürüyebilirim, karda hem yürüyebilir hem kayabilirim. Evden yarım saat önce çıkabilirim ve hayatın nasıl da aktığını bir arabanın camından çok yürürken farkedebilirim. Yolumun üstünde ne kadar çok sümüklüböcek olduğunu ve hersabah onları görmekten çok mutlu olduğumu 40ıma yaklaşırken yeni farkettim bundan da utanıyorum aslında.

Rahatlayan sadece bedenim değildi açıkçası ruhumda onunla birlikte hafifledi.

Hani çocuklara "bunu yapmamalısın " dersen daha çok yapmak isterler ya, bu yaşam tarzıyla ben yememeliyim demedim hiç. Yedim ama ne yediğimin farkında olarak yedim.
Sonra 3 aylık kısacık bir yolculuk benim hayat tarzım olmaya başladı hiç farketmeden.

Hala ne yediğimin farkındayım. Mesela mücver çok severim az önce 3 tane keyifle yedim ama yanında ekmek yemedim birazcık yoğurtla da doyma kapasitemin yeterince doyurulduğunun farkındayım.

Bunu yaparken de hiç pişmanlık duymuyorum şimdi tartının beni sevdiğini de biliyorum.

Akşamları atıştırmayı çok severdim uzun zaman önce Bunu artık hiç yapmıyorum ki yapmayabilmek de bir alışkanlık aslında. Uyumadan önce hafif bir mide bana daha çok minnet duyuyor , midemi anlıyorum.

Yine Mehtap dondurmanın üstüne çikolata da istiyceksin bir zaman sonra ve arkandaki kilolu insanlar sana özenerek bakıcaklar demişti hiç unutmuyorum. Laf aramızda bunu yapmayı da çok seviyorum. Duble çikolatalı fındıklı dondurma gibisi var mı canım ?

Evet sadece 10 kilo nasıl verilir bunu öğrenmedim ben 2 yıl önce .

Başkaları istiyor diye kendi yolumdan dönmemeyi, hayata karşı ısrarlı olmayı , kendimle barışık olmayı, eskisinden biraz daha dik durmayı öğrendim ve sadece giden 10 kilo bunları yapmamı sağladı inanması güç belki.

Sen de eğer istersen bunu yapabilirsin diye anlatıyorum bunları.

İstiyormusun buna karar ver sadece. Sonra da tabağındaki bir dilim pastadan daha çok değer ver kendine.

İnan böyle hayat daha güzel...

22 Kasim 2010'Roma

P.S: Cemberlitas'a ozel not. Bakalim yatagin altinda Emine'nin incir kutusu mu sakli acaba?

25 yorum:

bilgece dedi ki...

Mehtapçım sizin yorumlarınızı süreki okuyup bizi cesaretlendirdiğiniz için, çoook teşekkür ederim.
sevgiyle kal.

Esma Kütükcü dedi ki...

Sevgili Mehtap
Biraz önce arkadaşımdan geldim.Arkadaşım ev baklavası ikram edeyim dedi,kesinlikle hayır dedim .Kendime bende 10 puan verdim.Kararlı bir şekilde yoluma devam ediyorum.Sizden aldığım inanılmaz güce dayanarak.Herşey için sonsuz teşekkürler..
Esma

eputi dedi ki...

ne kadar iyi motive ediyor bu yazılar, mektuplar ve yorumlar.. bir bilseniz..

elifin terazisi dedi ki...

Funda' ya ve özellikle size çok teşekkürler, motivasyonumu, farkındalığımı artırdınız.
Bugün 30 beden kot pantolona karnımı içeri çekmeden, yanlarda can simitleri oluşmadan sığdım, keyfime diyecek yok. Hiç bir dolu tabak beni böyle mutlu edemezdi.
Ayrıca siz de iyi ki varsınız:)

Esma Kütükcü dedi ki...

Kesinlikle doğru yerdeyim Sevgili Mehtap :-)
Bu sitede olmak,buradaki yazıları okumak,anlamak,uygulamak bana çok büyük huzur ve mutluluk veriyor :-))
Sevgiyle kal güzel insan
Esma

HGA... dedi ki...

doğru yolda ve doğru yerdeyim...
çok güzel bir mektup...

bu mektuplardan yüzlercesini almanız dileğiyle...

sevgiler...

HGA...

Gaijin dedi ki...

Bende 9 gunluk uzun bir bayrami tum israrlara karsin kararla HAYIR diyerek atlattim. Bircok insan ben ikramlarimi yemedigim icin alindi ama sen hep yerdin dediler. O an anladim ailemde herkesin hayir deme hakki var ama ben simdiye kadar hep uzulmesinler diye EVET demisim. Sonuc onlar uzulmemis ama benim bedenimin, sagligimin, ruhumun ustune kilolar binmis. Artik mehtap hocam sizin sayenizde hayir diyebiliyorum cunku oncelik benim hayatim.

Terazi dedi ki...

sevgili mehtap
İYİKİ SEN VARSIN aslında
bu kadar işinin gücünün arasında bu kadar emek bu kadar çaba
kolay iş değil biliyorum
Ben senin bu blog sayesinde bizler için yaptıklarını ,hastahaneden arta kalan zamanlarında sadece iyilik olsun diye hiç bir çıkar gözetmeden hasta tedavi eden meslektaşlarının yaptığı hoşluklara iyiliklere benzetiyorum...
kaldıki senin burda sağlıklı beslenmeden dolayı verdiğin bilgilerin dışında insanın aklını başına getiren cümlelerin motive edici sözcüklerin var
ben kendi adıma ;diyet diyemediğim ( hiç aç kalmıyorum çünkü) bu beslenme modelini kendi hayatıma uygularken o güzel cümlelerin hep aklımda
BU KADAR ZOR OLAN NE diye yazmıştın ya
şimdi hep soruyorum kendime bu kadar zor olan ne diye
umarımki burdaki hiç kimsenin çabası sonuçsuz kalmaz ve bizlerdende böyle güzel mektuplar alırsın
sevgilerimle seni çok seven TERAZİ

Eya dedi ki...

Burada olabilmeyi, bu yorumlari okumayi ve sizlerden ayrica sevgili MEHTAP´tan güc almayi cok seviyorum...

Adsız dedi ki...

Sevgili Mehtap,cevabınızdan asla kırılmadım.sadece beni kendime getirdiğini ifade etmek için söyledim. Size teşekkür borçluyum,hiç menfaatsiz bizler için kısıtlı vaktinizde uğraşıyorsunuz.Bugün üçüncü günüm Kayseri ye gidip döndüm .Orada dışarıda yemek zorunda kaldım fakat çok seçici davranmaya çalıştım .Çorba ve tavuk ızgarayı seçtim bol yeşil salata yanında.Artık bilinçleniyoruz galiba.daha önceleri bol tereyağlı iskenderden asla ödün vermezdim. SEVGİLER VE TEŞEKKÜRLER BU HAFTA KİLO VEREMEYECEK OLSAMDA ÜMİTLİYİM.HERŞEY GÖNLÜNCE OLSUN KOCA YÜREKLİ......TÜLTÜL

rebarcan dedi ki...

Funda'nın mektubu harika.Çok baştayım ama ben de davetlerde kararlı bir şekilde hayır dedim ve bunun keyfini yaşıyorum.Akşam yemeğinden sonra evdeysem hemen dişlerimi fırçalıyorum,henüz canım da birşey çekmedi.Yaşasın göbeğimi eriteceğim.

Eda dedi ki...

Gerçekten motive edici, Mehtap ve paylaşan herkese çok teşekkürler, sevgiler..

umuda doğru dedi ki...

merhabalar mehtap hanım...müzmin diyetçi lafı benimde hoşuma gitmiyor ama ne var ki ergenlikten beri kiloluyum ve verdiğim 3-5 kiloyu saymıyorum bile ...9,15,18,23 kiloları değişik yaşlarımda verdim ve 5-10 fazlası ile geri aldım...ben demesem bile bi akraba gezmesinde herkes beni izliyor...yine mi diyet,evinde yaparsın şimdi ye de,nasıl olsa yine alıyosun,bi kereden bişi olmaz ye.gibi cümleleri okadar çok duydum ki(bunları söyleyenlerin hepsi 80-90 kilo civarı hanımlardı)haklısın mehtap hanım ismimi değiştiriyorum..ve inşaallah yaşam tarzımı da..tabii sizinle yeni bi başlangiç olsun...mehtaptan öncesi ve sonrası..UMUDA DOĞRU diyelim o zaman...çünkü hep umutla zayıf olmayı bekledim ,çabaladım.yeni kıyafet almayı erteledim..yolculuklarımı erteledim,

Cheetos dedi ki...

kapatılmış defterlerde aslında ne hikayeler gizli.. bence açılmalı defterler, hikayeler paylaşılmalı ve de "değiş tonton" maceraları dolaşmalı kulaklarda... :))

GZNTPSEDA dedi ki...

Mevsimlerden Roma'ya ilk rastladığımda anlatımınızdan, sadeliğinizden etkilenmiştim ve takip ettiğim bloglar arasına almıştım. Ama şimdi itiraf ediyorum takip etmeyi geçtim ben bir bağımlı oldum :) Üstelik sadece sağlıklı yaşamla ilgili değil her tür yazınızla ilgili olarak söylüyorum bunu.
Sevgiler,
Seda

müge dedi ki...

günaydıın evet bende karar verip iki gün sonra aldığı kararını unutan biri-idim...idim diyorum çünkü mehtap hn gerçekten sizin katkınız çok oldu kararlı durmam konusunda...evdeki yemek alışkanlığı benimle birlikte değişmedi tabiki...evdekiler int bakıp rejim mi yapılır diyetisyene git diyorlar ama ben sabahları yarım saat erken kalkıp sabah kahvaltımı afiyetle yaptıktan sonra,öğlen yemeğimi yemekhanede çıkan 4çeşitten 2ye indirerek karnımı doyurmaya çalışıyorum midemi çöpkutusu gibi kullanmıyorum.akşamlarıda yine evde pişenlerden bana ne uygunsa porsiyonları küçülterek yiyorum.meyve yemezdim meyvelerin tadlarını deniyorum,çerezleri taneyle yemeği öğrendim,su çok fazla içmezdim suyu soğuk,ılık,sıcak olarak farklı farklı içiyorum.sabahları kahvaltı yapmazdım artık kahvaltısız işe gelmiyorum.çayı,kahveyi şekersiz içemezdim şekersiz tadlarını sevmeyi alışkanlık haline getirmeye çalışıyorum...şimdiye kadar aman canım bir taneden bişi olmaz diyerek yediğim ne varsa aman bana sakın son lokma demeyin deyip hayır demeyi öğreniyorum...evet sizce beyaz önlüklü bu işte uzman kişi bu kadarını bana yaptırabilirmiydi tabiki hayır çünkü benimle birlikte eve-işe gelmiyor ama siz hep benim karşımdasınız nezaman size ihtiyaç duysam bir tık kadar yakınımdasınız...asıl amacım kararlı olmayı öğrenmek,hayır kelimesini hayatımın her anında kullanmak...hayır kelimesi önceden bana çok sevimsiz gelirdi karşımdaki kişiyi inciteceğimi,üzeceğimi düşünürdüm,kaybetmek korkum vardı...meğer hayır kelimesinde hayır varmış bunu öğendim:)))biliyorum ki sizden daha çok öğrenecek şeylerim var...hayatımda değiştirmem gerekenler var iyiki varsınız ve bir tık kadar yakınımdasınız:)))bu arada ben müge

zayıflayacagım dedi ki...

Günaydın Mehtap, günaydın herkese!!

dün başladım ve kendimi gram eksilmiş hissediyorum, neolursa olsun başladım ya önemli olan o..öyle sözlerle öyle bakış açılarıyla bizi motive ediyorsun ki..zaten her zaman Türkçeyi ifade etme yeteneğine hayran kalmışımdır..kendime blog da açtım..orada yazacağım..herkese güzel bir gün diliyorum

y.ö.k.

zeyno dedi ki...

Harika İkiyılsonra bende bu sözleri söyleyeceğim! Kesinlikle inanıyorum, biz kadınlar istedikmi yapamayacağımız şey yok...Tabiiki sizin desteğinizle... Sevgiler Zeynooo:)

Esas Kız dedi ki...

Sevgili Donusum Kervani Yolculari,

Donusum kelimesi degisim kelimesinden daha gucluymus diye okudum. Degisim yasanan degisikligin kalitesi hakkinda bir yorum yapmazken, donusum kelimesi yasanan degisimin her zaman daha iyiye dogru oldugunu ifade edermis. Her ne kadar bu kervandaki herkes vucudunu, hayatini, psikolojisini ve sagligini degistirmek icin yola cikmis olsa da, amacimiz donusmek demek ki.

Kervana katilanlarin yorumlarini, umutlarini, bazilarinin bayram tatilindeki iradelerini, bazilarinin suclu suclu itiraf ettikleri kacamaklarini gulumseyerek okuyorum. Hepinizin yolculugunu tum sevgimle kutsuyorum.

Ben hayatimin buyuk bir kismini olumcul obez kategorisinde gecirdim. Saglik bir yana (Mehtap kusuruma bakmasin) sisman bir kadin olmanin tum acilarini ve zorluklarini yasadim. Hayatimi degistirmeye karar verdigim sabah tarti 120 kiloyu gosteriyordu. Tartilardan kactigim sure boyunca o kilonun uzerine cikmis olmam da olasi.

Bu sabah 75 kiloydum. (Aslinda bayramdan once 74’u gordum ama bayram tatili boyunca biraz kendimi odullendirince 75’e ciktim. Mea Culpa!) Bu kervanin daha yeni farkina vardigim icin ben 22 Nisan 2010 sabahindan bu yana kendi basima yolculuk ediyorum. Bunca yoldan sonra bile hala vermem gereken kilo miktari kervandaki kimi yolculardan daha fazla. Biliyorum, Mea Culpa.

Tek kisilik kervanimda colleri asarken bir takim bilgiler edindim. Nasreddin Hoca’nin guzel fikrasinda aradigi attan dusmus biri olarak su dusuncemi paylasmama izin verin: Vermeniz gereken kilo sayisi yemege merakli esiniz, yemekleri lezzetli anneniz, buyume cagindaki cocuklariniz, hareketsiz hayatiniz veya yakin zamanda yaptiginiz dogumla aciklanabilecek miktarin cok uzerindeyse kilo probleminizin altinda yatan fiziksel ve psikolojik nedenler olabilir.

Fiziksel nedenler tip doktorlarinin uzmanlik alanina giriyor. (Ben onlarin da altinda psikolojik nedenlerin olabilecegine inaniyorum, o ayri.) Psikolojik nedenlerin psikolog/psikiyatr/terapistler tarafindan ele alinmasi eminim en idealidir. Eger profesyonel yardim almaya imkaniniz, zamaniniz veya isteginiz yoksa o zaman kendinize yardimci olmakta kullanabileceginiz farkli yontemler var. Bu yontemler kolay ve bedava. Tek kosul size iyi gelecegine inanmaniz.

Ben bogazimi tutmanin ve duzenli egzersiz yapmanin yaninda bu yontemlerden de yararlandigim zaman tum isi irademe birakmisim gibi hissetmiyorum. Boylece gecmiste gosterdigi zayiflik yuzunden irademe yonelik guvensizligim rejimimi tehdit etmiyor. “Iradem her zaman guclu olamayabilir ama ben onu zaten destekliyorum” diye dusunuyorum.

Hic olmazsa olumlamalari hayatinizin bir parcasi haline getirmeye calisin. Daha once bu terimi duymadiysaniz internet uzerinden “olumlama,” “onaylama” veya Ingilizce biliyorsaniz “affirmations” olarak arama yapabilirsiniz.

Ornegin ben birden fazla kaynakta onlenemeyen istahin temelinde korku, korunma ihtiyaci duyma ve duygularini yargilamanin yattigini okudum. Kendime baktigimda bunun gercekten dogru oldugunu farkettim. Belki siz de boyle kesiflerde bulunursunuz. Olumlamalar bu zararli dongunun kirilmasina yardimci olabiliyor.

Zaman içinde diger yolculardan talep gelirse, Mehtap’in da onayiyla uyguladigim yontemlerden bazilarini herkesle paylasmaktan mutluluk duyarim.

Uzun lafin kisasi diyecegim ama pek kisa olmadi. Kervanda 45 kilo vermeye calisan birileri var mi bilmiyorum. Belki daha fazla kilo vermek isteyen, ama henuz yola cikacak gucu kendinde bulamayan birileri vardir. Rejim yapanlara, bu kervana katilanlara, sadece 5 kilo vermeye calisanlara dusman gibi bakan birileri olabilir. Onlari cok iyi anliyorum.

Kervandaki herkese ama ozellikle kervana katilabilecegini dusunmeyen herkese sesleniyorum. Ben yaptiysam siz haydi haydi yaparsiniz. Kalan kilolarimi verebilmek icin ben de sizden ilham ve destek aliyorum.

Sevgiler.

Esas Kız dedi ki...

Sevgili Donusum Kervani Yolculari,

Donusum kelimesi degisim kelimesinden daha gucluymus diye okudum. Degisim yasanan degisikligin kalitesi hakkinda bir yorum yapmazken, donusum kelimesi yasanan degisimin her zaman daha iyiye dogru oldugunu ifade edermis. Her ne kadar bu kervandaki herkes vucudunu, hayatini, psikolojisini ve sagligini degistirmek icin yola cikmis olsa da, amacimiz donusmek demek ki.

Kervana katilanlarin yorumlarini, umutlarini, bazilarinin bayram tatilindeki iradelerini, bazilarinin suclu suclu itiraf ettikleri kacamaklarini gulumseyerek okuyorum. Hepinizin yolculugunu tum sevgimle kutsuyorum.

Ben hayatimin buyuk bir kismini olumcul obez kategorisinde gecirdim. Saglik bir yana (Mehtap kusuruma bakmasin) sisman bir kadin olmanin tum acilarini ve zorluklarini yasadim. Hayatimi degistirmeye karar verdigim sabah tarti 120 kiloyu gosteriyordu. Tartilardan kactigim sure boyunca o kilonun uzerine cikmis olmam da olasi.

Bu sabah 75 kiloydum. (Aslinda bayramdan once 74’u gordum ama bayram tatili boyunca biraz kendimi odullendirince 75’e ciktim. Mea Culpa!) Bu kervanin daha yeni farkina vardigim icin ben 22 Nisan 2010 sabahindan bu yana kendi basima yolculuk ediyorum. Bunca yoldan sonra bile hala vermem gereken kilo miktari kervandaki kimi yolculardan daha fazla. Biliyorum, Mea Culpa.

Tek kisilik kervanimda colleri asarken bir takim bilgiler edindim. Nasreddin Hoca’nin guzel fikrasinda aradigi attan dusmus biri olarak su dusuncemi paylasmama izin verin: Vermeniz gereken kilo sayisi yemege merakli esiniz, yemekleri lezzetli anneniz, buyume cagindaki cocuklariniz, hareketsiz hayatiniz veya yakin zamanda yaptiginiz dogumla aciklanabilecek miktarin cok uzerindeyse kilo probleminizin altinda yatan fiziksel ve psikolojik nedenler olabilir.

Fiziksel nedenler tip doktorlarinin uzmanlik alanina giriyor. (Ben onlarin da altinda psikolojik nedenlerin olabilecegine inaniyorum, o ayri.) Psikolojik nedenlerin psikolog/psikiyatr/terapistler tarafindan ele alinmasi eminim en idealidir. Eger profesyonel yardim almaya imkaniniz, zamaniniz veya isteginiz yoksa o zaman kendinize yardimci olmakta kullanabileceginiz farkli yontemler var. Bu yontemler kolay ve bedava. Tek kosul size iyi gelecegine inanmaniz.

Ben bogazimi tutmanin ve duzenli egzersiz yapmanin yaninda bu yontemlerden de yararlandigim zaman tum isi irademe birakmisim gibi hissetmiyorum. Boylece gecmiste gosterdigi zayiflik yuzunden irademe yonelik guvensizligim rejimimi tehdit etmiyor. “Iradem her zaman guclu olamayabilir ama ben onu zaten destekliyorum” diye dusunuyorum.

Hic olmazsa olumlamalari hayatinizin bir parcasi haline getirmeye calisin. Daha once bu terimi duymadiysaniz internet uzerinden “olumlama,” “onaylama” veya Ingilizce biliyorsaniz “affirmations” olarak arama yapabilirsiniz.

Ornegin ben birden fazla kaynakta onlenemeyen istahin temelinde korku, korunma ihtiyaci duyma ve duygularini yargilamanin yattigini okudum. Kendime baktigimda bunun gercekten dogru oldugunu farkettim. Belki siz de boyle kesiflerde bulunursunuz. Olumlamalar bu zararli dongunun kirilmasina yardimci olabiliyor.

Zaman içinde diger yolculardan talep gelirse, Mehtap’in da onayiyla uyguladigim yontemlerden bazilarini herkesle paylasmaktan mutluluk duyarim.

Uzun lafin kisasi diyecegim ama pek kisa olmadi. Kervanda 45 kilo vermeye calisan birileri var mi bilmiyorum. Belki daha fazla kilo vermek isteyen, ama henuz yola cikacak gucu kendinde bulamayan birileri vardir. Rejim yapanlara, bu kervana katilanlara, sadece 5 kilo vermeye calisanlara dusman gibi bakan birileri olabilir. Onlari cok iyi anliyorum.

Kervandaki herkese ama ozellikle kervana katilabilecegini dusunmeyen herkese sesleniyorum. Ben yaptiysam siz haydi haydi yaparsiniz. Kalan kilolarimi verebilmek icin ben de sizden ilham ve destek aliyorum.

Sevgiler.

Adsız dedi ki...

Sevgili Mehtap hanım,bu gruba kayıt olurken açık olmalıyım ki tan olarak hazır olmadan kayıt oldum.Bayramı geçirdim bende hiç kıpırtı yok.Baktım şişkinliklerim rahatsızlıklarım artıyor,buna bir çare bulmam gerekli dedim.Buraya kayıt olmadan önce zaten diyet yapıyordum ve 9 kilo verdim.Fakat son 1-2 aydır diyet bitti sadece koruma çabasına düştüm. Aslında ilk diyete başladığımda o kadar güzel devam ettim ki yılları diyetle geçmiş biri olarak hiç kaçamaksız,bu kadar düzenli diyete uymama kendim de çok şaşırım.Etrafımdanda takdir aldım doğrusu.Fakat Ramazan ayı dengemi bi bozdum bir türlü toparlanamadım. Şimdi tekrar geçde olsa kendime geldim.Herkes 3haftayı geride bıratı ben 2gündür ilk 3 günlük diyetten devam ediyoum bu sefer başaracağım. Artık kıyafet almaya gittiğimde sizin bedeninizemi yok sözünü duymak istemiyorum. Yazılan başarı öyküleri beni gaza getirdi ama yinede korkularım var bo sefer bitsin istiyorun.Bende size çok teşekkür ediyorum.Bizleri anladığınız için .Şimdi yürüyüş için evden çıkıyorum gelince tekrar pc nin başındayım.Hoşçakal Letafet

fatma dedi ki...

Merhaba Mehtap Hanım.Sizinle tesadüfen karşılaştım.Bir kaç yazınızı ve gelen yorumları da okuyunca size yorum bırakmak istedim.Lütfen bana da yardım eder misiniz.Ben sürekli diyet yapan ve her defasında diyeti bırakıp eski kiloma geri dönen ve üstüne 3-4 kilo daha alan biriyim .Şuan maalesef 85 kiloyum ve 25 yaşındayım :( Benimle ilgilenirseniz çok memnun olurum.Teşekkürler

banu dedi ki...

Mehtap merhaba ,
yarın tartılacak mıyız ? program bu şekilde devammı edecek metabolizma çayı ve yeşil çorba olayına ne zaman geçicez ?
sevgiler

Esas Kız dedi ki...

Sevgili Mehtap,

Kendi hikayemden bahsettigim yorumuma yer vermissin, tesekkur ederim.

Birkac okuyucu benim yasadiklarimdan faydalanmak istediklerini belirtmisler. En ufak bir yardimim bile olursa, tek bir kisinin cabasina destegim olursa cok mutlu olurum.

Bu sabah Mutluluk Projesi adli bir gruba mektup yazmistim. Simdilik o mektuptan bir bolum alintilayayim ve herkesin sorularini cevaplamaya hazir oldugumu soyleyeyim:

Ben 22 Nisan 2010 sabahi bir film seyrettim ve hayatimi degistirmeye karar verdim. Zorlu ve yorucu bir yolculuk oldu. Hala devam ediyor. Bilge dostlarim bana hic bitmeyecegini soyluyorlar. Icimden onlara kiziyorum.

Posta kutumda biriken grup mesajlarini bu sabah toplu halde okudum. Grup uyelerinin bir kisminin mutluluga giden treninin "Zayıflama" istasyonuna mutlaka ugradigini farkettim. Geride biraktigim 7 ay boyunca benim trenim sanki sadece bu istasyonda durdu. Cunku ben hayatimi degistirmeye vucudumdan basladim. Vucut agirligimin tam yarisini bana ait olmamasi gerektigi icin evrene geri vermeye karar verdim. 120 kilodan basladim. Benim olmayan 60 kilonun Bu sabah itibariyle 47 kilosu gitmisti. Geriye 13 kilo kaldi. Inanin kolay olmadi. Ama imkansiz zannederdim, degilmis.

Zayiflamak için sadece bogazimi tutmak, sadece egzersiz yapmak yetmeyecekti. Ben yola ciktigimda aklimi da degistirme karari verdim. Ve hayatimda hic gormedigim insanlar bana yardim etti. Olumlama yapmayi ogrendim. Ho'oponopono ve ZPoint ile bilincaltimi isgal eden olumsuzluklari temizlemeye calistim. Gecmis yasamlarimdan tasidigim ama bu yasamima uygun olmayan ozelliklerimi farkettim. Tanrilar Okulu'na yazildim. PIN Kodumu, Hayatimin Amaci'ni inceledim. Hatta Melek Kartlari'na akil danismaya bile alistim. Anlayacaginiz dere tepe dumduz gittim. Kimi sabahlar daglari asmisim gibi geliyor. Kimi sabah arpa boyu kadar yol gidememisim diye kendime kiziyorum.

Merak edenleriniz olursa tüm yasadiklarimi durust bir sekilde kendirenginibil.blogspot.com'da paylasmaya calisiyorum. Bloga bakmak istemezseniz iste benim kisa listem:

* Yolculuk hep ileriye dogru olmak zorunda degil. Cogu zaman basladiginiz istasyondan daha geriye donup artik unuttugunuz bazi istasyonlara yeniden ugramaniz, eksik kalmis isleri tamamlamaniz gerekiyor. Trenin camindan bakip da aniden geriye gitmekte oldugunuzu farkederseniz panik yapmayin. Acil fren koluna asilmayin.

* Mutluluk istasyonuna bir defa vardiginizda hep orada kalmaniz cok zor, hatta imkansiz. Hayat devam ediyor. Yolun devaminda baska Mutluluk istasyonlari da olacaktir diye umuyorum.

* Hatalar yaptik, yapmaya devam edecegiz.

* Evren bizim mutlu olmamizi istiyor.

* Bilmedigimiz cok sey var.

* Yolda karsimiza umulmadik rehberler (Evet,Mehtap onlardan biri), beklenmedik sokak lambalari, inanmasi guc isaretler cikiyor. Her gün cikiyor. Zamanla onlari once gormeyi, sonra farketmeyi, sonra anlamayi, en sonunda izlemeyi ogreniyoruz. Ve inanin bana hayat boyle daha kolay hale geliyor.

* Her seyi bilmek zorunda degiliz.

* Bildiklerimizi zaman zaman unutmaya hakkimiz var.

* Bile bile yanlis yapmaya hakkimiz var.

* Kendimizi affetmeye hakkimiz var.

* Rejimi arada bir bozmaya hakkimiz var. (Mehtap, sen bu maddeyi okuma, olur mu?)

Sevgiyle kalin,

Esas Kız dedi ki...

Sevgili Mehtap,

Kendi hikayemden bahsettigim yorumuma yer vermissin, tesekkur ederim.

Birkac okuyucu benim yasadiklarimdan faydalanmak istediklerini belirtmisler. En ufak bir yardimim bile olursa, tek bir kisinin cabasina destegim olursa cok mutlu olurum.

Bu sabah Mutluluk Projesi adli bir gruba mektup yazmistim. Simdilik o mektuptan bir bolum alintilayayim ve herkesin sorularini cevaplamaya hazir oldugumu soyleyeyim:

Ben 22 Nisan 2010 sabahi bir film seyrettim ve hayatimi degistirmeye karar verdim. Zorlu ve yorucu bir yolculuk oldu. Hala devam ediyor. Bilge dostlarim bana hic bitmeyecegini soyluyorlar. Icimden onlara kiziyorum.

Posta kutumda biriken grup mesajlarini bu sabah toplu halde okudum. Grup uyelerinin bir kisminin mutluluga giden treninin "Zayıflama" istasyonuna mutlaka ugradigini farkettim. Geride biraktigim 7 ay boyunca benim trenim sanki sadece bu istasyonda durdu. Cunku ben hayatimi degistirmeye vucudumdan basladim. Vucut agirligimin tam yarisini bana ait olmamasi gerektigi icin evrene geri vermeye karar verdim. 120 kilodan basladim. Benim olmayan 60 kilonun Bu sabah itibariyle 47 kilosu gitmisti. Geriye 13 kilo kaldi. Inanin kolay olmadi. Ama imkansiz zannederdim, degilmis.

Zayiflamak için sadece bogazimi tutmak, sadece egzersiz yapmak yetmeyecekti. Ben yola ciktigimda aklimi da degistirme karari verdim. Ve hayatimda hic gormedigim insanlar bana yardim etti. Olumlama yapmayi ogrendim. Ho'oponopono ve ZPoint ile bilincaltimi isgal eden olumsuzluklari temizlemeye calistim. Gecmis yasamlarimdan tasidigim ama bu yasamima uygun olmayan ozelliklerimi farkettim. Tanrilar Okulu'na yazildim. PIN Kodumu, Hayatimin Amaci'ni inceledim. Hatta Melek Kartlari'na akil danismaya bile alistim. Anlayacaginiz dere tepe dumduz gittim. Kimi sabahlar daglari asmisim gibi geliyor. Kimi sabah arpa boyu kadar yol gidememisim diye kendime kiziyorum.

Merak edenleriniz olursa tüm yasadiklarimi durust bir sekilde kendirenginibil.blogspot.com'da paylasmaya calisiyorum. Bloga bakmak istemezseniz iste benim kisa listem:

* Yolculuk hep ileriye dogru olmak zorunda degil. Cogu zaman basladiginiz istasyondan daha geriye donup artik unuttugunuz bazi istasyonlara yeniden ugramaniz, eksik kalmis isleri tamamlamaniz gerekiyor. Trenin camindan bakip da aniden geriye gitmekte oldugunuzu farkederseniz panik yapmayin. Acil fren koluna asilmayin.

* Mutluluk istasyonuna bir defa vardiginizda hep orada kalmaniz cok zor, hatta imkansiz. Hayat devam ediyor. Yolun devaminda baska Mutluluk istasyonlari da olacaktir diye umuyorum.

* Hatalar yaptik, yapmaya devam edecegiz.

* Evren bizim mutlu olmamizi istiyor.

* Bilmedigimiz cok sey var.

* Yolda karsimiza umulmadik rehberler (Evet,Mehtap onlardan biri), beklenmedik sokak lambalari, inanmasi guc isaretler cikiyor. Her gün cikiyor. Zamanla onlari once gormeyi, sonra farketmeyi, sonra anlamayi, en sonunda izlemeyi ogreniyoruz. Ve inanin bana hayat boyle daha kolay hale geliyor.

* Her seyi bilmek zorunda degiliz.

* Bildiklerimizi zaman zaman unutmaya hakkimiz var.

* Bile bile yanlis yapmaya hakkimiz var.

* Kendimizi affetmeye hakkimiz var.

* Rejimi arada bir bozmaya hakkimiz var. (Mehtap, sen bu maddeyi okuma, olur mu?)

Sevgiyle kalin,