Mutfak penceresinden disariya bakiyoruz... Bak yapraklar dokulmeye basladilar bile diyorum, belki degisik renklerde toplayip bana getirirsin birkac tane... Burnunu cekiyor.. Hava cok sicak.. Cok nemli.. Cok yapis yapis... Ama ruzgar var.. Gunes gokyuzunde ama, gokyuzu grimsi...
Anne bu mevsimin adi ne diyor.. Bu mevsimin adi Roma diyorum..

22 Temmuz 2009 Çarşamba

OLMASA DA OLUR CUZDANIMDA MILYONLAR...


Insan, bir guncuk yasayan su sinegidir..
Ben de bir insandan baska neyim ki..
Sevmis olmaktandir ovuncum..
Baska degil...

22/7/2009'Roma

38 yorum:

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Mehtap,
Buradan yazılarınızı izliyorum, kaç zamandır.
O kadar çok insana umut, canlılık, hayatla ilgili yepyeni düşünceler verdiniz ki...
Ne kadar değerli bu yaptığınız!

Doğum gününüz kutlu olsun, hep böyle ışıldayın.
Sevgiler.

Hayat dedi ki...

Sâdelikteki güzellik,
Azdaki çokluk...
'Sevmek' ve 'insan' olabilmek...
Sevgiyle, insan olabilmenin onuruyla, sevdiklerinizle..
Nice, sağlık- esenlikli yeni yaşlara...!

funda dedi ki...

iyiki doğdun diye klasik bir laf vardır ya.. ama ben klasik olsun diye değil, iyi ki doğduğunu en içimde hissettiğim için söylüyorum bunu.. federico ve antonio çok şanslılar senin gibi bir kadın hayatlarında olduğu için.. ve ben de çok şaslıyım tabi sen olduğun için..
mutlu yıllarınız olsun hep birlikte..

Delfina ; dedi ki...

Doğum günün kutlu olsun Mehtapcığım.Bizim hayatımıza katmış olduğun güzellikler sana kat kat fazlasıyla dönsün...Oğlun ve eşinle nice mutluluklar yaşayın.

Bu sene içmde şöyle bir his var;

Mehtap,bize aktardıklarını bir kitapta topluyor ve okuyucularına sunuyor.Yayınevi taleplere yetişemiyor.Bütün dünya hafiflemeye başlıyor...

Haydi Mehtapcım,yazıların çok güzel,kendine doğum günü hediyen olur hem...

Sevgiler,

Adsız dedi ki...

Doğum günün kutlu olsun:-)
Yeni yaşın eskisinden de güzel olsun...
Sevgiler Sibel

Halime dedi ki...

Doğum günün kutlu olsun.en güzel hediyeleri veremiyoruz sana ama en sıcak sevgilerimi ve minnetlerimi sunuyorum.3 ayın sonunda hayatımda olmadığım kadar özgüvenle dolaşıyorum senn özverin sayesinde ... Sonsuz teşekkürler ve sonsuz mutluuklar

Kağıttan Gemiler dedi ki...

Doğum gününüz kutlu olsun. Sevdiklerinizle nice mutlu yıllara. selamlar

berrin açılmış dedi ki...

doğum günün kutlu olsun mehtap cığım
yeni yaşının
sağlık - mutluluk - huzur getirmesini diliyorum

Beyza dedi ki...

Mehtap Hanim,
dogumgününüz kutlu olsun. Saglikli, mutlu, sevdiklerinizle gecireceginiz nice yaslar diliyorum.
Sevgiler

Barisbasak dedi ki...

Resim coook guzeeel! Nice mutlu senelere, aileniz ve sevdikleriniz ve yardim ettiginiz insanlarla birlikte :-)

Şehnaz dedi ki...

Mehtep Hanım Günaydın,

Doğum Gününüz Kutlu Olsun. İyiki Doğdunuz ve iyiki varsınız. Yeni yaşınızı ailenizle ve sevdiklerinizle birlikde mutlu,sağlıklı ve huzurlu geçirmenizi dilerim.

Benimde 3 ayım doldu ve 3 ay sonunda senelerdir göremediğim kilomdayım.(66 :))

Bizimle paylaştıklarınız için size sonsuz teşekkürler...

Sıcak İzmir'den sımsıcak sevgilerle
Şehnaz

Adsız dedi ki...

Mehtap Hn. doğum gününü tüm içtenliğimle kutlarım. Nice yeni yaşlara sağlık, mutluluk ve sevdiklerinle erişmen dileğiyle...
Sevgiler, Gülsüm

sueyda dedi ki...

mehtap;
günün gününden güzel geçsin...

sedaca dedi ki...

mutlu yaşlar olsun Mehtap hanım
sevdiklerinizle çook mutlu günlere, yaşlara...

Meyvelitepe dedi ki...

Ne harika bir hediye almışsınız! Sevgi, iyilik ve güzellik dolu nice yıllara.

Sevgiler...

gülenyüz dedi ki...

'seni anan bizim için doğurmuş canım':)iyiki doğdun iyiki varsınnnn.....

Hayat dedi ki...

Gerçekten de çok ince ruhlu bir insan var karşımda, ne güzel... : )
Sizinle daha ayrıntılı yazışabilmek isterim kısmet olursa...
Bu akşam bir yemek, gündüz eczanenin dışişleri vs. uzun kalamıyorum nette.
Ruh inceliği, kişinin zekâsı ölçüsünde artar diye kalmış aklımda..
Güzelliklerinizle yaşayın,lûtfederseniz sizinle düşüncelerimi ve deneyimlerimi paylaşıp, fikir alışverişinde bulunmaktan onur duyarım.
Birbirimize farklı yönde, düşünce ufkumuzu genişletecek katkılarımız olabilir gibi geliyor bana.
Teşekkür ve sevgiler...

birdutmasali dedi ki...

HANİ BU SÖZÜ ÇOK SEVMİŞTİN
'' hayata dokun''
ve hayat sana hep gülümsesin sevgili mehtapcığım.
doğum günün kutlu olsun.

hilal dedi ki...

Sevgili Mehtap bir ömür boyu sevdiklerinle mutlu ve huzurlu bir ömür geçirirsin inşallah,doğum günün kutlu olsun...

kekik dedi ki...

Bir günlük gecikmeyle de olsa doğum gününüzü kutlamak ve her şey için tekrar teşekkür etmek istedim. İyi ki varsınız:)

yasemin dedi ki...

dogum gununuz kutlu olsun mehtap hanım...nice saglikli yaslara mutluluk ve huzurla

Adsız dedi ki...

Doğum gününüz kutlu olsun Sevgili Mehtap Hanım.Ressam Federico,eşiniz ve tüm sevdiklerinizle mutlu bir ömür geçirmenizi dilerim. sevgiler.

Ü.A.

Adsız dedi ki...

Sevgili Mehtap,

Yeni yaşın yeni güzellikler getirsin hayatına.

Doğum günün kutlu olsun.

Sevgiler

Emel

beenmaya dedi ki...

geç kalmış bir doğumgünü kutlaması olsa da bu satırlarım en içten şekilde herşeyin gönlünce olmasına dair bütün dileğim. sağlıklı, keyifli, mutlu nice seneler...

Cheetos dedi ki...

hergün yeni bir doğum günü mehtapcım, her sabah yeni bişeylere açıyoruz gözlerimizi. sen de biliyorsun ya...

K®HAN dedi ki...

yükselsin istiyorsan balonun
kum torbalarını bir bir
bırakman gerekecek.
işte budur belkide
maddiyatı -kalben- terk.

doğum günün kutlu olsun.
nice yıllara ve daha yükseğe...

Tijen dedi ki...

Ne varsa hayal ettiğin,
bir bir gerçekleşsin.

özlem felah dedi ki...

tatildeydim bu gün döndüm bir de baktım ki 4 gün önce hiç tanımadığım şahane bir kadının doğumgünüymüş. şimdi çeşmeden yeni dönmüş hafif bronz ve de balıketi bir kadından doğumgünü hediyesi olarak bol güneşli (hayatın hep güneşli ve aydınlık olsun) günler, bol balıklı ve rakılı geceler (gecelerin de hep aydınlık ve neşeli olsun) ve bol bol öpücükler

Oya Kayacan dedi ki...

Geç kaldım sevgili Mehtap ama olsun, mutluluklar dilemenin vakti saati olmaz. Daha nice yılları keyifle kutla...

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

sağlıklı mutlu nice yaşlara, tüm sevdiklerinizle

Hüzünbaz dedi ki...

merhabalar
Bugun karsilastigim ve ayni gun hatmettigim blogunuzu cok cok begenerek ve ümidvar bir sekilde okudum..
24 yasinda,
74 kilo
160 boyunda
surekli diyet yapip her seferinde kilo veren lakin sonrasinda 2-3 kilo fazlasina geri donen
ve neredeyse butun azmini kaybetmis bir kizim..

aslinda kizdim :)
hala 24 yasinda ve 74 kiloyum ama artik azmim ve ümidim yenilendi..
cok cok tesekkur etmek istiyorum
ve hala cok gec kalmamissam "BEN DE VARIM" demek istiyorum.
kabul buyurursaniz..

SAYGILARIMLA
istanbuldan
ELIF

Hüma dedi ki...

mehtap hanım. altıncı hafta diyet listesinin sonuna da yorum yazdım ama buraya da yazmak istedim. 1.70 boyundayım. 73 kiloyum. 10 aylık bir oğlum var ve emziriyorum. 28 yaşındayım. sizin diyet listenizin ikinci haftasındayım. şimdiye kadar çok zorlanmadım ama ben ileriki tarihli listeleri de bilgisayarıma kopyalıyordum, altıncı haftadan sonrası yok galiba. bir de emzirirken de birebir listeyi uygulayayım mı, mesela metabolizma çayını içebilir miyim ve her gün bittikçe yapıp içecek miyim? yeşil çorba da bu haftanın sonunda değil mi? Teşekkerler

Hayat dedi ki...

Merhaba sevgili Mehtap,
Berat Gecesi bir farklı titretir içimi, kişinin tüm kayıtlarının düzenlendiği gece olarak bilirim.
Bir sonraki seneye erişip- erişemeyeceği dâhil...
Nicelerine sen ve sevdiklerin için daha da ötesi tüm evren için en hayırlı olacak biçimde erişmemiz dileğimle, sevgilerimi iletirim, içtenlikle... : ))
Not:
Yorum değildir, yayınlamanız gerekmez. : )

umut dedi ki...

sevgili mehtap

gecde olsa dogum günün kutlu olsun dileklerimi iletmek istedim.

yorumlarin birinde kitap fikrini okudum. cokta isabetli ve faydali olur diye düsündüm.

kim bilir belki hayalimiz gercek olur.

sevgiler

Adsız dedi ki...

Sevgili Mehtap hanım doğum gününüz kutlu olsun.Herşey ama herşey gönlünüzce olsun.Nalan

Barisbasak dedi ki...

Sevgili Mehtap,

Gecen hafta az kalsin asagidaki yazi gibi yasiyordum! Size de yollamadan edemedim :-))) Hersey kontrol altinda. Ben link yollamayi beceremiyorum, o yuzden yaziyi iki posta da yollayacagim. Vaktiniz olur ve okursunuz umarim.






Bir diyet icat ettim (Oğuz Aral)


Merdiven inerken gıdıklanıyorum. Çünkü, memelerim tombullaştığı için sallanıyor. Buzdolabının alt raflarına konmuş hiçbir yiyeceğe dokunamıyorum, bozulup çürüyorlar. Yere para düşürsem bile alamıyorum. Çünkü, eğilemiyorum. Eğilince, çömelince doğrulamıyorum. Doğrulmaya çalışırken yan tarafıma bir yumurta gibi devriliyorum. Zavallı bacaklarım, üstlerindeki kiloları artık taşıyamıyor. Hele, giyim konusu tam bir sefillik halini aldı. Düğmeleri kopuk olmayan gömleğim kalmadı. Göbek hizasındaki düğmeler patırt diye kopup fırlıyor. Sonra ne cehenneme gitti diye ara ki bulasın. Pantolonlarımın hiçbirinin beli ve önü kapanmıyor. Ben de askı takıp önünü kapatmadan giyiyorum. Bu sıcaklarda havadar oluyor. Eve konuk geldiği zaman da koşup mutfak önlüğümü takıyorum. Böylece açık yerler görünmüyor.

"Yemek pişiriyordum" deyip sonra da önlüğü üstümde unutmuş gibi yapıyorum. Ama bir gün sokağa çıkmam gerekirse, ne halt edeceğim diye kara kara düşünüyorum.

*

Bu şişmanlık denen illet meğer, ne büyük belaymış. Önceleri nasıl olsa kendi kendine geçer diye şişmanlığa nezle muamelesi yaptım. Geçmediği gibi, üstüne bir 10 kilo daha aldım. Ben, ömrümün 55 yılını zayıflıkla sıskalık arasında gidip gelerek geçirdiğim için bu yeni etlerimle yaşamayı bir türlü beceremiyorum. Acemi bir şoförün sürdüğü kamyon gibiyim. Sehpa devirmeden, kapı pervazına iki kere çarpmadan odadan bile çıkamıyorum. Oraya buraya çarpmaktan, bedenim çürük içinde kaldı. Haydi, terbiyeli bir adam olarak tuvalette neler çektiğimi anlatmayayım. Sonunda hayatımın kararını verdim; DİYET YAPACAKTIM!..

*

Meğer, halkımızın diyet bilgisi futbol bilgisinden bile fazlaymış. Her konuştuğum kişi bana bir diyet tarifi verdi. Hatta, bazı arkadaşlar zayıflama kitapları ve gazetelerde çıkan diyet tariflerini dosyalanmış olarak getirdiler. Meğer birkaç bin adet diyet varmış. Diyetler, bazen yiyeceğe, içeceğe göre isim alıyor. Su diyeti, muz diyeti, elma-armut diyeti, sakız leblebisi diyeti gibi... Bazen de ülkelere göre adlandırılıyor. İsveç diyeti, Japon diyeti, Çin akapunktur diyeti gibi... Aklı evvel bir arkadaş,

"Doktor Muzaffer Kuşhan'ın Polonezköy'deki yerine git. 15 günde 10 kilo verirsin" dedi.

"Ne yapıyormuş Muzaffer Kuşhan?"

"Yürütüyor, yüzdürüyor, suda beden hareketleri yaptırıyor."

"Yani, bütün gün ırgat gibi çalışıp bir de üste para mı vereceğim? Beni at gibi yürütmeden zayıflatacak birini biliyorsan söyle."

Sonunda Profesör Doktor Üstün Korugan'a telefon ettim. Bana, hastaneye gelmemi, tahlillerden önce diyet yapmanın bilim dışı olduğu üstüne nutuk çekti. Onun müthiş bir bilim adamı olacağı, 35 yıl önce benim zavallı teybimi yapmasından belliydi zaten. Üstün, tıp öğrencisiyken bizim amatör pantomim tiyatrosunun ışıkçısı ve ses teknisyeniydi. Ordu iline yaptığımız bir turnede nasıl becerdi fişi nereye soktu bilmiyorum, güzelim Grundig teybimizi cayır cayır yaktı. Sayesinde oyunu müziksiz ve efektsiz oynamıştık.

"Yahu abi, bildiğim kadarı sen yemek yemekten nefret bile ederdin. Sana bir sandviç yedirene kadar göbeğimiz çatlardı."

"Yine yemiyorum Üstün'cüğüm."

"Öyleyse bu kilolar nasıl oldu?"

Şişman milletinin besmelesi sayılan ünlü deyişi patlattım:

"Su bile içsem yarıyor."

Ama içtiğimin su olmayıp günde yarım litre rakı olduğunu tabii söylemedim. İlle de tahlil diye tutturduğu için,

"Tahlilsiz zayıflatmayınca yazıklar olsun senin profesörlüğüne!.. Bak el oğlu gazete yazısıyla bile zayıflatıyor." diye homurdanıp telefonu kapattım. Başka çarem kalmamıştı. Kendi diyetimi kendim yapacaktım. Derhal Ekrem Yeğen Usta'nın yemek kitabını açtım. Kitapta her yemeğin kişi başına düşen kalorisi yazıyordu. Kalori hesabı olmadan diyet yapılamaz.

Barisbasak dedi ki...

Örneğin hindi dolmasının kişi başına düşen kalorisi, 2.120. Hindi yahnisinin ise 1.653. Demek ki hindi dolması yerine hindi yahnisi yemek gerekli. Ama ondan da az kalorili yemekler var. Örneğin, Hasan Paşa kebabı 1.030 kalori, beyinli Beykoz kebabı ise 980 kalori... Ama sahan pirzola hepsinden de az kalorili. Adam başına sadece 850 kalori. Üstelik pişirmesi de kolay. Böylece, diyetime sahan pirzolayla başladım. (Elime sağlık, pek de lezzetli olmuştu.) Ondan sonra en az kalorili yemekleri bulup pişirmeye başladım. Mantarlı omlet 700, İspanyol omlet 690, şiş kebabı 660, kuzu kapama 800, İzmir köfte 720, kuru köfte 670 kalori... İnsan yaşayınca öğreniyor. Meğerse, makarna sandığımız gibi insanı şişmanlatmazmış. Domatesli makarna 930, kıymalı makarna 900, fırın makarna 890 kaloriymiş. İnsan bu kadar düşük kaloriyi bulur da o yemeği pişirmez mi?

*

Bu diyet denen şey meğer ne faydalı bir şeymiş. Diyetten sonra yaşamım düzene girdi. Eskiden asla sabah kahvaltısı etmez ve öğle yemeği yemezdim. Artık günde muntazaman üç öğün yemek yiyorum. Az kalorili ikindi kahvaltısını da sayarsak eder dört öğün...

Tabii içki konusunda da bilimsel araştırmalar yaptım. Bir duble rakı veya votka 225 kaloriymiş. Ama bir bardak şarap sadece 125 kalori... Teoride şarap daha avantajlı görünüyorsa da uygulama tersine oldu. Çünkü, bir kadeh rakının yerini ancak 3 bardak şarap tutuyor. Böylece, insan 150 kalori içeri giriyor. Bu sorunu bir bardak rakının üstüne bir bardak da şarap içerek çözdüm. Böylece iki bardak içkiyi 450 kalori yerine 350 kaloriye getirdim. Yani, her iki bardakta bir 100 kalori kár ettim. Şöyle ortalama bir hesap yapalım; günde 10 kez bir kadeh rakının üzerine bir bardak şarap içince 1000 kalori kárım oluyor. Kendi buluşum olan bu içki diyetiyle adam iğne ipliğe döner yahu!..

*

Yalnız diyet yapmanın psikolojik yan etkileri oluyor. Kendinizi yiyecek içecek yasakları koyunca, o güne kadar aklınıza bile gelmeyen yiyecekleri hamile hanımlar gibi canınız çekiyor. Üstelik, bazen bunlar kolay yemekler de olmuyor. Siz de bunların hangi lokantada en iyi şekilde yapıldığını öğrenmek zorunda kalıyorsunuz. Sonra da rahmetli Özal'ın,

"Anayasa'yı bir kere delmekle bir şey olmaz" mantığıyla o lokantaya gidiyorsunuz.
Bir de buzdolabı aşkı başlıyor. Nedenli nedensiz mutfağa gidip buzdolabını açıyorsunuz. Açmayla kapama arasında dolaptan hababam bir şeyler eksiliyor tabii... Bazen, uyurken bile fırlayıp bir bardak su içmek niyetiyle buzdolabına gittiğiniz oluyor. Tabii, yatağa yarım saat sonra dönüyorsunuz. Şimdi siz,

��Sadece az kalori alarak zayıflanmaz. Alınan kaloriyi yakmak da gereklidir.�� diyeceksiniz. Onu da düşündüm. Berrin Ardakoç'un kitabından öğrediğime göre uzanıp dinlenirken saatte 60, otururken 72, televizyon seyrederken 80, yerken 84, okuyup yazarken 84, giyinip soyunurken 138, duş yaparken de 252 kalori harcıyormuşuz. Hele marangozluk yaparken saatte 400 kalori kaybımız oluyormuş. Bu hesaplara göre benim zafiyet geçirmem gerekli.

*

Sıkı sıkıya uyguladığım bu diyet sonunda artık giyecek ve etrafa çarpma sorunum kalmadı. Artık hiçbir giysime sığmıyorum. Ve yerimden kalkamadığım için de hiçbir yere çarpmıyorum. Buzdolabına yakın olsun diye tekerlekli koltuğumun üzerinde anadan üryan mutfakta yaşıyorum.

İhtiyacı olan okurlarım varsa, tamamen kendi buluşum olan bu diyetin tarifini ücretsiz gönderirim.

Nilambara dedi ki...

ooooo hiç bu kadar gecikmemiştim :))

günlük yaşamımda ezber bozuyorum 1-2 aydır... hep yaptıklarıma mola verdim, hiç yapamadıklarıma ya da ender yapabildiklerime yer açtım... mesela senelerdir gündüz vakti evde kanepeye devrilip kitap okuyamamışım... bloglara ara verdim kitaplarda yok oldum son zamanlarda... o yüzden de bu kadar geciktim...

ama sen hersabah yeniden taptaze doğduğuna göre çok da geç kalmış sayılmam ;))

MUTLU YILAR Sevgili Mehtap, tüm sevdiklerinle ve sevenlerinle birlikte...
sevgilerimle,