Mutfak penceresinden disariya bakiyoruz... Bak yapraklar dokulmeye basladilar bile diyorum, belki degisik renklerde toplayip bana getirirsin birkac tane... Burnunu cekiyor.. Hava cok sicak.. Cok nemli.. Cok yapis yapis... Ama ruzgar var.. Gunes gokyuzunde ama, gokyuzu grimsi...
Anne bu mevsimin adi ne diyor.. Bu mevsimin adi Roma diyorum..

9 Temmuz 2010 Cuma

PASSO PER PASSO*...

Yagmur geliyor, hazir olun diyorum annemlere messengerde... Hic sasmiyor, 24 saat sonra Istanbul’a, 36 saat sonra annemlere ulasiyor Roma’da ne hava varsa... Gelsin diyor annem, her zamanki olumlu haliyle...

“Ne yediniz...?” diye soruyorum... “Cok guzel bir yer acilmis, iki gundur orada yiyoruz, sahipleri Van’lilarmis, sen gelince gelecegiz tekrar mutlaka” diyor annem... Babam, bana okumak uzere bir brosur almis... Her kahvalti menusu, ayri bir cicek ismi... Butun sevdigim seyler var... Kete, su boregi, kavut, otlu peynir, sigara boregi, balli ilitme, murtua, peynirli pide...”

Sonra annem, “sana cig kofte de yaptiracagiz, ozel siparis” diyor... Yillardir yemiyorum, gercekten cok seviyorum ama denk gelmiyor... “Valla ben hazirim” diyorum...

Federico, babasiyla kucuk bir tatil yapiyor... Yalnizim bu gunlerde... Zaten son aylarda hic yedigimin ictigimin hesabini tutmuyorum, hele son gunlerde iyice yaramazlik yapiyorum... Linda ile SAS’in restoraninda aksam keyifleri, yok Unita’nin panayirinda bira-cakma kumpirler, yok sekerci tezgahlari, Can ve Can ile lahmacun yemeler, Roberta ile cin borekleri, yumurtali princ pilavlari, Alberto ile parca pizzali oglen yemekleri filan... Kilo almiyorum ama bu elbette simdilik... Aslinda bazi kucuk sirlarim var tabii...

Benimle birlikte beslenme aliskanliklarini degistirip kilo verenlerin hemen tamaminin basina geldi... Yaklasik 1 yil sonra, artik kilo verilmemeye basliyor ve bu genellikle 10 kilo verdikten sonra oluyor...
Benim kilo fazlam yok ama yine de metabolizmami kontrol etmek icin uyguladigim kucuk sirlar var... Genellikle 1 ay sureyle uygularim ve hayatimda hic bir ozel degisiklik yapmama da gerek olmaz...



Iste annemlerle konustuktan sonra, bu hafta Federico’nun yoklugunu da firsat bilip bu yontemi uygulamaya karar veriyorum...

“Acaba en cok ne yemegi ozlerim ?” sorusuyla basliyorum, cogunuza sordugum gibi... Cevabim kizarmis barbun... Bizim evde balik cok piser ama Federico barbun'un yuzune bile bakmaz, balik diye bir tek levregi tanir, Antonio’ya yemesi zor gelir, bizim evde pek kizartma –hatta hic- yapilmaz ama ben cok severim...

Once renkli bir salata hazirliyorum...

Domates, radicchio (bir cesit kirmizi marul ama filizi yeniyor sadece), maydanoz, roka, kirmizi soganla koyuyorum...
.
Gecen hafta Filistin’li bir hastamin getirdigi zahtere (kutuda zathar yaziyor ve icinde susam, yabani kekik ve sumak oldugunu da nihayet ogreniyorum bu vesileyle),

bir kasik Dijon Maille cekirdek hardal (daha iyisini bilen varsa yazsin ama bence yok),
.
bir kasik zeytin yagi,
.
bir kac damla balzamik,
.
bir kac damla uzum sirkesi,
.
bir cay kasigi susam
koyuyorum...
.
Ekmek banip yenecek kadar lezzetli bir sos oluyor...
.
Baliklari iyice kuruluyorum...
.
Bol kizartma yagini, celik tavada yakmadan, kizdiriyorum
(iyi kizartma yapmanin sirri, iyi yag kullanmak, dogru tava secmek, kizartilacak besini asla soguk veya islak olarak tavaya koyup, yagin kizginligini azaltmamaktir) ...
.
Baliklari hafifce una buluyorum...
.
Barbun hassas bir baliktir, cabuk parcalanir. Onun icin sadece bir kez cevirerek kizartiyorum...
.
Once kagit havlunun uzerine, sonra servis tabagina aliyorum...
.
En sevdigim ekmek olan Napoli somun ekmeginden iki dilim cikartiyorum... Ekmek iki dilim gibi gozukuyor ama aslinda hepsi hepsi 35 gram...
.
Kendi kendime “elime saglik” diyorum...
.
Yarindan itibaren, “passo per passo” yani adim adim paylasacagim yaptiklarimi, soylemeden anlatacagim ne yapmaniz gerektigini...
.
Hic zorlanmayacagiz ve uzerimizden biraz yuk atacagiz...
Isterseniz tabii...
.
P.S1: Liga Bue'nin sarkisinin keyfini cikartin... "verdim gitti" diyor, kolay tavsiyeleri, hayal kiriklarini, iyi yapmayi bildigim yanlislari, yalnizliklari... Iki karton kutuya sigdi hepsi..
Burcu icin sectim bu sarkiyi...
.
P.S2. Linda'yi ve fotografimizin neden boyle puslu oldugunu ayrica anlatacagim... Gulecegiz birlikte
.

9 Temmuz 2010’Roma

18 yorum:

Selhan dedi ki...

Afiyet seker olsun Mehtap'cigim... Balik denince aklima gelen tek seydir barbun... Burada bulamiyorum, sadece Kibris'a veya Turkiye'ye gidince yiyebiliyoruz...

Iyi tatiller sizin ailenin erkeklerine. Bazen kafa dinlemek iyi oluyor.

Sevgiyle,
Selhan

Miskokulu Lezzetler -Mine- dedi ki...

Ne demeli afiyet bal şeker olsun.Barbun olurda kızartma olmazmı yazının devamını merakla bekliyorum.İzmirden sevgiler...

GZNTPSEDA dedi ki...

Çok güzel görünüyor.Elinize sağlık.
Barbun evimizde de en fazla sevilen balıktır.
Bu arada size zahterin (sanırım aynı şeyden bahsediyoruz) bizim evde farklı bir yenme şeklinden bahsedeyim, belki denersiniz. Daha çok kahvaltılarda yenir.Ayrı ayrı ufak bir kaba zeytinyağı, diğer bir kaba zahter konulur.Ekmeğinizi önce zeytinyağa sonra zahtere bandırırsınız, afiyetle yersiniz.

Son olarak müziği acaba bir tek ben mi dinleyemiyorum.

Sevgiler,
Seda

Not: Yazının devamınıda ayrı bir heyecanla bekliyorum.

Delfina ; dedi ki...

İşin sırrı dengeyi sağlamakta demek ki, sırları merakla bekliyoruz Mehtapcım.

minik dedi ki...

Ellerinize sağlık..
Öyle güzel anlatmışsınızki sbah sabah kalkıp salata yapmak geldi içimden.Sevgiler

kara kitap dedi ki...

balığı ben de çok severim,ama nedense barbunu sevemedim.belki de kendine has o kokusu yüzünden.salatanızın sosunu okurken ağzım sulandı.sadece salata bile doyurucu olmuş.

ben önerilerinizi dört gözle bekliyorum.dün akşam tartıldım 82 olmuşum.verdiğim 6 kiloyu hooop 1 ayda geri almışım.şu abur cuburdan tez zamanda vazgeçmeliyim. :(

nesrin dedi ki...

Yazilarinizi okumak beni büyülüyor. Ne derseniz yapacagim. Sevgiler...

Adsız dedi ki...

lütfen daha çabuk yaz sabırsızlıkla sizi bekliyorum. Manisadan Ayfer

tontontombo dedi ki...

mmmmm bayılırım ben de barbuna,afiyet olsun.Annenin bahsettiği kahvaltılıkları geçen hafta eşim vana gidince yemiş ,(kavut, bi de çörek gibi bişey varmış, ekmek yerine yiyorlarmış) anlata anlata bitiremedi, çok güzelmiş, bu yer ankaradaysa adı lütfen:)
yazının devamını da merakla bekliyorum, sevgilerimle

Brajeshwari dedi ki...

Şarkımı dinledim... İtalyanca anlamasamda, melodinin içinde ulaşmasi gerekenler ulaştı sanki bana:) Bu güzel hediye için teşekkür ederim....

Mehtapcım, minik sırların olduğunu biliyorum. Her güzel kadının sırları vardır.Yoksa nasıl böylesine güzel kalabilirler.. Yazacağın herşeyi merakla bekliyorum. "Doğru kaçamaklar yapmak" güzel bir yazı dizisi olacak gibi....

Salatanı yemiş kadar oldum.Balığın kokusu da burnuma geldi.

mine dedi ki...

kekimin yanına keyifli bir yazı
teşekkürler...
şişmanım ne yapayım elbet bir gün başlayacağım zayıflamaya ama bedenimin dayanamayıp yeter artık gitsin kilolar diyeceği ve onları vücuttan kendiliğinden atacağı günü bekliyorum : )

görüntü nefis, afiyet olsun

JBatik dedi ki...

Afiyet olsun :)ben de balık hastasıyım ama barbun la pek aram yok,aslen Çanakkaleli olduğum için sardalyaya bayılırım ve yazları iple çekerim Çanakkaleye gitmek ve mangalda sardalya yemek için....
Her gün sitenize bakmak yeni yazılarınızı okumak olmazsa olmazlarımdan.Bu zamana kadar sağlıklı beslenmek adı bizimle paylaştıklarınızın hepsine uydum ve şu anki halimden çok memnunum....
Bundan sonraki yazılarınızı merakla bekliyorum
Sevgiler Jale

Eya dedi ki...

Afiyetler olsun Mehrapcigim..pek iyi yapmissin...bu arada her ne kadar zayiflamayi basaramadiysam da yazacaklarini merakla bekliyorum..sevgiler

zehra

Tijen dedi ki...

Ben de ne kadar severim barbunu. Aklıma hep Torba'daki Ali'nin Yeri gelir, yıl 1997-8. Orada yerdik. Sonra bir daha yedim mi diye düşünüyorum. Hiç yememiş olabilirim. Bizim evde de balık kızartılmaz çünkü, en çok da çıkmak bilmez kokusu yüzünden. Afiyet olsun! (Vanlıların yerinin adresini alabilsek keşke, belki benim de yolum düşer bu ara)

funda dedi ki...

ben de bekliyorum seninle beraber yine yürümeyi.. 1.5 yıl olmuş ve ben verdiklerimi geri almamışım hiç bu harika ama minik bir silkelenme yine çekiyo gibi canım..zavallı yıkıp geçtiğin metabolizmam da özlemiştir senin hamlelerini :)
bekliyoruz o ve ben şu minik sırları

Sezer dedi ki...

Sevgili Mehtap,
Daha çok hamsiyi seviyoruz biz kızımla, patates, havuç, soğan, baharat vs. katıp buğulamasını pişiriyorum, genellikle..bir de palamut... Levrek de hoşuma gider, levrekle palamutu kızartırım, az yağla kızdırılmış teflon tavada. Ama çocukluğumdaki gibi balık yok, her zaman maalesef.. biz de konserveye yöneliyoruz ara sıra o yüzden(yağsız ton balığı).
Kızım, yazını okuyan seni çok yiyen obur biri zanneder, diyor. Öyle değilmişim! Fazla kilo fazla kilodur, zararını da görmeğe başlamışsak..değil mi? (1.57-69-50 y.)
Çok güzel şeyler yazmışınız yine..verdiğiniz bilgiler ışık oluyor hakkaten, arkadaştan gelen bir mektubu okur gibi okuyorum satırlarınızı..daha fazla sessiz kalamadım.
Kendinize çook iyi bakın!
Sevgiyle,
Sezer

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Sevgili Selhan, biz balik konusunda cok sansliyiz... Ozellikle federico icin haftada iki kez pisirmeye ozen gosteriyorum...

Sevgili Mine,
bana kalsa baligi sadece kizartma severim de, iste... Anlayin artik siz onu...

sevgili Seda, zahteri sizin soylediginiz gibi deneyecegim yarin sabah... Kokusu cok hosuma gitti...Kutunun uzerinde, salatalara, etlere ve baliklara koyabilirsiniz yaziyordu...

Sevgili delfina, ufak tefek sirlar ama cok ise yararlar..

Sevgili Minik, ben de kirpi olmasaymisim, herhalde kuzu olur musum... bayilirim her turlu salataya...

Sevgili kara kitap, 1 yil dayansaniz oturur hersey yerli yerline, inanin bana...

Sevgili Nesrin, kararli olmak mutlaka basari getiriyor... Onun icin sonuc alacaksiniz eminim...

Sevgili Ayfer, bu kez adim adim yazmaya karar verdim son kalan kilolardan kurtulmak icin yapacaklarimizi...

Sevgili Tontontombo, bu dedigim yer kuzey ege'de ama sanirim Yorsan'a ait bir yer... yani Ankara'da alasini bulursunuz..


Burcu'cugum, bana hayatta "guzel" oldugumu soyleyen, ilk degilsen de ikinci kisisindir sanirim... :-)) Hemen kabul ediyorum bu iltifati...

Sevgili Mine, siz karar verin, beklemeyin o gunu... hemen bugun baslayin bence..

Sevgili JBatik, ben de asma yapraginda sardalya yemege bayilirim... Her yil ozlemle bekledigim keyiflerden biridir...

Sevgili Eya, uzerine baska kilolar koymamak da bir basari olabilir bazi ozel durumlarda... Onun da zamani gelecek degil mi... guveninizi kaybetmeyin...

Tijen'cigim, Van'li Yorsan'in subesiymis...

Funda'cigim, hazirsan basliyoruz... Verdigin habere de cok sevindim...

Sevgili Sezer, sessiz kalmayin elbetteki, yoksa burada kendi kendime konusuyormusum gibi oluyor... ton baligi yemekle iyi ediyorsunuz... omega-3 bizim icin cok degerli cunku... Siz de kendinize iyi bakin...

Tuğba dedi ki...

Sevgili Mehtap, ben sınıfına kayıtlı olmayan bir öğrencinim biliyorsun. Ben de başlayalı hemen sizinle aynı süre oluyor sayılır. Şimdiiii bu sefer tam zamanında okuyup yazını ben de başlıyorum bakalım. Aslında 1.70 boy, 66 kilo ve 29 yaşındayım. Ve 4 aydır 66 kilodayım, yani daha fazla veremiyorum ve sanki şişmişim gibi bir his var içimde ölçülerim aynı olmasına rağmen. Bakalım ne değişiklikler olacak bu sefer.