Mutfak penceresinden disariya bakiyoruz... Bak yapraklar dokulmeye basladilar bile diyorum, belki degisik renklerde toplayip bana getirirsin birkac tane... Burnunu cekiyor.. Hava cok sicak.. Cok nemli.. Cok yapis yapis... Ama ruzgar var.. Gunes gokyuzunde ama, gokyuzu grimsi...
Anne bu mevsimin adi ne diyor.. Bu mevsimin adi Roma diyorum..

20 Kasım 2009 Cuma

FAME....

Birkac yil once bir arkadasima Ankara’daki bir adresi tarif ederken, “ADAM magasini gectikten sonra iki sokak otede” demistim... Gulmekten iki buklum olmus, “Askolsun Mehtap, kac dil bilen kadinsin, o oyle mi okunur, EDIM o magazanin adi” demisti..

O gunden sonra benim kisisel sozlugume adamlar ve edimlar .olmak uzere iki ayri kelime ve kavram yerlesti... Yani baska bircok sinifa da ayirdigim erkekleri, “kendi hayatlarina ve hayatlarindakilere sahip cikabilme yeterlilikleri, sevgiyi algilama, duygularini ifade edebilme kapasiteleri, bakimliliklari, corap-ayakkabi-pantolon, kemer-ayakkabi-pantolon uyumlari, berberleri ile olan iliskileri ile filan da degerlendirerek adam gibi adamlar ve edim gibi adamlar olmak uzere de siniflamaya basladim...

Bu arada Turkiye’de magaza adi verirken de, acaba hangi dilde okusam diye dusunmeden gecemedigimi de ekleyeyim...

Siz bu yazinin basligini hangi dilde okudunuz?



FAME... Eger “feym” diye okuduysaniz, san, sohret, pariltidan soz eden bir yazi bekliyor olmalisiniz..


Italyanca okursaniz eger, “fame”, aclik demek...
Aclik...



Bugun 17.000 bebek daha yeterli beslenemedikleri icin olduler...
Dunya uzerinde 1 milyar kisi ac...

Dupeduz, basbayagi, yasam fonksiyonlarina yetecek enerjiyi alamaiyacak kadar yoksul ve ac...

Bir de obur yuzu var dunyanin...

Yani cok tok, asiri tok, yasam fonksiyonlarini riske sokacak kadar tok yuzu dunyanin...

Oyle ki, bu asiri toklugun yarattigi “obesite” bir pandemi duzeyinde ve “GLOBESITA’” olarak adlandiriliyor. Obesitenin yarattigi risklerle iliskili hastaliklar, olum nedenleri arasinda ilk siraya yukseliyor...Metabolik sendrom ve diabetli sayisi inanilmaz bir hizla artiyor...

Sismanlik konusunda elbetteki genetik faktorler cok onemli ama cevresel faktorleri, yemek yeme ve pisirme aliskanliklarimizi, kendi yanlislarimizi ogrettigimiz cocuklarimizin omurlerinin kisaldigini da aklimizda tutmamiz, hayatimizi “bir parca izgara et biraz sebze kiskacina sokmadan, onemli ve cok zengin mutfak kulturumuzu kaybetmeden, istedigimizi yiyerek saglikli kiloda kalmanin yolunu ogrenmemiz gerekiyor...

Artik su kafasina gore yavaslayan metabolizmadan konusmanin vakti geldi galiba...
Size bir sir vereyim hemen...

Metabolizmamiz yavasladigi icin sismanlamiyoruz, biz sismanladikca metabolizmamiz yavasliyor...

Bu konuda biraz dusunurseniz, neden sismanlar, zayiflardan daha az yerler ve sisman kalirlar sorusuna cevap verebilirsiniz sanirim...

Bu yaziyi Roma’da gerceklestirilen FAO (Dunya Gida Guvenligi Zirvesi) nedeniyle yaziyorum... Ne FAO baskani Jacques Diouf’un pijamalar icindeki aclik grevi, ne belediye baskani Gianni Alemanno’nun ona verdigi sembolik aclik destegi bu konuya yeterince ilgi uyandirabildi. Kaddafi’nin kendisini eslik eden hosteslere verdigi 50 euro’luk harclik ve Kuran-i Kerim hediye etmesi birer satirla butun gazetlerde yerini aldi. Roma’da trafik alt ust oldu.

Ben bu konuyla ilgili okuduklarimdan yepyeni seyler ogrendim... Dunyada et tuketimi artiyor. Et uretimi cok su tukettiriyor ve cok fazla artik birakarak onemli bir doga kirlenmesine yok aciyor, tarim arazileri azaliyor ve buna bagli olarak tahil ve sebze meyve fiyatlari artiyor. Zaten sebze ve meyvenin kutulanmasi ve nakli, ete oranla cok daha zor oldugu icin de, uretim daha da cok ete kayiyor. Bu toplantidaki konusmacilardan biri haftanin bir gunu, hic hayvansal protein icermeyen yemekler yenmesini oneriyordu. Bana cok akla yakin geldi ve sut haric olmak uzere bunu bizim evde uygulamaya karar verdim.

Persembe gununu hayvansal protein icermeyen gun olarak ilan ettim...
Bugun oglen izgara kabakli bir sandvic, aksam da etsiz nohut ve pilav vardi bizim evde...
Uzerinde dusunun derim...

Pazartesi gunu metabolizma ile ilgili konusalim... Sevgili Ferat’in hazirladigi, beni cok mutlu ederek gulumseten “METHAP’in kurallari uzerinde de biraz duralim, sorulariniza da cevap verelim diyorum ben... Methap'i niye koyu renkle yazdigimi da anlatacagim o zaman...

Oyleyse gorusmek uzere, iyi hafta sonlari hepinize....

20 Kasim 2009’Roma

14 yorum:

Belgin dedi ki...

METHAP´i neden öyle yazdigini anladim sanirsam;)) Pazartesi sabirsizlikla bekliyorum.
Sana güzel ve huzurlu bir haftasonu diliyorum.
Sevgilerimle

Eya dedi ki...

Canim Mehtapcigim...bu muhtesem yazilarini okumak bana ilac gibi geliyor. Ne kadar tezatlarla dolu bir dünya. Isin ilginc tarafi bu tezatligi da biz insanlar yaratiyoruz.Et konusunda yazdiklarin cok ilginc ve tabii düsündürücü.Sanirim haftada 1 gün etsiz beslenmeyi rahatlikla uygulayabilirim, cünkü bende yemeklerde et kullanmayi pek sevmiyorum.Bu obezite durumunu düsündügümde (bende bu gruba dahilim) bizim acizligimiz diye düsünüyorum.Dogadaki yasayan varliklar bile sadece aciktiklari zaman yiyorlar ve doyduklarinda kalani birakip gidiyorlar.Aklin verdigi bir fazlaligi mi yansitiyoruz hayatimiza?

sevgilerimle

zehra

Adsız dedi ki...

şöhret ve açlık sözcüklerinin aynı olması çok manidar geldi bana. uzun bir süredir üzerinde çalıştığım bir konuya ilişkin ilham verdi. acaba celebrity nasıl yer alıyor italyancada? bu arada resimler çok can yakıcı, vicdan kanatıyor. hep beraber açlığa, hastalığa, yokluğa terk ettiğimiz koskoca bir kıta africa. sanırım bu kıtanın gözlerimiz önünde yok oluşu (yok edilişi) insanlık tarihinin en büyük ortak suçu olacak. ve hiç birimiz bu suç ortaklığından kaçamayacağız. bu gün de öğrettiğiniz şeyler için teşekkür ederim.
sevgiler ve saygılar mehtap hanımcığım. kolay gelsin. güneş

Adsız dedi ki...

Küçükken annem ve abim gazeteden boyle bir resim kesmişler ve bana gösteriyorlarmış. "Bak yemezsen böyle olursun" derlermiş. O zaman etkili olmuş. Şimdi de oldu. Artık sınırsız yemeli açık büfelerden uzak duruyorum. Tabağıma yiyeceğim kadar alıyorum. "Doymazsam gider yine alırım" diyorum. Yemekleri sipariş ederken azar azar gerektikçe sipariş veriyorum. Yediklerimiz hem para, hem emek olarak gerçekten nimet. İyi seçerek yemeliyiz. Bedenimize çöp öğütücü muamelesi yapmamalıyız. Bizimle paylaştığın tüm bilgiler için çok teşekkürler Mehtam. Kendimi eskisinden daha çok seviyorum...
Not: Ankaradaki O mağazanın adı senin dediğim gibi "Adam" diye okunur ve tüm Ankaralılar öyle bilir(di). "Fame" ise artık aklıma başka kavramları da çağrıştıracak. Yemek nimettir gerçekten iyi seçerek yemeliyiz.
Sevgiler Canan (Eski Ankaralı)

Ekmekcikız dedi ki...

Mehtapcım,
Başlığını ilk gördüğümde, İngilizce telaffuzuyla okudum. Sonra aklıma senin şan şöhretle ne işin olur ki, sorusu geldi ve bu olsa olsa İtalyanca bir sözcüktür diye düşündüm. Öyleymiş!

Roma'yı altüst eden toplantının, çeşit çeşit israf dedikodusuyla anılması, çarpıcı bir çelişki oldu. Keşke, inanlar dünyanın kaynaklarını gereksiz harcamaktan, israf edip diğerini yoksun bırakmaktan çok geç olmadan vazgeçmeyi öğrenseler.
En azından durumun "bu" oluşunun farkına varsalar...

kütahya dedi ki...

HAKLI SÖZE NE DENİR İNSANLAR AÇLIKTAN ÖLÜRKEN BİZLER ZAYIFLAMAYA UĞRAŞIYORUZ NE GARİP PARAMIZ OLSA BİLE SIRF BU İNSANLAR İÇİN BİLE FAZLA YEMEMELİYİZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM SEVGİLERİMLE

DeepPurple dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Ebru dedi ki...

Mehtapçığım
Yine harikasın, sayende bu konuda update çalışmalardan da haberdar oluyoruz...Ben de denemeye başlıyorum bu hafta itibariyle 1 gün protein-free beslenme programına...Sağlıklı kal...

Ebru (Ancient)

birdutmasali dedi ki...

:(((

O elin içinde duran el varya :((((
bir bulsamda, yakalasam,
hiç bırakmasam :(((((((((((((((

Ferat dedi ki...

Ben biliyorum neden METHAP'i buyuk yazdigini..:))

Yine de kendimi imtehani bitirip sonucunu bekleyen bir ogrenci gibi hissediyorum. Bu duyguyu hissetmiyeli 10 sene oluyor. Meger bana doktora yaptiran ve akademisyen yapan bu duyguyu sevisimmis..:)

Sevgiyle....

elif dedi ki...

Bu arada Turkiye’de magaza adi verirken de, acaba hangi dilde okusam diye dusunmeden gecemedigimi de ekleyeyim...

ayakta alkisliyorum..

deruni dedi ki...

Yine harika bir yazı... Yaşamın ne sürprizler hazırladığını bilemeyiz. Eğer dünyaya böyle davranmaya devam edersek fotoğraftaki elleri, fotoğraftaki eller olarak değil kendi ellerimiz olarak göreceğiz. Çok merak ediyorum, şu siyasiler dünyanın nereye doğru gittiğini gerçekten mi görmüyorlar? Hadi şimdi Afrika yı izole sanıyoruz, gelecek on yıl sonra bütün bilim adamları her yer Afrika olacak diyorken, kendimizi hangi izolasyonun içinde bulacağız? Yahu gerçekten bu kadar kör müyüz?

Terazi dedi ki...

Sevgili Mehtap,

Yine ne güzel yazmışsınız... Sadece içerik değil, üslup ve tarzınıza da bayılıyorum.Tüm yazdıklarınızdan çıkarımlar yapıyor, yeni yeni şeyler öğreniyoruz. Bu blogda kendiliğinden oluşan "sınıf konsepti" ile siz de doğal "öğretmenimiz" oldunuz zaten...

Yarın Türkiye'de "24 Kasım Öğretmenler Günü'nü" kutlayacağız. Ben de bu vesileyle; tüm meslektaşlarımın ve izninizle sizin de gününüzü kutluyorum: Emekleriniz, paylaştıklarınız, sabrınız, en önemlisi de karşılıksız özveriniz için...

Sevgi ve saygılarımla...

Adsız dedi ki...

After its rise in popularity during the 1940s, pizza pie restaurant chains began springing to life all around the country.
What is it that makes your company or product unique. Though pizzas are incredibly rich and exceptionally
fattening Domino's has were able to maintain their nutritional value by using newly baked breads and vegetables and lean meats.

Look into my weblog check this out