Yagmurla uyandim bu sabah yine.. Giysilerimi hazirlamamistim.. Solgun sariyi sectim gunun rengi olarak.. Solgun sari twin set, kahverengi etek, sari-kahverengi coraplar.. Kahvaltiya vakit kalmadi.. Bir fincan sutlu kahve ictim ve ise kostum..Cok yogun bir gundu.. Yani herhangi bir gundu.. Iki arada bir derede 2 mandalin ve iki ceviz yedim alelacele.. Sonra bir kahve ictim, sekersiz..
Oglen yemegine dogru, ortopedi bolumunden bir doktorun beni aradigini soylediler.. Kisa bir sure once, bir hastayla ilgili bir telefon konusmasinda sesimi yukselttigimi farketmis, hayatta cok nadiren yaptigim bir seyi yapmis, yarim saat sonra gidip “ozur dilerim” demistim.. Arkadaslik etmeden sevdigim, isini yapma bicimine saygi duydugum bir insandir.. Ilk kez o vesileyle birlikte bir kahve icmis, ve ben ozur dilemeyi sevmiyorsam, stress kontrolu konusunda unuttuklarimi hatirlamam gerektigini aklima
koymustum..Yasca ya da kidemce buyuk doktorlarin yaptigi gibi beni sadece soyadimla cagirarak, “bu oglen benimle yemek yermisin?” diye sordu sakin bir ses tonuyla.. Sasirdim ama “olur, saat ikide inebilirim ancak yemege” dedim kolayca.. Etrafimda biraz gulusmeler oldu.. Kotu bir bakis firlattim bizimkilere ve calismaya devam ettim.. .
Yemekte ton balikli ve mozzarellali, icinde bir iki tane de siyah zeytin olan bir salata ile bir dilim ekmek yedim.. Havadan, sudan, hastanenin temelinden cikan, ikinci dunya savasindan kalma 200 kiloluk bombadan filan konustuk.. Sonra cebinden katlanmis bir gazete sayfasi cikardi.. Bunu sana vermek istiyordum dedi.. Cok mutlu oldum boyle akla gelebildigime... Kimligimi, bunca yildan sonra bile tasiyabildigime.. Dusunuldugume cok mutlu oldum..
Federico’yu okuldan aldim.. Eve, bize konuk gelen babannesine birakip onun okuluna geri dondum bir toplanti icin.. Sonra supermarkete gittim.. Eve donup masayi hazirladim.. Postayi kontrol ettim, iki yere telefon ettim, yarinin giysilerini hazirladim (yarinin rengi siyah, ama icinde butun renkleri tasiyip gostermeyen o guzel siyah..yani kara degil, karanlik hic degil..)
Sonra aaaaa unuttum sana vermeyi postaci bunu getirdi diye bir paket uzatti babaannemiz Diana..
Kucucuk bir el, Emre’nin eli kagittan bir kus kesmis, kanadina piriltilar surmus, ondan cok uzaklardaki bir baska Emre’ye onun ne oldugunu yazmis ve yollamisti..Emre’nin annesi de bana bir mektup yazmis, zarfin icine bir kitap koymus, yetmemis bir de CD doldurmustu benim icin..
En son yazdigi mektubun, galiba bir ask mektubu oldugunu eklemisti satirlarina.. Guldurmustu beni..(beni taniyanlar, kagitlara yazilmis, zarflara konmus mektuplara nasil ozlem duydugumu bilirler..)
Cok mutlu oldum boyle akla gelebildigime... Dusunuldugume cok mutlu oldum.. Ellerimi yikarken yuzume baktim aynada.. Gozlerim isil isildi, yuregimin bir yerlerinde, uzaklardaki bir hastalik haberi, icin icin kanasa da..
Herhangi bir gundu.. Ama ozeldi yine de..
Beni dusunen ve bunu bana gosteren iki birbirinden farkli insanin varligi ile ozellesen bir gundu..
Grazie Claudio..
Tesekkur ederim Funda..
Bana kendimi iyi hissettirdiniz…
2 Mart 2009'Roma


