Mutfak penceresinden disariya bakiyoruz... Bak yapraklar dokulmeye basladilar bile diyorum, belki degisik renklerde toplayip bana getirirsin birkac tane... Burnunu cekiyor.. Hava cok sicak.. Cok nemli.. Cok yapis yapis... Ama ruzgar var.. Gunes gokyuzunde ama, gokyuzu grimsi...
Anne bu mevsimin adi ne diyor.. Bu mevsimin adi Roma diyorum..

28 Haziran 2010 Pazartesi

SIZ BANA HAYATI ANLATIN...


Nisan’in ortalari sanirim, biraz keyifsizim, yorgunum, oyle bir “no hairy” durumu yasiyorum...

Babamla sohbet ediyoruz internette... Tv’deki saglik programlarinda soylenenleri anlatiyor... “Cok degerli doktorlar cikiyorlar, cok guzel bilgiler veriyorlar” diyor... Sonra ara ara gozume takiliyor, beyaz onluklu ya da benim “pijama” dedigim genellikle ameliyathanede giyilen mavi ya da yesil takimli doktorlar, butun Turk halkini tip diplomasi sahibi yapmaya karar vermisler, anlatiyorlar da anlatiyorlar...

Sabahin korunde ise gitmeden once, bel kaymasi olan komsunuzu acil serviste nasil tedavi edecekler, hiperglisemi komasina giren kuaforunuze nasil bir mudahele uygulanacak, dis gebelik suphesinde oda arkadasiniza hangi tahlilleri yaptimaniz gerekiyor, alel acele ogreniyor, kahvaltinizi, makyajinizi yapiyor ve evden cikiyorsunuz...
Tam da o gunlerde babama artik sabahlari kahvalti yapacagima soz veriyorum, Gulcin’e yolladigi vitaminleri icecegime dair yemin ediyorum, anneme duzenli uyuyacagim, kendimi cok yormayacagim ritmimi yavaslatacagim konusunda bana artik guvenebilecegini soyluyorum...
Sabahlari, tam da babamin istedigi gibi olmasa da 40 yildan sonra 3-4 renkli meyveden olusmus meyve salatalari, iki degisik peynir, bazen 1 dilim kekle filan kahvalti yapiyorum, vitaminlerimi iciyorum da, uyku duzenim benim sozumu bazen dinlemiyor, gecenin bir vakti uyaniveriyorum...
Eskiden beri yatakta donup durmayi sevmem, uyku bittiyse biter kalkilir, yapacak birseyler mutlaka vardir...
.
Iste dun gece de oyle oluyor, birden bire uyaniyorum, salona geliyorum, hem Tv’yi, hem bilgisayarimi aciyorum... Pazar gununu birlikte gecirdigimiz Istanbul’lu arkadaslarimin getirdigi film cd’lerinin jelatinlerini aciyorum, Isin Karaca cd’sini inceliyorum, gazete-dergi tomarini kucagima alip divana uzaniyorum. Uzerime Federico bebekken THY’nin bir yolculukta hediye ettigi yumusacik battaniyeyi aliyorum ...
.
Saat gecenin 3’u... Bir ara uyuyorum sanirim... Karabasan goruyorum...
.
Kadinin biri uzerinde hastane giysileri, bir mankene suni teneffus yapiyor, kalp masaji yapiyor, oburu kulak zari yirtiklarini anlatiyor, bir digeri meniskus ameliyatinda hangi bagi nereye yapistiracagimizi ogretiyor...
.
Uyanmak istiyorum, uyanamiyorum... Galiba zaten uyanigim... "Benim tip diplomam var zaten, no’lur ogrenmem gerekmesin artik bunlari, bana sagliktan bahsedin, hastaliktan degil artik" diyecek oluyorum, doktor hanimin sol kasi oyle bir kalkiyor ki, odum kopuyor...
.
Allah’im babam insallah sinavda bana kopya verir, bu yastan sonra elektrikler kesikti calisamadim diyecek halim yok ki diyerek kalkiyorum divandan, hazirlaniyorum, kahvaltimi ediyorum, vitaminlerimi iciyorum ve ise gitmek uzere yola cikiyorum...
.
Sabah arabada arkadaslarimin getirdikleri Isin Karaca cd’sini dinliyorum , Marco bilinmeyen bir nedenle kayiplara karistigi icin, artik uzeri suslu olmayan sabah kahvemin yaninda, Istanbul’dan gelen minicik lokumlardan 3 tane birden yiyorum, oglene dogru gun kabusa donusuyor ve ben koridorda firtina gibi esiyorum... Bana “bir ani bir anina” uymaz anlaminda “lunatica” dediklerini biliyorum... Bu "ayin hallerine gore degisen" anlamina geliyor... Bugunlerde dolunay var ve muhtemelen kurtlasiyorum...
.
Oysa durumun ayla da, gunesle de ilgisi yok, iyi duzenlenmemis bir program yuzunden oradan orada kosturmakla ilgisi var ve az bile esip gurluyorum bence...
.
Koridordan hizla gecerken, hasta bekleme odasinda bekleyen bir meslektasim gozume carpiyor ve sadece gunaydin deyip geciyorum odama... Birkac is konusmasi disinda bir ilgim yok onunla, onun icin “hayrola” filan demiyorum, sonucta o da bu hastanede calisiyor ve herhangi bir anda herhangi bir yerde olmasi gayet dogal...

Kapi caliniyor, hemsire bu doktor hanimla beraber odama giriyor. “Son hastaniz geldi” diyor bana... Elimdeki dosyaya bakiyorum, “ aaa, buyrun gelin, niye haber vermezdiniz onceden, ilk hasta olarak alirdik” diyorum ve dosyayi aciyorum...

Okudugum tani ve sonrasi, belki bunca yillik tecrubeden sonra yuz ifademi degistirmiyor ama, icimde birseyler alt ust oluyor...

Cok ayrinti verecek degilim... Ama beni cok dikkatlice dinleyin istiyorum bugun... Lutfen...

Siradan bir kitle hikayesi ile basliyor hersey... Korkmayi gerektiren hicbir durum yok, hersey kitlenin iyi huylu oldugunu gosteriyor... Ameliyat sirasinda hemen o an patolojiye 3 parca yollaniyor, sonuc temiz geliyor, sadece kitle aliniyor ve konu kapaniyor... 15 gun sonra, bu doktor hanim ameliyat yarasinda birsey farkediyor... Hayir yara dokusu deniyor ama iste meslektastir, uzulmesin, kirmayalim diye MR cekiliyor, “temiz” geliyor sonuc... “O, icimde kotu bir his var” diye israr ediyor, ameliyati yapan cerrah tekrar tekrar muayene ediyor, sonra “peki, acalim tekrar” diyor...
.
Yara yerinde, iyilesmeye baslayan dokunun arasinda, cok agresif bir durumla karsilasiyorlar ve iki gogsu birden aliniyor... 48 yasinda... Basarili, guzel, gencecik bir kadin...
.
Aglayarak anlatiyor oykusunu bana... “Yasamak istiyorum simdi” diyor... “Yasamak istiyorum”... .
“Elbette yasayacaksiniz” diyorum, “onemli olan mudahele edilmis olmasi”...
.
Gozlerinden yaslar suzuluyor anlatirken... Korkularini, umutsuzlugunu ve icinde bulundugu yogun depresyonu anlatiyor...
.
Cok yalnizim diyor bir ara... “Kendiniz varsaniz kendi yaninizda yalnizlik diye birsey yok bence” diyorum...
Bunu inanarak soyluyorum... “Cok zor zamanlar bunlar, ama mucadele etmek gerekiyor” diyorum...
.
Sonra butun bunlar olurken, sevgilisinin nasil sessizce hayatindan cikip gittigini, ve hemen baska biriyle beraber oldugunu anlatiyor...
.
“Bosverin, giden sevgili olsun, yenisi gelir” diyorum...
.
Bunu da inanarak soyluyorum... "Elini sallasan ellisi" diyecegim ama Italyanca’da bir anlami olur mu bilmedigimden soyleyemiyorum...
.
Siz de benzer oykuler biliyorsunuzdur mutlaka...
.
“Hayat beni neden yoruyorsun ?” diye haykirir sarkici, siz de taa yurekten katilirsiniz bu sozlere... Yorulursunuz, usanirsiniz, yukler, kirginliklar, kizginliklar tasirsiniz...
.
Daha bir taraftan dokulup kirilanlarin parcalarini toparlayamadan obur taraftan paramparca olur baska hersey...
.
Parasizliklar, isle ilgili problemler, anne-baba-evlat sorunlari yasarsiniz... Encok biri elimi tutsun dediginiz anda bos kalir avucunuz, birine dayansam dediginiz yerde cekilir omuzlar...
.
Daha koydugunuz “nokta”nin murekkebi kurumadan, yeni beyaz kagitlar konulur masalarin uzerine kenar susleri yapili kuru boyalarla...

.
Yureginiz yanar, kulleri havalara savrulur, gormez kimse...
.
Olur... Ne yapalim...? Hayatin bir cok yuzu var... Gorecegiz iste siralari geldiginde, kendi sebep olduklarimizla ve olmadiklarimizla beraber...
.
Ama yasiyorsaniz ikinci bir sansiniz vardir mutlaka...
.
Yorgunluklar gecer, yukler hafifler, kizginliklari unutursunuz, kirginliklar solup gider hafizanin dehlizlerinde, acilari gecer...
.
Ummadiginiz bir yerden para gelir, Hizir birgun size de yetisir, is bulunur, sorunlar cozulur, sevgili doner, donmezse siirler yazarsiniz, “nokta” dediginiz yerden baslar satirbaslari...
Yeterki siz kendinizi de sevin butun sevdiklerinizle birlikte...
.
Var oldugunuz surece yalniz olmadiginizi bilin... Kimseden daha az onemli, daha az degerli olmayin, bukmeyin boynunuzu, omuz aramayin, kendi basiniz kendi omuzlarinizin uzerinde dursun yeter...
.
Onemseyin kendinizi... Kimse sevmese de sizi, deger vermese de, siz sevin, siz deger verin kendinize...
.
Onun icin bu hafta 40 yasindan gencseniz meme ultrasonu, 40’in uzerindeyseniz mammografi icin randevu alin, PAP testi icin nereye basvuracaginizi arastirin... Gitmisken tam kan sayimi, bobrekler icin en basitinden bir azotemi ve creatinemi, karaciger icin fonsiyon testlerini yaptirin... 50 yasin uzerindeyseniz bunlara bir akciger filmi ve bir de diskida gizli kan tahlilini ekleyin...
.
Hayatinizdaki 45 yas uzeri erkekler icin de PSA olcturmeyi planlayin o arada...
.
Hastaliklari ogrenmeyin, erken teshisin onemini ogrenin... Tedaviyi bilmek sizin isiniz degil, neyin yolunda gitmedigini farketmeye calisin... Duzenli olarak nelerin kontrol edilmesi gerektigini bilin...
.
Guclu olun, hayata sevgiyle ve tutkuyla baglanin...
.
“hayat, beni neden yoruyorsun” sadece bir sarkidir, bosverin sozlerini, ritmine ayak uydurun, ya da kendinize dinleyecek daha guzel sarkilar, tutulacak daha guzel eller, sizi icinde saklayacak daha yurekli yurekler bulun...
.
Ufleyin butun kulleri savrulsunlar siz hangi ruzgari secerseniz onunla...
.
Unutmayin, yasiyorsaniz ikinci bir seceneginiz vardir ve sizin “nokta” dediginiz yerden baslar yeni satir baslari...

P.S: Sizin icin ozel cektirdim bu fotograflari, ikisi de iki ayri nobet sonrasi... Bana inanmiyorsaniz, giysime inanirsiniz diye... Ben sinav yapmayacagim, “en iyi bildiginiz konuyu anlatin” diyecegim... Siz de bana “hayati” anlatacaksiniz..


28 Haziran 2010’Roma

44 yorum:

(¯`·._)SİYAH KELEBEK(¯`·._) dedi ki...

Blogunuzu yeni tanıdım ve çok sevdim. çok sıcak ve samimi buldum sizi.

Hele marco'nun o süslü kahveleriyle sizi jestleri çok hoştu. oradaymış hissi uyandırdı.

Ama marco gitmiş üzüldüm. sizde üzüldünüz belli ki.

Yazınız hakkında olmasa da şöyle genel olarak bir yorum bırakmak istedim.

güzel ve dolu bir blog.

Sevgiler. :)

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Sevgili Siyah Kelebek, hosgeldiniz, umarim kalmaya deger bulursunuz hep bu blogu...

Tuğba dedi ki...

Mehtap hanım, ne demek kalmaya değer bulmak, bu blog benim gibi bir çok okuyucunuzun hayatına değer kattı aslında... Sizinle zayıfladım, sizinle eski kendimle barışık hallerime döndüm ve yine sizin istikrarlı, dengeli, ölçülü hayat çizginiz bana bu hayatta ben de varım demem için şevk verdi. Nerede yaşadığınız, ideolojiniz, yaşam tarzı tercihleriniz inanın hiç önemli değil, ben yazılarınızı okudukça "insan" görüyorum karşımda. Bu benim için çok mühim... Teşekkürler

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Sevgili Tugba, sizler de bana, unutmaya basladigim seyleri hatirlattiniz... Karsiliksiz da dunyanin en buyuk alisverislerinin yapilabilecegini ogreniyorum sayenizde...
Bagisiklik sistemim gucleniyor ve yuzlerini bilmedigim bir cok insani, ailemin parcalari gibi seviyorum...

Imge dedi ki...

Mehtap,

Hayat beni neden yoruyorsun dediğim bir dönemde her zamanki gibi çok iyi geldi bu yazın bana..Bir sağlık sorunundan dolayı çok sevdiğim yaz mevsimini denizden, güneşten, spordan uzak geçirmek durumunda kaldığım ve az önce Ağustos'a kadar da böyle devam etmem gerektiğini öğrendiğim şu günlerde buna üzülmenin bile şımarıklık sayılabileceğini bana hatırlattın. Teşekkürler.. Ve Roma'ya sevgiler..

funda dedi ki...

en korktuğum şey üzerine yazmışsın. geçen yıl benim de iki memede kitleler çıktı ya ve ben hala sağdaki şüpheli görünene biopsi yaptırmaya korkuyorum. araya istanbul girdi çocuklar girdi filan da korku hep benimle kabus gibi. korkuyla da yaşanmıyor ama tekrar hastane koridorları çok ağır geliyor.

funda dedi ki...

ah unuttum hayat demiştin dimi .. korkmadan yaşamak bence

birdutmasali dedi ki...

mehtapcığım :
kesinlikle katılıyorum önerilerine.
yıllardır dilimdedir benimde,
'' teşhis çoğu zaman tedaviden iyidir '' derim.
ah şu hayat !!!
hep başı dik, tepeden bakan hayat !
ne dersler verip çalıştırıyor bizi,
kaç kere sınıyor, kaç kez bazen aynı, bazen farklı yerlerden sorup duruyor :(

biz napıyoruz ?
ÇALIŞIYORUZ !
bEN daha çalışmayanı görmedim zaten,
aksatan oluyorda, çalışmayan olmuyor.
çünkü CAN TAŞIYORUZ.
HAYAT TAŞIYORUZ,
CAN'IMIZDAN CAN'lara çalışıyoruz !!

Üzüldüm ister istemez :((
kim üzülmez ki ?
Değiştirmek istese bu kaderi, hangimiz alır, hangimiz alırız ki Sevgili Hemcinsimizden ?

Hayata omuz atmayı sevenlerdenim, keşke yanımızda olsa, yakınımızda olsa, ben öğretsem omuz atmayı, attırmayı !
şu tepemizden bakan kadere, Omzumun gerisinden baktığım gibi, baktırmayı...
Öğretsem keşke..

BEN ÖĞRENELİ ÇOK YILLAR OLDU,
''O'' dersleri satır satır çalışırken ALİM oldum hatta :((

Şİmdi istiyorum ki,
ve hatta elden geldiğince yapıyorum ki, herkes su gibi ezberlesin !

AMA YAŞAMADAN,
YAŞANMADAN OLMUYOR GALİBA.....

Olsun, ellerinden tutmak da bişeydir.....
YETERKİ GÜNE BAKANLARDAN olsunlar.

Çok çok sevgiyle...

ilahi tatlar dedi ki...

mehtap
kolyen ne kadar mutlu
ankara ya döndüğümde o testlerin hepsini yaptıracağım
hatırlattığın için sağol

Necla dedi ki...

Ne kadar özel bir insansınız ve bize, bu sayfalara konuk ola hepimize de ne kadar özel olduğumuzu hatırlatıyorsunuz..

Yolu bir kere bu sayfalara düşen kopamıyor bir şekilde ( benim gibi ). Neden diye düşündüm.. Bu yazıdan da sızan sevginin ve samimiyetin olduğu kadar uzaktaki bizdenliğin (ben uydurudm ,ne demekse ama öyle)de bunda payı çok büyük..

Kendine ve hayata saygı duyan sizin gibi bir kadına konuk olabilmek ne büyük şans..
Sevgilerimle.

sümeyya dedi ki...

sevgi aradaki mesafeyi yok sayan nadir bir duygu..öyle düşünceli bir yazı yazmışsınız ki..sadece ben diyen insanlara inat,hiç tanımadığınız insanların iyiliğini düşünebiliyorsunuz mesafesiz sevginizle..ben de bir yılı aşkın blogunuzu takip ediyorum..diyet önerilerinizi uygulayacak kadar irade sahibi olamasamda hayata dair yazılarınızı okumaktan büyük keyif duyuyorum..çok güzel bir yazı diliniz var,samimi ve içten.dualarım sizinle.ayrıca çok güzel gülümsüyorsunuz hayata ve bizlere..

Selhan dedi ki...

Mehtapcigim,

Cok guzel bir yazi olmus yine... Herkes uzmanligini bilmeli degil mi? Yoksa niye is bolumu/uzmanlasma daha verimli olsun (icimdeki ekonomist konusuyor, engel olamiyorum :D)

Ferat bir arastirmada okumustu: sadece 2008 yilinda, internet uzerinde uretilenler dunyada o gune kadar uretilen bilgiye esmis. Tabii gerekli yararli bilginin yaninda bir cok gereksiz paylasim da bu toplamda.

Ben ne kadar cok kitap, makale vs okuyup birseyler ogrendikce kafamda daha da cok soru olusuyor. Aslinda ne kadar cahil oldugumu farkina variyorum.

Bu arada Marco'nun gidisine uzuldum... Ama ayriliklar da hayatin bir parcasi... O yuzden yanimizda olanin degerini iyi bilmek gerek...

Sevgiyle,

Selhan

Irazca dedi ki...

Yazınızın son kısımlarında birden duraksadım, tanıdık satırları görünce.

Bir anneyle kız, başka da yok kimseleri.

Anne düzenli mammografi çektiren bir kadın, çok da renkli hani sizden az olmasın rengi.

Vakit almasın diye tüm kontrollerini özel merkezlerde çabukça yaptırıyor.. Sonra birden meme CA diyorlar, yapamayız bir şey diyorlar..

Üniversitede yapılan testler sonucunda son aşamaya geldiğini öğrenme.. Sonrası mutsuz sonla biten şu tanıdık hikaye -- hani kimsenin ayrıntılarını duymak istemeyeceği, eğer duyarsa da "çok şükür benim başıma gelmedi" diye içten içe sevineceği..

Diyeceğim şu, hikayedeki kızın, o günden beri tanıdığı her kadına, "memelerinizi mutlaka bir üniversite hastanesinde takip edin" diye yalvarırcasına uyarması ve bu süreci yaşamayan insanların kıza boş gözlerle deliymiş gibi bakması.

* * *

Kızın evde temizlik yaparken, teşhisten 2 ay önce çekilmiş "taş gibi sağlıklıdır" mammografi raporunu bulması, o özel merkeze sopayla saldırmak istemesi, ama enerjisinin olmaması.. Yani, piyasada zibidi çok.

Neden yazdım bunları bilmiyorum.

Sizi uzun süredir takip ettiğimi ve üslubunuzun beni başka diyarlara götürdüğünü, sizi tanımadan etmeden, yazdıklarınızın bana hayat dersleri olduğunu bilmenizi istedim.

Ben Iraz. Burası İzmir. Hoşçakal Roma..

kara kitap dedi ki...

çoğu zaman yaşamımızın kıymetini bilmediğimiz ve sanki hep bugünkü gibi sağlıklı kalacakmışız gibi küçücük şeylere takılıp kalıp mutsuz ederiz kendimizi.ben de maalesef bu grubun içindeyim.kilo veremememin sebebi kendimi sevmemem,sürekli eleştirmem.kilo aldıkça eleştirecek daha çok şey bulmam.bunların farkındayım,ama hala değiştiremedim.psikoloğum empatimin çok güçlü olduğunu ve çevremedeki bütün olumsuz uyaranları toplayıp içselleştirdiğimi söylüyor.hayatımda daha çok olumlu uyarana ihtiyacım varmış.siz de o olumlu uyaranlardan birisiniz. :))) çok teşekkürler.hayat telaşında bloga yazmaya daha çok vakit ayırmanızı bencilce rica ediyorum.enerjiniz benim de enerjimi arttırıyor.

Ayazma dedi ki...

Sabah sabah gözlerim doldu Mehtap hanım. Çok haklısınız, bu hayatta kendimizle mutluysak, kendimizi sevebiliyorsak, hayattan zevk alabiliyorsak, ne kadar önemli ve özel olduğumuzun farkındaysak yalnız değiliz. Hiç bir şey için geç değil, şu anda mutlu olabiliriz.

Ben hayatta ne kadar önemli olduğumuzu ve hayattaki asıl önemli şeylerin ne olduğunu zamanla unuttuğumuzu düşünüyorum.

Ve ben de bir şarkıyla karşılık vermek istiyorum:

"gelsin, hayat bildiği gibi gelsin,
işimiz bu, yaşamak
unuttum, bildiğimi doğarken
umudum, ölmeden hatırlamak"

Sevgiler,

Pınar

Adsız dedi ki...

Merhaba Mehtap Hanım,
Sizi okadar yakın hissediyorum ki her yazınıza bir şey eklemek istiyorum ama bazen bilgisayarın aziliğine uğruyorum.Okuduğum da kopuyorum kendi dünyamdan,bir sürü şeyi bir arada yaşıyorum.
Çok özel olduğunuz muhakkak.
Sizi gerçekten seviyorum.
Müge G.

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Miskokulu Lezzetler -Mine- "SIZ BANA HAYATI ANLATIN..." kaydınıza yeni bir yorum yaptı:

Sizin bloğunuzu zayıflamak için değil her satırında benden çok şey bulduğum için okuyorum. Okuduğum her satırı sanki ben yazmışım gibi hissediyorum sevgiler mehtap Hanım...

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Sevgili Imge, cok guclu bir organizmamiz var ama bazen oyle kolay diz cokuyoruz ki inanilmaz..
Umarim sadece denizden ve spordan uzak kalarak bitecek gidecek birseydir saglik sorunu... Ondan sonra butun yazlar ve kislar sizin nasil olsa... Uzun zamandir okuyacagim diye listelediginiz kitaplari okuyarak, yazarak, cekmece dolap yerlestirerek, fazlaliklari atip temizleyerek degerlendirin isterseniz bu sureyi...
Gecmis olsun...

Funda'cigim,
Herkesten beklerim senden beklemem bunu... Hatirliyorum o zor gunleri cunku benimle paylasmistin bir kiz kardes gibi... Sakin ihmal etme ve kontrollerini olman gerektigi zamanlarda yaptir... Unutma hastaneye gideceksin ama ayni gun evine doneceksin..
Lutfen...

Sevgili NuNu'cugum,
haklisin, onlemek tedavi etmekten daha kolay... Cok guzel seyler yazmissin... Hayata tutunmak, senin dedigin gibi "gune bakmak" gerekiyor...

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Berrin'cigim, ayriligin acisi cokunce son gun, Gulcin butun aksesuarlari onume doker biraz yuzum guler mi diye... Bunlari son karsilasmamizda almistim ondan, sen yapmissin...
Babam, nazar boncugu tak diyip duruyor, gecen yil arkadaslarim cok cici bir bilezik hediye etmislerdi, ortadan ikiye ayrildi, simdi bu kolyeyi hep takiyorum..

Internette bilezikler gormustum, Gulcin onlar Turkiye'de her yerde var dedi. Onlar her yerde ama benimki hicbir yerde... Cok seviyorum.. Sen bana da yap bunlardan, aralarina hani o incecik metal cicekler vardi ya onlardan da koy olur mu...?

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Sevgili Necla, bu guzel dusunceler icin gercekten cok tesekkur ederim... Uzaktayim ama tabii ki sizdenim... Sevgiler

Sevgili Sumeyya, siz bir kenarindan baslayin yavas yavas bazi yanlis aliskanliklarinizi duzenlemeye... Eylul basinda tekrar donmeyi dusunuyorum diyet programlarina... Ne dersiniz? Sevgili dolu cumlelerinize ve dualariniza yurekten tesekkur ederim..

Sevgili Selhan'cigim, bilgi kirliligi cok ciddi bir sorun. Bilgiye hizla ulasiyoruz ama bize gerekli olan o bilgi mi acaba her zaman? Marco birden bire gitti, bardakiler hicbirsey soylemiyorlar, onu facebook'tan bulup sordum, sadece iyiyim dedi... Benim yasantimin bir parcasi olmustu her sabah acaba kahvemin uzerinde ne olacak diye beklemek...

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Sevgili Irazca, cok huzunlu bir oyku... Ne cok oyku var boyle bir bilseniz... Daha ne yapsaydik diye soruyor insan... O nedenle bir yil ultrason, diger yil mammografi cektirmek daha uygun... Belki sizin bu aci deneyiminize bakarak, her yil farkli bir hastane de secilebilir... Allah dert verip derman aratmasin diye dua ederdi hep anneannem, ates dustugu yeri yakiyor, hayatlar sonuyor, bir hastanenin kalitesi mini etekli pembe yuzlu hemsirelere bakarak lanse ediliyor ne yazik ki... Iraz ne guzel bir isim bu arada... Kim secmis sizin icin bu ismi?

Ah Sevgili Kara Kitap, guclu empati "iki kez yaralar insani, bir yarim yara icin"... Hem cok buyuk bir sanstir hayatta hem de boylesi bir dunyada buyuk bir sanssizlik... Kilolara gelince, eylulde donecegiz bu konuya tekrar... Siz yavas yavas kotu aliskanliklari uzaklastirmaya baslayin, porsiyonlari kucultun ornegin... Olmaz mi?

Sevgili Ayazma,

"gelsin, hayat bildiği gibi gelsin,
işimiz bu, yaşamak
unuttum, bildiğimi doğarken
umudum, ölmeden hatırlamak"

diyorsunuz.. Oyle geliyor zaten hayat... Biz de kendi bildigimiz gibi karsiliyoruz onu... Benim tercihim mumkun olabildigince kucagimi acmak hayata...

Sevgili Muge G, tesekkur ederim yazdiklariniza... Hep burdasiniz, hep desteksiniz, hep katkida bulunuyorsunuz... Ne mutlu bana... Bu blogun olumlu havasi sizlerin sayesinde... Ben devamliliga cok onem veren bir insanim... Siz oylesiniz iste... Sevgilerimle..

Sevgili Mis kokulu Lezzetler,
Benim blogumun konuk bolumu de var, siz istediginizi yazin ben yayinlarim.. Bu arada sizin blogunuz da cok keyifli ve cok guzel, soylemeden gecemiyecegim...

nesrin dedi ki...

Mehtap Hanim sizi seviyorum...

aysencifci dedi ki...

Sevgili Mehtap,
Hayat beni yormaya 32 yaşında başladı. Bir yıl önce ablam 38 yaşında meme kanserine yakalanmıştı, benimde meme başından koyu renkli bir akıntı geldiğinden göğsümün 1/3'ünü 31 yaşımdayken almışlardı. Bir yıl sonra daha 9 aylık evliyken, daha 32 yaşına bile basmamışken, 3 ay önceki kontrolde hiçbir şey yokken, koltukaltımda elime gelen bir kabarıklıkla gittiğim doktorda meme kanseri olduğumu söylediler. Tüm göğsüm ve koltukaltım alındı, tam 6 doz kemoterapi gördüm, 21 doz radyoterapi gördüm. 5 yıl adeti kessin diye ilaç aldım ama gene de adet gördüm. Annem-babam-kayınvalidem-kayınpederim yaşlı olduklarından duyurmadık bu tedavileri. Bu tedavi süresi başlayınca işsiz de kaldım. Tam 3.5yıl iş aradım, görüşmeye gitmediğim yer , cv yollamadığım işyeri kalmadı. Neyse idare eder bir iş buldum, halen ordayım.İş bulduktan 4 ay sonra sapasağlam görünen, prostat ameliyatı dolayısıyla 3 ayda bir kontrollerde hep sağlam denen babamı 1 ay içinde kolon kanserinden kaybettim. Hap tedavisi bitince tüp bebek yapalım dedik, ilki düştü, ikinci tuttu. Doktorlar tekrar kansere yakalanma riskimi %25 arttırdığımı söylesede kalçadan 400 hormon iğnesi yedim ve kızımı sağlıkla kucağıma aldım. Sonra 2007'de mememi yaptırmaya karar verdim, kızım daha küçükken fazla bilinçli değilken. 15 gün içinde 2 aşamalı ameliyat yaşadım. Biri 2.5, diğeri 5 saat sürdü, ancak kullanılacak kasın içinde yine tümor bulundu. Bu ameliyatlar sırasında tiroid değerlerim bozuk çıkınca takibe alındım, 1 yıl sonra tiroid kanseri teşhisi konuldu. Ameliyatın ardından atom tedavisi gördüm ve tam 1 ay oda hapsindeydim. Yediğim-içtiğim-dokunduğum-giydiğim herşey atıldı, 1 ay boyunca kızımı göremedim.
Yani 11 yılda irili ufaklı tam 10 ameliyat geçirdim, ruh sağlığım- hormonlarım altüst oldu ve 69 kg'dan 115 kg'ya çıktım. Hep okudum blogunu, başaranları, yiyerek dolmaz diye bir yazın vardı, senden izin alıp kendi bloguma koydum, söz verdim kilo vereceğim diye ama sigara bırakmada gösterdiğim azmi yemeği kesmede kullanamadım... Heryeri dikiş izi dolu, yorgun, bıkkın, istediğini giyemeyen, hastalanmadan evvel süslü iç çamaşırları koleksiyonu yapan, hastalandıktan sonra Victoria Secret defilelerinden nefret eden, hastalanmadan evvelki resimlerime hiç bakmayan, aynalara küs ben bu vücudu sevemedim, alışamadım..
Bu blogla başardığın çok büyük bir iş. Tanımadığın insanlara birşeyler öğretiyorsun, ben bile öğreniyorum. Umarım birgün kendimden alacağım destekle kiloları da verebilirim...
Sevgilerimle,

Miskokulu Lezzetler -Mine- dedi ki...

Mehtap Hanım Tekrar merhaba,
bloğuma yazdığınız içtem yorum için çok teşekkür ederim. Ayrıca yanlışlıkla reddet butonuna basıp tekrar yayınlamanız büyük bir incelik. İzmirden sevgiler...

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Sevgili Aysen, iste o Idil var ya o Idil, hani kucaklamissiniz fotografinizda... Iste onun icin ve kendiniz icin guclu olacaksiniz... Kilo dediginiz nedir ki, verecegiz birlikte... Siz bana ben basladim diyeceksiniz, ben de yaninizda olacagima soz veriyorum..

JİVAGO dedi ki...

İki, üç sene önce bilgisayarla tanıştım sevgili Mehtap. Şimdi öylesine hayatımın bir parçası olduki, vazgeçemiyorum. Sizin bloğunuzu ilk yıllarda buldum, takibe aldım. Kadın veya erkek olmanız önemli değildi, klavyenizden akan o satırlarda huzuru bulduğumu bilirim sadece. Çok klişe, şaşalı, abartılı sözler söylemek istemiyorum...değerini kaybetmesin diye. Blogumun ilk sayfalarında "Görmeden de Yazılır" şiirimi, sayfalarınızdan aldığım duygu tufanı ile (bir kız kardeşe yazar gibi bir an da) sizin için yazmıştım. Kilo sorunum olmamasına rağmen eylülden itibaren tekrar takipciniz olacağım.(Temmuz'da uzun bir iş tatilim var, sonuca göre g.doğu veya güney illerinden birine taşınacağız.)
Eylül'de görüşmek üzere...

Zamandan Sızan...KIYMET dedi ki...

Hayatımıza kattıklarına, hayatımıza sızdığın için ve çok kıymetli vaktini ayırdığın satırlarınla her biri ders olack nitelikteki cümlelerin için teşekkürler Mehtapcığım..Bedenlerdeki değişim çoktan yaşamlara yansıdı bile!Ne kadar kaldı yahu şu Ağustos 15'e ;) Programlar tarafımdan hazırlanmaya çoktan başladı bile..

GZNTPSEDA dedi ki...

Yazınızı okuyunca düşündüm, hayatımı baştan sona düşündüm. Babamı çok erken yaşta ani bir şekilde kalpten kaybetmenin dışında
hayata karşı beni çaresiz bırakan, yıkan , düşmeyip sendelesem de beni ayağa kalkmaktan alıkoyan birşey bulamadım, izin vermedim.Çünkü çok erken yaşta öğrendim ki yaşamın sonlanması dışında her durumun bir çıkış noktası , en azından mücadele edip pes etmeme gücünüz var.
Önerdiğiniz sağlık kontrollerini eşimle beraber yapılacakların en başına aldım.
Sizi seviyorum. Herşey gönlünüzce olsun. Daha ne diyebilirim ki...
Sevgiler,
Seda

Adsız dedi ki...

yakalaşık dört aydır takip ediyorum yazılarınızı ama sessiz sedasız. bu değindiğiniz konu ve yazınız için ellerinize sağlık demek istedim. Ne güzel yazmışsınız. Elleriniz dert görmesin.
seçil

zeya dedi ki...

kendimize içimizden sımsıkı sarılmamızı anlatan güzel bir yazı bu.
kim giderse gitsin biz kendimizi bırakmadığımızda sapasağlam ayakta duracağımız kesin.

sevgiler

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Sevgili Nesrin, ben de sizi seviyorum... Yoksa ne isim var burada...?

Sevgili Jivago, o guzel siiri bana yollamistiniz ve gercekten cok guzeldi... Bu arada "uzun bir is tatili" dediginiz nedir? Ah oyle tatil gibi isse eger, ne mutlu size..Hem tatil hem is birarada mi? Kilo sorununuz olmamasi cok guzel... Yine de burada kalin bence, belki isine yarayacak bir kac cumle soylerim o arada...

Kiymet'cigim... Denizin icine sandalye koyup, ayaklarimiz suda buz gibi bira da icelim mi?

Sevgili Seda, soyledigim iste tam da sizin soyledikleriniz... Yasam gercekte sahip cikmamiz gereken tek sey elimizdeki... Sevdiklerimiz ve kendimiz icin... Bu arada ben de sizi seviyorum... Hayatima sizlerle gelen olumlulugun degerini bicecek bir olcu yok elimde, duydugum sevgi var sadece..

Sevgili Secil, iste iyiki bu sefer sesinizi cikarttiniz ve tanismis olduk... Hos geldiniz...

Sevgili Zeya, iste tam da oyle... Caresizlik duygusuna kapilmamak, yenilgiyi kolayca kabul etmemek gerekiyor...

Irazca dedi ki...

Sizin gibi çok renkli bir Yengeç koymuş bu ismi.. Yaşar Kemal okurmuş hep.

"Iraz" olacak demiş, yeğenlerinin onu gülme krizine sokup, yedi aylıkken aniden doğumu başlattığından azıcık sonra.

Hep Irazcam diye severmiş kızını.. Kız da çok şanslı olduğunu anlamış büyüdükçe, herkesin aklında kalan, hiç unutulmayan bir ismi olduğu için..

Düşündüm sizi okumayı neden bu kadar çok seviyorum diye.

Zor değil ki cevabı, siz aynı onun gibi bin renkle yaşıyorsunuz hayatı. Orada olduğunuzu ve bize yazdığınızı bilmek çok güzel..

Sevgimle..

Elif dedi ki...

Sevgili Mehtap,
Gerçek bir dost olduğunun farkındasındır sanırım biz okuyucularına.
30'lu yaşlarının sonuna yaklaşan ben şimdiye dek kendi kendimi dinleyerek kontrollü gidiyordum fakat en kısa zamanda bir hastaneden randevu alarak kontrole gieceğim.
Teşekkürler ve sevgiler...

daimamutfak dedi ki...

Öyle güzel bakıyorsunuz ki enerji ve sevgi dolu..sevgiler

Adsız dedi ki...

inanın söylecek kelime,kuracak cümle bulamıyorum.sanırım tek bi kelime duygularımı anlatmaya yeter beni ağlattınız...

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Sevgili Iraz, size severek, ozenerek sizi sevgiyle kucaklayarak isminizi veren yuregi, nerede olursa olsun mutlu edecek kadar guzelliklerle dolu olsun yasantiniz... Sevgiler


Sevgili Elif, kalp kalbe karsi derler ya... Iste o “dostluk” oyle..

Sevgili Daima Mutfak, ben de size tesekkur ederim... Guzel bakiyorumdur, cunku o fotograflari sadece bloga koymak, yani sizlere bakmak icin cektirdim…

Sevgili Adsiz,
sakin aglamayin, bizim evin terazisi kiziyor sizi uzdugum icin… Ben sadece dikkatinizi cekmek istemistim… Sevgiler

mine dedi ki...

hayat beni neden yoruyorsun diye takılırım ablama çok üstüme geldiğinde : ) tatlı tatlı ...
kemolar, hastalar, hastaneler, hastaneler, hastaneler ,yoğun bakım olmayan yoğun bakımlar üzüntüler, doktorlar bir yaştan sonrakilere aaa hala yaşıyor musun diyerek kahredenler, nefret edilenler, riskli hastaları almayan hastaneler!
hayat insana çok şey öğretiyor en önemli şeyin de sağlık olduğunu
bazen insan herşeyin farkında olup tedbirli olsa da oluyor, yaşanacak ne varsa oluyor işte, artık üzülmek yerine insan kendini bırakıyor hayatın kollarına ne getirirse kardeşce paylaşabilmek umuduyla onunla
sevgiler...

Oyku dedi ki...

Sevgili Mehtap,
Kucuk Roma'da bunca uzun zamandir tanisamadik, yazamasamda okuyorum...
Hikaye gercekten huzunlu ama guzel olan senin bakis acin. Pozitif ve yasam dolu.. Doktorlarin bu durumlarda yansittiklari serinkanliligin arkasinda neler yasadiklarini uzun uzun dusunmusumdur..Nasil birlestirdiklerini bunca karmasik duyguyu ve kendi dunyalarina nasil yansitmamayi basardiklarini...

Umarim bir gun karsilasacagiz..

Sevgiyle Kal.

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Sevgili Mine, hayat bazen zor yuzunu de gosteriyor bizlere... Herseyi belirlememiz mumkun degil, engel olmamiz, secmemiz, ayiklamamiz, yokmus gibi davranmamiz mumkun degil belki her zaman, ama koruyabileceklerimizi, yapabilòdigimiz kadar korumak zorundayiz bence...

Sevgili Oyku, yazdiklarinizdan sizde guclu bir empati yetenegi oldugu belli oluyor. Doktorlarin bazen "alistiklari" dusunulur. Alismayiz... Alisamayiz... Sadece duygular kontrol altinda tutulur... Tip fakultelerinden cok sanatci cikmasinin bir nedeni de budur bence... Duygulari, baska yollardan aciga vurmak...

Adsız dedi ki...

bende hangi vitaminleri kullandiginizi merak ettim ???? bende 30 lu yaslarin sonuna geliken.. ve nerdeyse her doktor tv de ayri vitamin ve mineral onerirken, ne kullansam diye kafam karmakarisikken yazinizi okudum.. sizi takip ederek 14 kilo vermis birisi olarak,biz hatunlara (30 yas sonlarindaki hatunlara) hangi vitaminleri onerirsiniz..
mellike

Adsız dedi ki...

Canım Mehtap,
Babamı çok küçük yaşta kaybettim. O g ünden beri iki ablamla birlikte annem herşeyimiz oldu. Her sıkıntımıza her derdimize yetişti. 69 yaşına koşarak geldi. Herkesi hızıyla, yaşam enerjisiyle, hayata bakışıyla kendine hayran bıraktı. Ben de sağlıklı yaşam takıntımla onu yeme, bunu yeme, spor yap diye başının etini yiyerek onu koruyacağımı uzun yıllar daha böyle ailece mutlu yaşayacağımızı sandım. Ama hayat hiç çalışmadığımz yerlerden sınıyor bizi. Geçtiğimiz günlerde canım anneme ALS teşhisi kondu. Artık yapabileceğimiz hiçbir şey yok ve bu beni deli ediyor. Anneme söyleyemiyoruz başına gelecekleri ve o azimle spora ve fizik tedaviye devam ediyor. Gitmediğimiz doktor kalmadı bir tedavi olsa da ona yanıt vermese biz elimizden geleni yapsak belki biraz rahatlayacağım ama beklemek o kaçınılmazı beklemek çok zor.Ama seni okumak buradan yaydığın enerjiyi duyumsamak bile iyi geldi Yalnızca dertleşmek istedim. Yaşam enerjin hiç bitmesin. Sevdiklerin hep yanında hayatında olsun. Çok sevgiler AGRO

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Sevgili AGRO, yuregime saplandi anlattiklariniz... "hayat hic calismadigimiz yerlerden siniyor bizi" ne yazik ki... Yillar once bir gazete haberiyle, anneme babama oradan da bana ulasan, bana aglayarak, Italya'da kok hucre tedavisi cikmis, herseyi yaparim babami kurtarmak icin diyen lise ogrencisi cocukla konusurken duydugum aciyi duydum...
Kime sorsak evinde bir oda eksik...
Ama hayat devam edecek... Cunku yasamak boyle birsey... Buyuk acilar, buyuk mutluluklarla dengelenecek ve biz yasayacagiz... Annenize cok gecmis olsun... Umarim en yavas ilerleyen tipidir ve sinirli kalir zorluklar.. Sizin icin dua ettigimi bilin...

Kutay Kuskonmaz dedi ki...

Sevgili Mehtap Hanım. :) Yüreğinize sağlık :))

cumbada dedi ki...

Sevgili Mehtap,Bu yazıyı nedense daha önce atlamışım..Bugün hemde öyle bir günde okudum ki sorma..Bir dostumuz şu anda beyin tümörünün alınması için ameliyatta çıkışını bekliyoruz.Ben tamda "hayat beni neden yoruyorsun"derken..beni hayata döndürdün teşekkürler....