Mutfak penceresinden disariya bakiyoruz... Bak yapraklar dokulmeye basladilar bile diyorum, belki degisik renklerde toplayip bana getirirsin birkac tane... Burnunu cekiyor.. Hava cok sicak.. Cok nemli.. Cok yapis yapis... Ama ruzgar var.. Gunes gokyuzunde ama, gokyuzu grimsi...
Anne bu mevsimin adi ne diyor.. Bu mevsimin adi Roma diyorum..

21 Temmuz 2008 Pazartesi

LA DOLCE VITA...




Federico bir ara, niye bize az misafir geliyor mu ne demisti, tam hatirlamiyorum.. Ama evimizde hep misafir olsun istegi evrende yerini buldu ve once Hatice geldi.. Italya’yi ve Italyan’lari benden once tanimistir. Iyi Italyanca konusur.. Sadece bizim dugunumuzde Antonio’ya tercumanlik yaparken dili tutulmustur, bir de saraplarin ve peynirlerin adini yanlis soyler ama tadlarini ve icildikleri anlarin onemini unutmaz.. Alisverisler yaptik, sokaklari arsinladik, yemekler yedik, Konya'daki mecburi hizmet yillarimizi ve ortak arkadaslarimizi epeyce bir andik.. Bazilarinin kulaklari cinladi, bazilarininki biraz yandi..

Megerse o sirada Nurcan’da Roma’da imis.. Her zamanki gibi beni en sona birakmis.. Ben “kalp kalbe karsi derler” diye tam o sirada, biz Hatice ile onun da cok sevdigi "Palombini" yani benim deyimimle fichettolar (yakisikli, bakimli, fazlaca metrosexuel erkekler) barindayken, onu aramisim.. Her zamanki gibi cok hos, cok bakimli, cok havaliydi.. Ne iyi oldu.. Gorustuk.. Ankarali dostlarimdan haber aldim..














Sonra Federico’nun amcasi Mimmo geldi Oslo’dan.. Federico ile beraber babanneyi de alip, 3 ogul, bir torun tatil yaptilar.. Mimmo’da her zamaki gibi cok Italyan, cok uluslarasi, cok hos sohbet, cok keyifliydi.. Tabii ki babannemiz “Nonna Diana’da” onlarla birlikte Roma’ya geldi..

Sonra Linda geldi Oslo’dan.. Iskandinav guzelligi ve kulturu, akdeniz kalbi, dogu hassasiyetiyle, tanidigim icin gercekten mutlu oldugum cok ozel bir insan.. Ingilizce, turkce, italyanca karisimi bir dil konustuk onunla.. Gozlerimiz dola dola hayati elege koyup eledik.. Bazen cok gulduk.. “Kiz kiza” uzun suren yemekler yedik.. Alisverisler yaptik, makyaj malzemelerimizi gozden gecirdik.. Cocuklardan, hayattan, asktan , hayal kirikliklarindan, umuttan konustuk.. Benim aldigim, “kariyer yapmak isteyen kadinlarin hayatta yapmamalari gereken hatalar” kitabindaki hatalarin hemen hemen hepsini yapiyor olmamiza gulduk.. Allahtan kitap indirimli satistaydi da, kendimi iki kez “saf” hissetmedim..

Cok dolu dolu, cok farkli duygularla, cok farkli seyler yaparak gecti iki hafta..

Ne guzel sey, insanin kapisinin acik olmasi.. O kapidan giren sevgili insanlar olmasi..

7 yorum:

daimamutfak dedi ki...

Tesadüfen, yoldan geçerken düştüm buraya.Baktım kapı açık.Okumaya başladım gördümki kapısı gibi gönlüde açık bir blog komşuma gelmişim.O hoş anlatımıyla dostlarını kabulünu ve geçirdiği anları taze , canlı ve istekle anlatmış.İyikide uğramışım.Bir dünya vatandaşıyla karşılaşmak beni pek memnun etti..Ankara'dan sevgiler..neriman.

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Hosgeldin Neriman..Ben de hemen bu nazik mektuba iadeyi ziyaret yaptim ve "ciplak boregi" okudum. tanistigimiza sevindim.. Yine gel..

Cenk dedi ki...

Mehtap Hanım,
Şimdi okudum yorumunuzu. Doğumgününüz kutlu olsun! Daha nice yıllara!

Nilambara dedi ki...

Sevgili Mehtap :)
Doğumgünün Kutlu Olsun... Herşey gönlünce olsun :)
ve ne hoş böyle, konuklarla paylaşılan dolu dolu anılar... evinde de blogunda da konukların bol olsun :)

Brajeshwari dedi ki...

Bizde baskın yapmayi düşünüyoruz.
Fredico'ya söyle,tofu olarak 12 kişi gelecegiz..:P

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Gelin arkadaslar.. Hicbirsey yapamazsak,feslegen soslu makarna da mi yapamiyacagiz yani.. Sizden gelmesi.. Bekliyorum.. Ama simdi ben burdayim.. Haberiniz olsun..

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Bu arada yazdim saniyordum, baktim yok.. Tesekkurler Nilambara, tesekkurler sevgili Cenk.. Benim pastamin goruntusu gecen yil cafefernando`da tarifi cikan ustunde benim ismimin bas harfleri olan pasta kadar guzel degildi, ustelik yapan bir arkadas da degil, bir pastaciydi ama enazindan lezzetliydi..