Mutfak penceresinden disariya bakiyoruz... Bak yapraklar dokulmeye basladilar bile diyorum, belki degisik renklerde toplayip bana getirirsin birkac tane... Burnunu cekiyor.. Hava cok sicak.. Cok nemli.. Cok yapis yapis... Ama ruzgar var.. Gunes gokyuzunde ama, gokyuzu grimsi...
Anne bu mevsimin adi ne diyor.. Bu mevsimin adi Roma diyorum..

1 Temmuz 2010 Perşembe

YAPARIM BILIRSIN....

Hani bir sarki vardi bir zamanlar…
“Gelirim seni bulurum,
O arada Roma’yi da yakarim” diye...
Yeterince korkmamis olabilir kizcagiz diye de, “yaparim bilirsin” diye bitiyordu sarki...

Galiba oyleydi, aslinda tam hatirlamiyorum...
Iste ben de Roma kazan ben ates demistim ya dun gece... Ben de yaparim bilirsiniz ama Roma’yi yakmadan... Cunku benim atesligim oylesine kuru gurultu, makarna suyu kaynatmak icin sadece...
Once Inci’den bir mail geliyor, “Mehtap Abla, dogum gunum, Trastevere’ye yemege gidecegiz, yeri daha sonra bildiririm, gelirseniz cok sevinirim” diyor... Inci gencecik, piril piril bir genc kiz... Turkiye’de istatistik okumus, burada master yapiyor, olumlu, guler yuzlu, incecik bir tay gibi zarif...

Daha ben ona cevap yazmadan 1. Can ariyor... Onun birinciligi benim ilk olarak onunla tanismamdan oturu, 2. Can’la tanisilinca verdigim bir isim, Oyle de kaliyor. O da gencecik... Makine muhendisi uzerine isletme muhendisligi masteri yapmis, burada uluslarasi bir sirkette calisiyor. Akilli, terbiyeli, iyi yetistirilmis bir genc erkek... Mehtap Abla geleceksiniz degil mi bizimle yemege diyor...

Aksama dogru 2. Can’dan mesaj geliyor... O da elektronik muhendisi... Uzerine isletme masteri yapmis... Simdi bu yaziyi okurken “ohooooo, gorucuye mi cikiyoruz ?” dedigine eminim... Roma’nin sosyal yasantisini, avucunun ici gibi bilen, cok neseli, elestiri kapasitesi yuksek, humour sahibi, yesil harekete yakin bir genc insan...

1. ve 2. Can’la aksam icin sozlesiyoruz... Onlar gec kalmak konusunda benden daha iyiler, ama bu kez, ben de elimden geleni yapiyorum ve hep birlikte sadece ve sadece 1 saat gec kaliyoruz...

Trastevere her zamanki gibi capcanli... Seftali rengi evler, kucucuk sokaklar, kucuk kucuk trattorialardan gelen mis gibi yemek kokulari, sari solgun isiklarin altinda siselerde degil surahilerde servis edilen badem kokulu Frascati saraplari, gul satan cingeleneler, el yapimi incik boncuk tezgahlari... Bir de biz...

Fotograf cektigimi goren 2. Can, Mehtap Abla ben sizi cekeyim diyor, hayir diyorum hepimiz olalim, bu sokaklar biz variz diye keyifli bu aksam, yoksa alip kartpostallarina bakarim... Etrafina bakiyor, her zamanki muzipligi ile 1. Can’a iki uzun boylu, muhtemelen Iskandinav kokenli genc kizlari isaret ediyor, “kos oglum, hadi sor bunlara sor” diyor... Iste en ustteki fotograf, bu iki doga harikasina bakip gulumserken cekiliyor...

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
-.
.
.
.
.
.
Sonra Sevgi ve Inci ile bulusuyoruz...

Sevgi’de dunyalar guzeli bir insan... Turkiye’de bankacilik ve finans okumus, AB ile ilgili bir master yapmis, hizini alamamis ikincisini yapiyor Italya’da...
.
Geceyi gulerek, birbirimizin sectigi yemeklerin tadina bakarak, Roma’da bir yaz gecesi gelip Ispanyolca sarki soyleyen luzumsuz sarkiciyi yalanciktan alkislayarak,
masa komsularimizi hem de fotograflarimizi cekerken inceden inceye ti’ye alarak, Italyan kayinvalideleri, Turk annelerle kiyaslayarak, 2. Can'a ragmen b irsuru fotograf cekerek, yani cok keyifle geciriyoruz...

Inci 24 yasini gule oynaya bitiriyor...


Eve donerken dusunuyorum arabada... Cocuklarla ve genclerle iyi anlasabilmek cok buyuk bir sans hayatta...

Anti-aging dedikleri baska ne olabilir ki...

1 Temmuz 2010’Roma

p.s.Blogum boyle sessiz hosuma gitmiyor... Yandaki play tusuna basin lutfen...

17 yorum:

Miskokulu Lezzetler -Mine- dedi ki...

Pozitif enerji veren insanlarla, yüzleri gülen insanlarla birlikte olabilmek harika çevrenizden bu kişiler hiç eksik olmasın Mehtap Hanım.Sevgiler..

minik dedi ki...

Sizi keyifli bir akşam yemeğinde görünce bende keyiflendim.
2001 yılında Romada adını hatırlayamadığım bir meydanda tam 30 kişi çok keyifli bir akşam yemeği yemiştik...
Üstelik eşimin anneannesinin karalahana çorbası diye yaptığı çorbayı ''Akdeniz Çorbası'' adıyla tam 1 saat bekleyip içebilmiştik.Ama nefis sarımsaklı ekmekleri de anmadan geçemeyeceğim.Sevgiler

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Sevgili Miskokulu Lezzetler- Mine, hem onlar var hem sizler varsiniz... Daha ne olsun... ?

Sevgili Minik, Italyan-Turk mutfagi pekcok ortak yemek ve tatli icerirler... Benim cocuklugumun nohutlu hedigi, burada biraz uzum sirasiyla, Puglia bolgesinin tatlisidir ornegidir.. Roma ne kadar guzel bir sehir degil mi?

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Sevgili Miskokulu Lezzetler- Mine, hem onlar var hem sizler varsiniz... Daha ne olsun... ?

Sevgili Minik, Italyan-Turk mutfagi pekcok ortak yemek ve tatli icerirler... Benim cocuklugumun nohutlu hedigi, burada biraz uzum sirasiyla, Puglia bolgesinin tatlisidir ornegidir.. Roma ne kadar guzel bir sehir degil mi?

Selhan dedi ki...

Biz de genclik iksiri o;arak akademik hayati sectik o yuzden...

Sevgiler,
Selhan

Ayazma dedi ki...

Vallahi sizin bu yazılarınızı okuyup kendimi Roma'da buluvereceğim bir gün! O kadar güzel anlatıyorsunuz ki.. :)

Ben de Sevgi'yi nereden tanıyorum diyorum.. Okuldan göz aşinalığı..

Mavi tişörtlü Can pek hoşmuş bu arada. ;)

Sevgiler..

beenmaya dedi ki...

kendin gibi koca yürekli insanlarla güzel bir gece geçirmişsin anlaşılan ne güzel :))

bu arada inci'ye de iyi seneler...

Gün ışığı dedi ki...

Blogunuzu uzun zamandir severek okuyorum yazilariniza bayiliyorum , sizin gibi yazmayi yazilarimi bir öykü tadinda aktarmayi istiyorum. Cok basarilisiniz; Bende toscano bölgesini gezdim, tadi damagimda kaldi ikinci italya gezim bazi nedenlerden dolayi iptal; oldu ama bir daha düsünüyoruz. Romaya'da gelecegim mutlaka! selamlar ,sevgiler..
Bu arada ben de yengecim..

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Sevgili Selhan,
ustelik oyle siradan gencler degiller... Onun icin cifte kavrulmus bir anti-aging bu... Akademisyenlik konusunda haklisin... Ozellikle beyni genc tutuyor degil mi?

Sevgili Ayazma, bizim koy bayagi guzeldir iste boyle uzaktan bakinca... Bazen yakindan, yasamasi zor olsa da...

Sevgili Beenmaya,
oyle bir aksami Istanbul'da da gecirecegim baska kendim gibi insanlarla ilk firsatta... :-))

Sevgili Gunisigi.. Italya gezile gezile bitmeyecek bir ulkedir, cunku Turkiye gibi deniz isterseniz deniz, gol isterseniz gol, dag isterseniz dag bulursunuz... Tarih, moda, yemek, doga, gece hayati... kim ne istiyorsa...

tatlıhayat dedi ki...

Sevgili Mehtap,ben blogunun yorum yazmayan sıkı bir takipçisiyim.Ve aynı zaman da iDİLLLE HAYAT ın Ayşenin ablasıyım.Ayşen anlatmış bende 1999 da meme ca oldum ama doktor hatası yüzünden benim gittiğim zaman trafik kazası geçirip hafızasını bir süreliğine yitiren ama yine de dr.luk yapan bir prof.du.Cihat Bilge.Teyze kızlarımızda olduğu için takipte idik,bütün kontrollerimi yaptırıp gittim ultrasonları görüp beni hiç bir şeyin yok 2 sene sonra gel diye eve yolladı.6ay sonra sağ göğsümde kitle çıktı tabi hemen ameliyat ve diğer tedavileri gördüm ama ailemizden kimse (kardeşlerim dışında) bilmediği için doktor hakkında yasal bir işlem başlatamadım,hoş ülkemizde başlatsan da bir sonuç çıkmıyor.Ama şu anda çok şükür sağlıklıyım 6 ayda bir kontrollere gidiyorum.Kendimi hiç bırakmadım.Peruğumu takıp makyajımı yapıp gezdim tabi bunda sevgili eşiminde çok büyük desteği oldu.Hiç hasta muamelesi görmedim.Yaşamayı hep sevdim,en önemli kendimi gördüm.Lafı çok uzattım ama son sözüm hayatı ve kendimi seviyorum...Sevgiyle...

BAL ANNE dedi ki...

sevgili mehtap
seni tanıdıgımda çokkk mutlu oldum ve büyük bir azimle başladım saglıklı beslenmeye....
hatta nükhet z. ile mailleştim neler yaptı neler yapmadı diye.....
ama hafif bir başağrısı beni herşeyden uzaklaştırdı
40 gün içinde beyin ameliyatı oldum herşey kötü gidiyordu hayatım degişti...
4 çocuk annesiyim ve 32 yaşındayım
ölmek çok uzak geliyordu ama ameliyatta sonrasında kemoterapi ve radyoterapide ölümü çok yakınımda hissettim.....
yaşamayı çocuklarımı eşimi ve ailemi çok seviyorum
kanseri de yeneceğim
tüm olumsuzluklara rağmen
seni ve yazılarını çok seviyorumm

Eya dedi ki...

Gercekten de genclik iksiri oluyor sevgili Mehtap...pek iyi yapmissiniz. Bence de sevgi ve dotlugun paylasildigi,keyif alindigi sofralardan daha güzeli varmi? Bu arada ben bugün denemis oldugum ve basarili oldugum diyetine yeniden basladim...sevgilerimle

zehra

Tijen dedi ki...

Frascati şarabı da antiaging için yararlıymış diye duydum Mehtap, bir içen beş yaş gençleşiyormuş öyle mi?

mine dedi ki...

halam kendinden küçüklerle çok arkadaşlık edermiş, inanılmaz sosyal bir insandı belki de o muhteşem enerjisinin sebebi buydu :)
her daim gülen, güzel enerjili insanlarla böyle güzel masalarda buluşabilmeniz dileğiyle sevgiler...

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Sevgili Tatlihayat, cok yol gosterici, cok ibret veren oykuler bunlar... Yasamasi eminim anlatilmasindan cok daha zor olmustur. Guclu durusunuz, yasama olan bagliliginiz hayranlik uyandiriyor... Esinize benden kucak dolusu sevgiler, yaninizda guclu bir destek olarak durabildigi icin...

Sevgili Bal Anne,
Biz burdayiz, hepimiz... Neye inaniyorsak onunla sizin yaninizdayiz.. Kimimiz dua eder iyiliginiz icin, kimimiz sans diler, kimimiz reiki yollar... Yontemlerimiz farkli olsa da, hepimiz ayni duyguda birlesiriz... En kisa zamanda hastaliginizdan oncekinden daha iyi gunler gelecek... Yine konusacagiz, yine yazacagiz... Ben de sizi seviyorum ve bunu hic laf olsun diye soylemiyorum...

Sevgili Zehra,
gercekten genclik iksiri... Bu arada duzensiz ogun saatlerine dikkat diye hatirlatacagim her zamanki gibi...

Sevgili Tijen, bu sorunun cevabi benim nasil gorundugumle cok yakindan ilgili... Sence genclesmis miyim :-))

Sevgili Mine, benim de arkadaslarim anneme babama bayilirlar hep ve bu beni cok mutlu eder... Oglumun arkadaslariyla arkadas olmak icin genclerden gencligi hatirliyorum boylece...

Sezer dedi ki...

Sevgili Mehtap Hanım,
Türkiye'den selamlar!
Yazılarınızı uzun zamandır takib ediyorum. Sevgi dolu satırlarınızı okumadan geçemiyorum. Çok yardımsever insancıl birisiniz. Yaşama bakışınız sizi zinde kılacaktır daima..yaşı olmayanlardansınız bana göre...
Her bahar diyete girip almış olduğu kiloları verip birkaç ay içinde yeniden alan bir tipim! Bu bahar artık pes dedim ve diyetten vazgeçtim ama doktorum kilo vermem gerektiğini söyleyince yeniden dikkatli olmağa başladım. Yine birkaç kilo verdim şimdiden. Kaslarıma zararı oluyor fazla kiloların.. anladığım bu! Sorunum kiloları verdikten sonra ideal kiloyu koruyamamak! Bununla ilgili yazdınız, başka kaynaklardan da okudum zaman zaman ama hamur işine yönelik bir beslenme anlayışımız var, hamur işini seviyoruz işte! Belgesellerde yemek sofraları kuruluyor; hamur ürünleri... E hobimiz yemek pişirmek, denediklerimizi tadmadan olmuyor. Şimdi verip yeniden alacak mıyım, diye düşünceler sardı beni. İşte böyle, size ideal kiloma ulaşıp ve onu yıllarca koruyup öyle yazmak istiyordum ama...
Sevgiyle kalın!
Sezer

birdutmasali dedi ki...

tüm dualarının kabul olması dileklerimle
hayırlı kandiller mehtapcığım