Mutfak penceresinden disariya bakiyoruz... Bak yapraklar dokulmeye basladilar bile diyorum, belki degisik renklerde toplayip bana getirirsin birkac tane... Burnunu cekiyor.. Hava cok sicak.. Cok nemli.. Cok yapis yapis... Ama ruzgar var.. Gunes gokyuzunde ama, gokyuzu grimsi...
Anne bu mevsimin adi ne diyor.. Bu mevsimin adi Roma diyorum..

10 Ocak 2014 Cuma

NEREDEYIM BEN.....




Herkes tatildeyken calismanin en guzel tarafi, herkes donerken gitmektir... Valizde iki kalin kazak, yun corap, kar cizmeleri, ipod'da "seni dusununce dunya degisiyor" diyen bir sarki... Yorgunluklari geride birakarak basliyor kucuk yolculugumun buyuk  keyfi...

Kuzeydeyim... Dilini bilmedigim bir ulkenin, gitmeyi daha once hic aklimdan gecirmedigim bir sehrinde, pencerelerinde minik isiklarin parildadigi kuzeyli bir otelde, arkadasimin evindeymisim kadar rahat, ayaklarimi toplamis oturuyorum sominenin basinda...

Disarisi kar kiyamet, icimde ilk defa ya zamaninda donemezsem duygusuna yer kalmamis, sominenin alevlerine bakiyorum... Odunlerin cikarttigi citirti, icimi isitiyor, cocuklugumun denizi sokaklara tasmis firtinali gunlerine, yanarken citirdayan kozlaklarin buruk kokusuna, kullere gomulmus patateslerin kozlu tadina geri  donuyorum...

Yanimda okuyacak hicbir sey yok... Zaten canim da istemiyor... Masajlar, buhar banyolari, mavi isiklarla vucuduma uflenen serin, defne kokan ruzgarlar, beyaz bulutlar gibi havlulara sarilip, tarcin kokulu caylar ictigim  SPA otellerinden degil burasi... TV yok, muzik yayini yok, yuksek sesle konusan kimse yok... Sicacik bir ortam, cok zevkli, yumusacik koltuklar, kenarlarinda mis gibi kokan minik ekose battaniyeler,  camlarin icinde lambalar, kimbilir neye bu kadar ofkenemis bir kuzey denizi manzarasi ve ben...

Federico ile konusuyorum telefonda... O babannesinde, yariyil tatilinde... Keyfi yerinde... Bu yil cok guzel gececek belli, 20 euro kazandim tombalada diyor, gulumsuyorum... Heyecanla konusuyor, heyecanla anlatiyor, odevlerden soz acip keyfini kacirmiyorum...

Yapilacak isleri, okunup duzeltilecek tezleri, yaklasan kongreleri, odenecek ivir ziviri, hicbir seyi dusunmeden  icine iki damla Hennessy damlatilmis kahvemi yudumluyorum...

Yillarin adi degisiyor, hayat ayni kaliyor diyordum hep... Hayir, hicbir sey ayni degil... Ne yillarin adi, ne de hayat... Belki de boylei daha guzel...

Iyi ki geldim buraya durduk yerde diyorum... Bu sehrin adi neydi diye dusunuyorum icimden, aklima gelmiyor... Hani biri sorsa "nerdeydin" diye bilmiyorum ki denir mi, yalniz cikilmis bir yolculukta... Hennessy az geldi kahvenin icinde, bir kadeh konyak lutfen diyorum fincanimi alan gorevliye... Oda numaraniz diyor mazikce...

Gulumsuyorum, cunku bilmiyorum...


........, 2014





 

 

19 Kasım 2013 Salı

BEFORE & AFTER , NURI'NIN OYKUSU...

Ben onu erkek sanmistim rumuzundan oturu... Gencecik bir kadinmis... Hayati seven, meslegine bagli, arkadaslari bir odada otururken, obur odada cocuklarla yag satarim, bal satarim oynayabilecek kadar cocuk, hayatin ona gosterdigi olumsuzluklara uzulse de, ileriye bakabilen bir cesur yetiskin, bugunu yasamayi unutmayacak kadar gercekci bir kadin... Basarisini oyle siradan bir seymis gibi anlatiyor keyifle." Iste hepsi bu" diyor gordugum en hos fotograflardan birini ekleyerek...

Sevgili Nuray, tarhana corbasi icebilir miyim dedigin gunden itibaren hatirliyorum seni... O gun bizim evde nohutlu, uzerine beyaz peynir serpilmis tarhana corbasi vardi... Onun icin, senin oykun sana ozel ve cok guzel... Paylastigin ve burada oldugun icin cok tesekkur ediyorum ve Roma'dan en icten sevgilerimi yolluyorum...

Çocukluğumda, genç kızlığımda safinaz derlerdi bana

Annem pantolon giymemi istemezdi yakışmıyormuş, e etek giysem bacaklar ne olacak
Her girdiğim ortamda kilom mevzu olur annemin canı sıkılır

Hiç bi şey yemem, iki gün aç dursam acıktım demem. Bi hatırladığım margarin sürülmüş  ekmek

Hiç bi şeyi yemem ama işkembe çorbasına bayılırım

Sonra herşeyi yiyip içip kilo almadığım bi ergenlik, ne mutlu bana
İlk uyarı teyzemden "aslında kilo almaya müsait bi yapın var yavaş ol"

Üniversite okurken düzensiz beslenme ile tanışılır,  poğaça, sosisli ,çikolata, ekmek arası döner...

Kurabiye ile acılı ezme yemişliğim var, ne bulursak onu yerdik kısacası

İlk kilolar geldi kilo değil sanki şişmiş gibiydim tartılmadım, bi anlamı yoktu o zaman sayıların, üniversiteye başlarken 45 dim onu biliyorum

Yaz tatili anne yemekleri hemen normale dönülür

Okul bitince öğretmenlik hayatı başladı, evde arada bir spor boy 167 kilo 50 herşey çok iyi, yine yiyorum kilo almıyorum zamanları
23 yaşında evlilik, kocaya kendini beğendirme maksatlı yemekler pastalar börekler 55 kilo olmuşum ve hamileyim

Fırsat bu fırsat ne bulursan ye dönemi ve ek bazı rahatsızlıklarla 25 kilo alıverdim 9 ayda

Emzirme döneminde bol su içiyorum, az şekerli kompostolar, zeytinyağlı yemekler yapıyorum Börek pasta çörek yok, evdeyim spor yok ama zaten emzirirken 1 saat koşmuşcasına ter atıyorum güzel güzel veriyorum kiloları. Oğlum 9 aylıkken tartılıyorum 58'e düşmüşüm

Beş sene böyle her şey iyi gidiyor sonra ikinci hamilelik başlıyor 22 kilo alınıyor 63'e dönülüyor

Sonra bana keyif vermeyen ters giden durumlar falan filan ve film kopuyor 67

Mevsimlerden Roma'yı buluyorum sanırım Portakal Ağacı sayesinde

Okuyorum okuyorum dört sene sadece okumakla yetiniyorum

O beni cafe fernandoya gönderiyor ve  başka yerlere, arada gruplar başlıyor kaçırmış oluyorum, sonradan takip edemiyorum etmek istemiyorum illa bi grubun içinde olmak istiyorum

Mutfakta bi kanepe var, ev ahalisi serilmiş ben yemek yapıyorum "senin de artık maşaallahın var diyor biri", bacaksızın teki gülüyor, diğeri "anne sen hamile misin" diye soruyor, üzülüyorum

Çocukları uyutuyorum, bir dizi açıyorum, önce bir parça sonra yarım ekmeği zeytin peynir ezme ile yiyorum, üzerine bazen bir bazen yarım paket bisküvi
İnternete takılıyorum her akşam , o aralar Mevsimlerden Roma'yı açmak aklıma gelmiyor ama bi akşam hem de  yazının yayınlandığı akşam açıyorum vee daveti alıyorum davete icabet ediyorum

Söz dinliyorum kimseye söylemiyorum diyete yo sağlıklı beslenmeye başladığımı
Bol su içiyorum,  hayatta meyve yemeyen ben meyve yiyorum hatta gizli gizli yiyorum kimse anlamasın diye, cayı sekersiz içiyorum en zoru bu oluyor

Memlekete gidiyorum, çok tehlikeli ama söz verdim bi kere kayıt oldum dönmek yok

Annanem hastanede iki üç gün refakat ediyorum, merdivenleri inip çıkıyorum ton balığı kutuları taşıyorum yanımda,

sonra hala oluyorum üçüncü kez, bi evde dört çocuk bir bebek bir lohusanın yanındayım, onlara başka kendime başka hazırlıyorum yemekleri
Tartılma zamanı geliyor, 64,5

Sonra, sonrası annanemi uğurluyoruz ebedi yurduna cennete İnşaallah,  o zaman şaşıyor üç beş gün ama kopmuyorum kopmamam lazım, hayat devam ediyor ben de daha sağlıklı bi hayat sürmek istiyorum

Tartılın diyor Mehtap, evde tartı yok ( hala yok bu arada) komşudan istiyorum sabah tartılıyorum 59,5, ikinci tartılma tarihinde sonuç bu, sonra listeleri birebir değil ama genel kurallara uyarak izliyorum. 23 nisanda 58'i  görüyorum artık benimle birlikte herkes görüyor (gören ve farkeden herkes söylemiyor buna hazır olun, kilondan bahsetmekten zevk alanlar zayıflanmandan sanki pek de mutlu olmuyorlar gerçek bu)

Bi kaç daralttırma, bi kaç yeni kıyafet, verilmeye kıyılamamış eskiler ve balayında alınmış bir etek çıkıyor dolaptan
İ
Işte hepsi bu...

Bu öykünün kilo verme kısmı az yazıldı çünkü öyle büyütülecek bi şey değil, ben yaptıysam (listeler düzen bana göre değil ben bir balık burcu insanıyım) herkes yapabilir, yeter ki isteyin ama önce güvenin.

Ben Mehtap' a çok güvendim.
Şimdi karşılaşsak ona bu kadar rahat Mehtap diyemem, hem benden büyük hem çok değerli, saygın bi doktor, doktor hanım derim kesinlikle ama burda Mehtap diyorum ona, affına sığınarak ve çok teşekkür ediyorum, burdaydım burda olacağım sen yeter ki yaz.

Son olarak verilen kiloların yanında kazanılan arkadaşlıklar en güzeli onlar kendini iyi biliyor hepsini hepinizi çok seviyorum

Nuri ( rumuz seç denilince öyle oldu, ben Nuray)

19 Kasim 2013' Roma