Mutfak penceresinden disariya bakiyoruz... Bak yapraklar dokulmeye basladilar bile diyorum, belki degisik renklerde toplayip bana getirirsin birkac tane... Burnunu cekiyor.. Hava cok sicak.. Cok nemli.. Cok yapis yapis... Ama ruzgar var.. Gunes gokyuzunde ama, gokyuzu grimsi...
Anne bu mevsimin adi ne diyor.. Bu mevsimin adi Roma diyorum..

19 Ocak 2009 Pazartesi

BILIYORUM...


Gelirim demiştim ben giderken..
Geldim iste..
Bazen uğrayıp okuyordum sizleri..
Hepinize teşekkür ediyorum.. Hiç birbirimizi görmeden tanımadan, beni arkadaşiniz hissettirdiğiniz, özlediğinize, merak ettiğinize dair mailler yolladığınız, sınavdan önce şans dilediğiniz ve benim için dua ettiğiniz için..
Hepsi çok ise yaradılar.. Tam istedigim gibi gecti hersey..
Burcu hayatla ilgili kontratlarımı soruyordu, "değiştirmek istediğim birşey varmı ?" diye.. Dün gece sınavdan sonra hala kanımda yüksek doz adrenalın, boynumda sahte incilerim, elimde kırmızı şarabim, haftalardır yaşadığım gerginlikten yorgun, öylesine otururken koltukta, düşünüyordum.. Sadece sevgili Burcu sorduğu için değil.. Hayatımın hesabını yapmam ve artık yeni kararlar vermem gereken bir ana ulaştığım için..

Bugüne kadar ne yapmışsam, hepsini yine yapardım gibi geliyor bana.. Keskelerim yok, yanlışlarım olsa da.. Yaşadığım, seçtiğim herşey beni bugüne getirdi.. Olduğum yerden mutluyum.. Sahip olduklarımdan da.. Olamadıklarım için ise üzülmüyorum..

Keşke dediğim şeyler daha çok karakterimle ilgili..
Keşke daha az köşeleri olan bir insan olsaydım.. Bu kadar çok kırmaz, kırılmazdım belki de..
Özür dilemekten korkmayan, özür dilendiğinde artık sorgulamayan ve kabul eden..
Keşke unutmayı hatırlasaydım.. Yormazdım kendimi belki de bu kadar..
Bu kadar keskin kararlar verebilecek kadar cesur olmasaydım keşke..
Kabullenmiş gibi gözüktüğüm “kabullenemediklerimi” hiç sabretmeden reddedebilseydim.. Olmaz öyle şey diyebilseydim..
Bu kadar çok, bu kadar çabuk inanmasaydım insanlara..
Eleştirilmeyi, kaybetmeyi daha kolay kabullenseydim..
İçimdeki o çok komik, o çok yaramaz beni, biraz daha sık serbest bırakabilseydim.
Daha kolay olurdu yaşamak belki..

Ama yaşam bir evrim.. Yani yaşıyorsam değişiyorumdur mutlaka.. İyi yönde değişen şeyler vardır, kötü yöne doğru yol değiştirenler de.. Değişmeyen tek şey değişmektir diye yazıyorlar felsefe kitapları..

Bakmaya çalışıyorum kendi içime.. Dürüstçe.... Bugün hayatla yaptığım kontrattan ve yaşadıklarımdan mutluyum..

Keşke baba ocağından, ana kucağından uzaklaşmasaydım dediğim, hayatın bana zor geldiği anlarda, oğlumun o kocaman gözlerine bakıyorum.. sinav sonucu icin bana bir torba bilye, iki kocaman opucuk ve kendi masal kitabini armagan eden ogluma..
Herşey ben ona ulaşayım diye programlanmıştı..

Biliyorum..

19/I/2009’Roma

10 yorum:

Cheetos dedi ki...

yaşanan herşeyin bir amacı var, herşey bir amaca hizmet ediyor Mehtapcım.. tanışmadan yaşanan bu dostluklar, edilen dualar, güzel dilekler sebepsiz değil.. tıpkı bir torba misketin sebepsiz olmadığı gibi..

Sınav sonucun için tebrikler.. Sevgimle kucakladım kocaman..:)

funda dedi ki...

kocaman yürekli oğlunu öp benim yerime de :)
içe bakmak ve bu sınavdan da çıkmak en güzeli işte bu :)

funda dedi ki...

hoşgeldin mehtapcım, ne özlemişim.. iyi ki geldin..

busra acar dedi ki...

bugün birini gördüm bana sizi anımsattı.ne tuhaf... sanki ordaydınız ve ben sizi bir bakış, bir duruşta anımsayabilecek kadar tanıyor gibiydim...
...
"her şey ben ona ulaşayım diye programlanmıştı."
özellikle bu cümle öyle derin ve önemli ki, kalbinize kaleminize sağlık...

içten ve sıkı sıkı sarılırım =)

birdutmasali dedi ki...

MERHABALAR.....
Yine yürekler yerine sığamamış,
yine sevgi seli içinde amaçlara ulaşılmış,
hiç görmesekte, sadece sinerjinin oluşumuyla her zamankinden dahada çoğalınmış.
en önemlisi bir çift küçük elden,
kocaman yürekli bir anneye rengarenk bir torba dolusu hayat hediye edilmiş.
Her biri ayrı şans, her biri ayrı mucizeler getirsin sana çok sevgili MEHTAP.
YOLLADIĞIN TÜM DİLEKLER İÇİN TEŞEKKÜRLER EDİYORUM.
BAŞARILARIN DAİM OLSUN. TEBRİK EDERİM.
SEVGİLER...

Brajeshwari dedi ki...

Seni boşuna mimlemediğimi söylemeliyim Sevgili Mehtap.. Yine o kadar kendi tarzınla anlatmışsın ki,adeta bizde kırmızı şaraptan bir yudum aldık seninle, inci kolyelerine sinen kokundan çalındı burnumuza...

Öpüyorum.

beenmaya dedi ki...

hoşgeldin...
yine, yeni, yeniden...

korhan dedi ki...

ben sanmıştım ki,
yoksun ya epeydir.
eli dolu gelir.
insan italyadan
makarna bari getirir.

:))
ben tekbaşına bir
karşılama ekibiyimdir.
imza: ramazan davulcunuz :)

Mehtap P.G dedi ki...

Sevgili Cheetos, her ne kadar bazen sebepleri anlamakta zorluk ceksem de, ben de yasanan herseyin bir sebebi olduguna inananlardanim..

Sevgili Funda, "Marti" kitabinda vardir hani der ya senin hayatin herhangi bir anindaki tek zorunlulugun, kendine karsi durust olmaktir .. galiba isin en zor tarafi da o..Ice bakmak degil, bakarken durust olmak..

Sevgili Funda, Hosbulduk.. Ben de sizi cok ozlemistim..

Sevgili Busra,
belki de benmisimdir ordaki, kim bilir.. hos ve bakimli bir kadindir umarim bana benzettigin.. :-))

Sevgili Bir Dut Masali,
su an en guzeli, seni buralarda gormek.. Hosgeldin tekrar ve lutfen kendine iyi bak..

Sevgili Brajeshwari, bunlar cevaplari zaman icinde degisebilen sorular.. arada sirada kendi kendimize sormamiz gerek, durustce..

Sevgili Beenmaya, hosbulduk.. ne kadar uzun bir zaman oldu oyle birdenbire geciverdi..

Sevgili Korhan, boyle coskulu bir karsilama icin cok tesekkurler.. istedigin makarna olsun..

Eda dedi ki...

Herşey ben ona ulaşayım diye programlanmıştı..
Biliyorum..
Bu cümle beni ağlattı şu an.. Çok özel bir cümle bu, bana çok yakın..
Blogunu niye keşfetmemişim daha önce.. Kızıyorum kendime..