Mutfak penceresinden disariya bakiyoruz... Bak yapraklar dokulmeye basladilar bile diyorum, belki degisik renklerde toplayip bana getirirsin birkac tane... Burnunu cekiyor.. Hava cok sicak.. Cok nemli.. Cok yapis yapis... Ama ruzgar var.. Gunes gokyuzunde ama, gokyuzu grimsi...
Anne bu mevsimin adi ne diyor.. Bu mevsimin adi Roma diyorum..

9 Şubat 2009 Pazartesi

AFET-I DEVRAN NERIMAN..

Bir yerinden takilip kaliyorum bu siradan oykuye.. Siradanligin icindeki gerceklik bagliyor beni.. Hayatin icinde var olma cabasi veren, durust, efendi, biraz da huysuz Ali Haydar’la, gururlu, dogru bildiginden sasmayan, iki cocuguyla hayatin dislilerinde ezilmemeye calisan Hanim’in oykusu Ikinci Bahar’da anlatilan.. Kasap Melahat, Secaattin, Vakkas, Timothy, Gulsum, Ulas hepsi sanki gercekten Samatya’dalar, yasiyorlar, umutlari, ofkeleri, yanlislari-dogrulari ile varlar.. Oradalar…

Iclerinden biri icimi butun oykulerden cok sizlatiyor.. Afet-i devran Neriman.. 3 koca eskitmis, Ali Haydar’a delice asik, askini belli etmekten sakinmayan, sonuna kadar, iyilikle, iyiligin yetmedigi yerde kotulukle mucadele eden, acimasiz ve acimasizca asik bir kadin Neriman..

Ugur Yucel, Orhan Oguz ve Turkan Derya’nin yonettigi, senaryosunu Sulhi Dolek’in yazdigi bu dizinin son gunu neredeyse televizyonun icine girip oturacagim.. Kanepe ile televizyon arasindaki mesafe bile uzak geliyor gozume.. Antonio’nun annesi bizde.. Biraz da hayret ederek bakiyor benim bu diziye olan ilgime..

Artik neredeyse sona yaklasilmis, huzun diz boyu.. Neriman geliyor veda etmeye.. Kaybetmis ama dimdik omuzlari.. “Sevgi, onun ugruna mucadele etmektir” diyor Ali Haydar’a.. “Sevgi, kaybetmekten korkmadan, sevgini gostermektir.. Sevgi, sevilmedigini anladigin zaman, cekip gitmeyi de bilmektir”.. diyor.. Sadece 3 cumlede askini ve acisini anlatip, cekip gidiyor..

Agliyorum ben.. O kadar gercek ki Neriman’in acisi, o kadar icimde duyuyorum ki o caresiz aski, gitmekten baska yol kalmayisini, onun orada gururdan dokmedigi goz yasini, ben evimde televizyonun onunde sandalyeye tunemis bir sekilde dokuyorum.. Antonio ile annesi hayretler icinde bakiyorlar bana.. O yildan sonra hemen hemen hicbir diziye boyle baglanmiyor, hic kimsenin cumlelerini aklimda tutamiyorum zaten..

Cumartesi sabahi birdenbire aklima geliyor Neriman.. Geceki firtina yuzunden uyuyamayip, Can Dundar’in “Yuz Yilin Asklari” kitabini okuyarak sabahi edip, butun buyuk asklarda, buyuk mutsuzluklar var diye dusunurken, kanepenin ustunde uyuyakalip, iste olmam gereken saatte ayaga firliyorum.. Ustelik nobetciyim..

Hasteneye telefon ediyorum, poliklinikteki arkadasima 1 saat gecikecegimi soyleyip, yerime bakmasini rica ediyorum.. Yagmur deli gibi yagiyor.. Aslinda yolum yarim saatlik ama ben her gec kalista oldugu gibi, zamani biraz genisleterek soyluyorum her ihtimale karsi.. Yollar bombos.. Kahvesinin iyi oldugunu bildigim bir benzincide duruyorum.. Barin arkasindaki aynadan yorgun yorgun bakiyor bana gozlerim.. Kahve mis gibi kokuyor.. Radyoda Tiziano Ferro, o bana cok yalanci gelen sesiyle “scusa se ti amo” (seni sevdigim icin ozur dilerim) diyor.. Iste tam o anda geliyor aklima Neriman..

Ozur dilemek oyle mi? Birini, o sizi sevmeden sevdiginiz icin; oyle mi? Karsiligini almadan sevginizi gosterecek cesaretiniz oldugu icin; oyle mi.. ? Aski bir degis tokus, bir hesap kitap, bir plan olarak gormediginiz icin; oyle mi? Sakinmadan, saklanmadan, yureginizden tastigi kadar vermeye hazir oldugunuz icin; oyle mi?

Bryan Adams’in da oyle bir sarkisi yok muydu sahiden de? “please forgive me, I can’t stop loving you”.. diyen..

Allah Allah.. Neyin ozuru bu..?
Sevilmediginizi hissettiginiz yerde, ceker gidersiniz “sevmek, gitmeyi de bilmektir” diyerek..

Hoscakal dersiniz..
Ben seni seviyorum dersiniz..
Bir mektup birakirsiniz..
Bir siir yazarsiniz..
Isterseniz aglarsiniz..
Belki gulumsersiniz..

Rahat gorunmeye, caninizin ne cok yandigini gostermemeye calisirsiniz.. Basinizi dik tutarsiniz, kalbinizin kiriklari avuclarinizda..
Ya da siz ne demek istiyorsaniz onu dersiniz..

Ama gercekten seviyorsaniz eger, kirmadan, dokmeden, incitmeden, yaralamadan gidersiniz..

Yoksa siz ozur diler misiniz?
Bir insani sadece sevdiginiz icin, ondan ozur diler misiniz?
Sana asik oldugum icin affet beni der misiniz?
....

9 Subat 2009'Roma


P.S. Hem ikinci Bahar sarkisini hem de artik elim mahkum, uzerine yazi yazdigima gore Bryan Adams'in Plaease forgive me sarkisini dinletmek istiyorum size.. secim sizin..

9 yorum:

Cheetos dedi ki...

Mehtap sen mi demiştin "ben aşktan söz etmeyi bilmem" diye...

beenmaya dedi ki...

aşkın, sevmenin özrü olur mu hiç. özer bal'ın dediği gibi ben seviyorsam en bahanesin der ve giderim eğer gitmem gekiyorsa hepsi bu :)))

atesinsesi dedi ki...

sevmek gitmektir kimi zaman. bak vaktiyle söyle yazmışım


***
Hecelendikçe eskiyen griliklerde
Soğuk buzul mavisi:
Kentlerin kıyısına çarpan gözlerin
Evet, baştan sona ölüme yoldaş
avuçlarımdaki o derin iz.

t.kurt /sevgiyle

Mehtap P.G dedi ki...

Sevgili Cheetos, ben demiyorum ki bunlari, Neriman soyluyor.. laf aramizda ne cok ask yazisi yazmisim bu son aylarda.. blogumun adini gecici bir sureyle "mevsimlerden ask" olarak mi degistirsem acaba? :-))

sevgili Beenmaya, cok begendim bu sozu.. "ben seviyorsam, sen bahanesin.." Hepsi bu iste

sevgili atesinsesi, bu vesileyle siirlerinizi okumaya devam ediyorum.. tesekkurler..

beenmaya dedi ki...

çok beğendiysen o zaman sana şiirin tamamını yazayım :))

nasılsa öyle yaşanacaktı
ha bugün yalnız
ha günün ötesi
seni sevmek
beni harcamak olmayacaktı
sana yüklediğim anlamları
senmişsin gibi düşünme
aldanırsın
sen o anlamlarda
sadece bende varsın
ben seviyorsam
sen bahanesin

özer bal...

funda dedi ki...

emre ikinci bahar şarkısını çok sevdi.. gidip gelip dinliyoruz.. anne ikinci bahar diyor geliyoruz hemen buraya :) yorum sayfası açılınca müzik gitti.. üzüldü bizimki, dönelim geriye hemen..

ZAMANDAN SIZAN...KIYMET dedi ki...

Mehtap kadının sevme hali başka olmalı..asil olmalı kadın,bir kere tekil olmalı..anaçlığın verdiği korumacık olmalı..

Ful yaprakları dedi ki...

gerçekten beğendim :)

Parpali dedi ki...

Sevgi zorla olmuyor. Ben aldatılan eşlerin kocalarını eve döndürmek için uğraş vermelerini de anlamıyorum ki. Bitmişse arkanı dönüp gitmeyi bilmek gerekir. Ya da sevmiyorsa sizi karşınızdaki.