Mutfak penceresinden disariya bakiyoruz... Bak yapraklar dokulmeye basladilar bile diyorum, belki degisik renklerde toplayip bana getirirsin birkac tane... Burnunu cekiyor.. Hava cok sicak.. Cok nemli.. Cok yapis yapis... Ama ruzgar var.. Gunes gokyuzunde ama, gokyuzu grimsi...
Anne bu mevsimin adi ne diyor.. Bu mevsimin adi Roma diyorum..

2 Mart 2009 Pazartesi

HERHANGI BIR GUNDU...

Yagmurla uyandim bu sabah yine.. Giysilerimi hazirlamamistim.. Solgun sariyi sectim gunun rengi olarak.. Solgun sari twin set, kahverengi etek, sari-kahverengi coraplar.. Kahvaltiya vakit kalmadi.. Bir fincan sutlu kahve ictim ve ise kostum..

Cok yogun bir gundu.. Yani herhangi bir gundu.. Iki arada bir derede 2 mandalin ve iki ceviz yedim alelacele.. Sonra bir kahve ictim, sekersiz..

Oglen yemegine dogru, ortopedi bolumunden bir doktorun beni aradigini soylediler.. Kisa bir sure once, bir hastayla ilgili bir telefon konusmasinda sesimi yukselttigimi farketmis, hayatta cok nadiren yaptigim bir seyi yapmis, yarim saat sonra gidip “ozur dilerim” demistim.. Arkadaslik etmeden sevdigim, isini yapma bicimine saygi duydugum bir insandir.. Ilk kez o vesileyle birlikte bir kahve icmis, ve ben ozur dilemeyi sevmiyorsam, stress kontrolu konusunda unuttuklarimi hatirlamam gerektigini aklima koymustum..

Yasca ya da kidemce buyuk doktorlarin yaptigi gibi beni sadece soyadimla cagirarak, “bu oglen benimle yemek yermisin?” diye sordu sakin bir ses tonuyla.. Sasirdim ama “olur, saat ikide inebilirim ancak yemege” dedim kolayca.. Etrafimda biraz gulusmeler oldu.. Kotu bir bakis firlattim bizimkilere ve calismaya devam ettim.. .

Yemekte ton balikli ve mozzarellali, icinde bir iki tane de siyah zeytin olan bir salata ile bir dilim ekmek yedim.. Havadan, sudan, hastanenin temelinden cikan, ikinci dunya savasindan kalma 200 kiloluk bombadan filan konustuk.. Sonra cebinden katlanmis bir gazete sayfasi cikardi.. Bunu sana vermek istiyordum dedi.. Cok mutlu oldum boyle akla gelebildigime... Kimligimi, bunca yildan sonra bile tasiyabildigime.. Dusunuldugume cok mutlu oldum..

Federico’yu okuldan aldim.. Eve, bize konuk gelen babannesine birakip onun okuluna geri dondum bir toplanti icin.. Sonra supermarkete gittim.. Eve donup masayi hazirladim.. Postayi kontrol ettim, iki yere telefon ettim, yarinin giysilerini hazirladim (yarinin rengi siyah, ama icinde butun renkleri tasiyip gostermeyen o guzel siyah..yani kara degil, karanlik hic degil..)

Sonra aaaaa unuttum sana vermeyi postaci bunu getirdi diye bir paket uzatti babaannemiz Diana.. Kucucuk bir el, Emre’nin eli kagittan bir kus kesmis, kanadina piriltilar surmus, ondan cok uzaklardaki bir baska Emre’ye onun ne oldugunu yazmis ve yollamisti..

Emre’nin annesi de bana bir mektup yazmis, zarfin icine bir kitap koymus, yetmemis bir de CD doldurmustu benim icin..

En son yazdigi mektubun, galiba bir ask mektubu oldugunu eklemisti satirlarina.. Guldurmustu beni..(beni taniyanlar, kagitlara yazilmis, zarflara konmus mektuplara nasil ozlem duydugumu bilirler..)

Cok mutlu oldum boyle akla gelebildigime... Dusunuldugume cok mutlu oldum.. Ellerimi yikarken yuzume baktim aynada.. Gozlerim isil isildi, yuregimin bir yerlerinde, uzaklardaki bir hastalik haberi, icin icin kanasa da..

Herhangi bir gundu.. Ama ozeldi yine de..

Beni dusunen ve bunu bana gosteren iki birbirinden farkli insanin varligi ile ozellesen bir gundu..

Grazie Claudio..

Tesekkur ederim Funda..

Bana kendimi iyi hissettirdiniz…

2 Mart 2009'Roma

1 Mart 2009 Pazar

GAZETELERI BEN GETIRIRIM..

Dun nobetciydim.. Oldukca zor, nereye kosacagimi sasirdigim, artik son saatlere dogru, "karar verme" kapasitemi koruyor olmak icin dua ettigim bir nobet oldu.. Bolum baskanim, bana armagan ettigi bir kitabin icine P. Coelho’nun su cumlesini yazmisti.. “Dogru karar verebilmenin tek yolu, hangi kararin yanlis oldugunu bilmektir”..

Eve dondugumde, saatlerin yuku vardi omuzlarimda.. Yemek yemek icin cok gec, kahvalti etmek icinse cok erkendi.. Sizin icin pazar sabahina yetistirmek uzere kahvalti programini yazmak istiyordum.. Enerjim yetmedi..

Artik biraz daha somut konusmanin zamani geldi saniyorum. Siz bu arada, neymis bu Akdeniz-Italyan diyeti diye Google’da arama yaptiniz, bir cok siteye girip diyet ornekleri, oneriler, karsit ya da yandas gorusler okudunuz ve iyi kotu bir fikir edindiniz saniyorum.. Umarim en azindan bir hafta sureyle , bir gunde ne yiyip ictiginizi yazma firsati bulmus, ve en az yediginiz bir gunde bile, ne cok “kacamak” yaptiginizi fark etmissinizdir.

Simdi artik diyetin adinin ne oldugunu birakalim ve kahvalti aliskanliklarimizi gozden gecirelim birlikte..

En saglikli kahvalti, icinde karbonhidrat, protein ve vitamin bulunduran ve “degisen” kahvaltidir.

Siz Turk usulu, ekmek, peynir ve zeytinin temel oldugu cayli bir kahvalti mi yapiyorsunuz, Italia-Fransa gibi ulkelerin, kahve-cappuccino- krouassane kahvaltisi kolayiniza mi gidiyor yoksa Amerikalilar gibi, 1 haftalik kaloriyi bir gunde, hepsini de tek ogunde yemeyi mi tercih ediyorsunuz?

Benim onerecegim kahvaltida “YASAK” besin yok.. “OCULER” de “MELEKLER” de yok.. Hersey var.. Herseyden var.. Farkli siralarda, farkli gunlerde, farkli miktarlarda var.. Yani isin sirri dengede… Cunku her besinin, ama her besinin kendine gore bir onemi ve degeri var.. Cocuk beslenmesi tamamen ayri bir konudur ama siz kendinizde degistireceginiz beslenme aliskanligi ile, cocuklariniza da iyi ornek olabilirsiniz..

Ekmek turk kahvaltisinin temel ogesi olarak elbetteki var. Pazar gunleri haric, ortalama 1 dilim ekmek yiyeceksiniz ama hergun degisik bir ekmek yemek akillica bir secimdir.

Kepek ya da cavdar ekmeginin kalorisi beyaz ekmekten farkli degildir ama glisemik indexleri dusuktur yani daha yavas emilirler, daha yavas insulin salgilatirlar, daha gec acikirsiniz.. Daha lifli olduklari icin de barsaklariniz icin de daha yararlidirlar.. Ama demistik ya, hersey serbest diye.. Siz alabileceginiz, bulabildiginiz her cesit ekmegi alin, dilimleyin ve dondurun.. Sabah yiyeceginiz ekmegi dilimlenmis olarak, bir gece onceden cikartirsiniz, hem ekmek bayatlamasi denen bir “ziyan” ortadan kalkar, hem hergun degisik ekmek yersiniz, hem de isteseniz de fazlasini yememis olursunuz ki, goz ardi edilmemesi gereken bir stratejidir..

Peynir kucuk bir dilim (otellerdeki peynirleri ne kadar ince keserler hatirlayin), hatta iki cesit peynir (iki kucuk yarim dilim diyelim) olabildigince yagsiz cesitlere agirlik vererek, 5-6 zeytin (bir gun kirma, bir gun cizme, bir gun salamura siyah neyse buldugunuz), mevsiminde domates, salatalik, biber, mevsimi degilse roka, maydanoz ile yiyin..

Bu sizin “temel” kahvaltiniz olsun.. Ben recel-bal-tereyagi istiyorum diyorsaniz, haftada iki gun 1 tatli kasigi tereyagi yiyebilirsiniz.. 1 tatli kasigi bal veya istediginiz bir recel veya marmelat ta yersiniz.. Pazar gunu hakkiniz daha cok olacak ve Pazar kahvaltisini ayrica konusacagiz..

Ekmek ve peyniri sabit tutarak, ozellikle kis gunlerinde, ekmeginizin yarisini bir tatli kasigi tahin ve pekmezle bitirebilirsiniz..

Yine haftada iki gun, ekmek ve peynir temel olarak kalmak uzere, rafadan, kayisi ve kati yumurta yiyebilirsiniz.. Ben yagda yumurtayi cok onermem.. Bu hakkinizi, evde hakikaten hicbir yemek olmadigi, yaratma kapasitenizin sifira vurdugu gunlerde bile, 1 yemek kasigi z.yagi ile pisirilmis menemen olarak kullanin.. Maydanozu, rokayi, mevsiminde yenecek domates ve biberi unutmayin hic bir zaman..

Bazi sabahlar, sutlu kahve ile 1 dilim kek yiyebilirsiniz.. Kalan keki sarin ve isyerine arkadaslariniza goturun ya da dilimleyip dondurun.. Tek porsiyonlar halinde cikartin.. Dondurdugunuz besinler tatlarindan ve besin degerlerinden hicbirsey kaybetmezler. Ben herzaman ustlerine minicik bir tarih koyarim….

Bazi sabahlar yarim bardak sut ile 4 kasik musli yiyebilirsiniz.. Icine istediginiz degisik renkli meyvelerden koyabilirsiniz..

Hazirlayacak vaktiniz varsa, bir yumurta, bir dilim peynir, bir dilim ekmek olcusune bagli kalarak firinda yumurtali ekmek ya da omlet hazirlayabilirsiniz..

Bir kase yogurt, bir dilim ekmek, bir meyve yiyebilirsiniz..

Corba icmek istermisiniz soguk sabahlarda..? Mis gibi kucuk bir kase tarhana corbasi, icine bir tatli kasigi kadar rendelenmis beyaz peynir, yarim dilim ekmek..?

Mis gibi mercimek corbasi? (lutfen ustune yag yakmayin simdilik olmaz mi? )

Arada sirada (ama hakikaten arada sirada) citir citir sokak simidini susamlarini tek tek parmaginizla toplayarak, hic utanmadan yaptiginizdan, yaninda duble (lutfen sekersiz) cay, yaninda biraz peynir istermisiniz? Cok mayali yiyecekleri 10 gunde birle sinirlayin.. Yani ise giderken ya da gazete almaya ciktiginizda, mis gibi kokar acmalar, pogacalar, simitler.. Haklisiniz ama dayanin.. Evde yaptiginiz pogacadan 1 tane yiyin bazen ama iki tane degil.. Birgun oncesi ve sonrasi ne yediginiz ve ne yiyeceginizi hic unutmayin.. Cunku aliskanliklarin degismesi 3 ayi alir, korumak ise 1 seneyi bulur..


Kararli olun bu konuda.. Bana ve kendinize guvenin.. Anlamadiklarinizi sorun, hic cekinmeyin..

Meyve suyu aliskanligini sevmem ben.. Faydali posayi birakir, sekerli vitaminli su icersiniz.. Cok isterseniz yapin bazen.. Pazar kahvaltilarina renk verir cunku.. Acik cay icin, az yagli sut icin..

Hergun degistirin kahvaltinizi.. Disarida olsaniz bile, masaya konan herseyi mutlaka yemeniz gerekmiyor unutmayin.. Bilincli olun, kararli olun.. Inanin kendinize..
Cok degil, cok cesitli yiyin.. Gunun en degerli ogunudur kahvalti unutmayin..

*
Siz kahvaltiyi hazirlayin, gazeteleri ben getiririm..


*

1 Mart 2009'Roma