Mutfak penceresinden disariya bakiyoruz... Bak yapraklar dokulmeye basladilar bile diyorum, belki degisik renklerde toplayip bana getirirsin birkac tane... Burnunu cekiyor.. Hava cok sicak.. Cok nemli.. Cok yapis yapis... Ama ruzgar var.. Gunes gokyuzunde ama, gokyuzu grimsi...
Anne bu mevsimin adi ne diyor.. Bu mevsimin adi Roma diyorum..

15 Nisan 2016 Cuma

YESSSSSSSSSS........ WE CAN......




Hic bilmiyoruz kim oldugunu.... Ama "yes we can" diyor ya, tam universiteye gitmek uzere yola cikiyorken, tam  elim kolum yeni kòk hùcre  yasasina ait belgelerle doluyken, beni yeniden bilgisayarin basina oturttu....
Hic bir sey demiyorum ek olarak.... Sadece "YES WE CAN...."





Herkese merhabalar,

Son sinifin ilk tartildigi noktadayim, yani ikinci liste ya da ikinci programin ilk kismi bitti.
Baslamadan once 71-72

23 Mart 2016: 70
15 Nisan 2016: 67 kilo

Ben de yaramazlik yapip ara ara tartiya ciktim ama bundan sonra yapacak olan varsa bosuna moralini bozmasin, motivasyonunu kaybetmesin. Tamam ben 68,5'a sabitlenmisim diye kendi kendime soylenirken bu sonuc karsisinda saskinlik icerisindeyim. Yasasin!

Ogle yemegine evime donebiliyorum, bu buyuk bir luks farkindayim, sonucta en cok bunun etkisi olmus olabilir: Sadece kendi yaptigim yagini tuzunu kendi attigim yemekleri yedim (Bir gun ogle yemeginde toplanti uzadiginda orda iki kucuk parca = yarim tost gibi bir sandvicle idare ettim sadece).
Yurumeye calisiyorum ama 10000 adimi gectigim dort bes gundur, genelde 5000-6500 arasi bir yerlerde kaliyorum.
Musliyi uc kasik yersem doyabiliyormusum, her yemek bir kase yogurtsuz olabiliyormus, peyniri azaltabilmek mumkunmus... ve belki de en guzeli, burdaki listeleri okuyup anlamaya calisirsa, vejetarjenler de rahatlikla bunu uygulayabilirlermis.
Tatli krizinin benim uydurdugum, fiziksel olmayan bir sey oldugunu dusunurdum. Iki defa geldi, gozum dondu. Markete girip bol cikolatali kurabiyeler, muffinler almak istedim. Sonra organik bitter cikolata ve sut aldim. Normalde yemiyordum aksam bunlari, dedim benim kacamagim da bu olsun.
Listelerin ust degil alt sinirlarina dikkat ettim. 6-8 kasik dediyse Mehtap hanim, 6 kasik yedim (ama bes degil). Pogacaya alternatif meyveyse meyve yedim. Yine bir kriz aninda o keki ya da pogacayi secerim, simdi degil diye. Bu zayiflamaktan ziyade saglik icin islenmis sekeri azaltma cabasi.
Bir de ara ogunleri yemeyecegimi soylemistim. Meyve yemeyince tatli krizi daha kolay geliyor ya da kuruyemissiz bir sonraki ogun oncesi cok acikiyorum diye tika basa doymadigim ogunlerin ardindan kucuk bir meyve ve iki ceviz ya da on badem yiyorum.
Ac kalmamak cok onemli, su saatten sonra artik bunu biliyorum. Su icmek de oyle. Az su ictigim gunler de daha kolay acikiyorum sanirim.
Yemekleri de 9 - 13.30 - 18.30 gibi yiyorum. Aksam yemeginden sonra hicbir sey yemeyeceginize karar verirseniz vucut bir haftaya alisiyor. Benim gibi gece kuslarinin uykuya vakitlice gecebilmesinde rolu buyukmus.
Bir de, hic alkol almadim. Anlayacagini dusundugum insanlara nedenini soyledim, ama kalabalik gruplarda hic sinirimi bozmayayim diye antibiyotik kullaniyorum deyip gectim.
Bu arada ben metabolizma cayi hic yapmadim ama kahveyi gunde bir, siyah cayi iki fincana indirdim. Aksam da yatmadan once papatya cayi iciyorum. Metabolizma cayi icin hala kendimden umudum var, bir ara yapacagim.

Uzun uzun yazdim ama bu daha bir basari oykusu sayilmayabilir, cunku hedefim 60 ya da altina dusmek ama yol uzun farkindayim. Simdilik bir sonraki hedefim 39 gun sonra 65'in altini gormek. Mehtap hanim, bu listeler ve yazilariniz icin tekrar tekrar tesekkurler; burayi okuyan arkadaslar, yes we can!

guzelgunler

10 Ocak 2014 Cuma

NEREDEYIM BEN.....




Herkes tatildeyken calismanin en guzel tarafi, herkes donerken gitmektir... Valizde iki kalin kazak, yun corap, kar cizmeleri, ipod'da "seni dusununce dunya degisiyor" diyen bir sarki... Yorgunluklari geride birakarak basliyor kucuk yolculugumun buyuk  keyfi...

Kuzeydeyim... Dilini bilmedigim bir ulkenin, gitmeyi daha once hic aklimdan gecirmedigim bir sehrinde, pencerelerinde minik isiklarin parildadigi kuzeyli bir otelde, arkadasimin evindeymisim kadar rahat, ayaklarimi toplamis oturuyorum sominenin basinda...

Disarisi kar kiyamet, icimde ilk defa ya zamaninda donemezsem duygusuna yer kalmamis, sominenin alevlerine bakiyorum... Odunlerin cikarttigi citirti, icimi isitiyor, cocuklugumun denizi sokaklara tasmis firtinali gunlerine, yanarken citirdayan kozlaklarin buruk kokusuna, kullere gomulmus patateslerin kozlu tadina geri  donuyorum...

Yanimda okuyacak hicbir sey yok... Zaten canim da istemiyor... Masajlar, buhar banyolari, mavi isiklarla vucuduma uflenen serin, defne kokan ruzgarlar, beyaz bulutlar gibi havlulara sarilip, tarcin kokulu caylar ictigim  SPA otellerinden degil burasi... TV yok, muzik yayini yok, yuksek sesle konusan kimse yok... Sicacik bir ortam, cok zevkli, yumusacik koltuklar, kenarlarinda mis gibi kokan minik ekose battaniyeler,  camlarin icinde lambalar, kimbilir neye bu kadar ofkenemis bir kuzey denizi manzarasi ve ben...

Federico ile konusuyorum telefonda... O babannesinde, yariyil tatilinde... Keyfi yerinde... Bu yil cok guzel gececek belli, 20 euro kazandim tombalada diyor, gulumsuyorum... Heyecanla konusuyor, heyecanla anlatiyor, odevlerden soz acip keyfini kacirmiyorum...

Yapilacak isleri, okunup duzeltilecek tezleri, yaklasan kongreleri, odenecek ivir ziviri, hicbir seyi dusunmeden  icine iki damla Hennessy damlatilmis kahvemi yudumluyorum...

Yillarin adi degisiyor, hayat ayni kaliyor diyordum hep... Hayir, hicbir sey ayni degil... Ne yillarin adi, ne de hayat... Belki de boylei daha guzel...

Iyi ki geldim buraya durduk yerde diyorum... Bu sehrin adi neydi diye dusunuyorum icimden, aklima gelmiyor... Hani biri sorsa "nerdeydin" diye bilmiyorum ki denir mi, yalniz cikilmis bir yolculukta... Hennessy az geldi kahvenin icinde, bir kadeh konyak lutfen diyorum fincanimi alan gorevliye... Oda numaraniz diyor mazikce...

Gulumsuyorum, cunku bilmiyorum...


........, 2014