Mutfak penceresinden disariya bakiyoruz... Bak yapraklar dokulmeye basladilar bile diyorum, belki degisik renklerde toplayip bana getirirsin birkac tane... Burnunu cekiyor.. Hava cok sicak.. Cok nemli.. Cok yapis yapis... Ama ruzgar var.. Gunes gokyuzunde ama, gokyuzu grimsi...
Anne bu mevsimin adi ne diyor.. Bu mevsimin adi Roma diyorum..
6 yorum:
Belki de gerçekten oyun hamurundandır kalbimiz. aksini kim söyleyebilir ki eğer biz öyle olmasını istersek.. Benimki mesela bugün kahverengi, çikolata rengi, canı çikolata istiyor çünkü.. Kırdıkları da oldu aslında kırıldıkları da ama affetmenin dayanılmaz hafifliğini hissedince içindeki kini, öfkeyi nasıl da erittiğini görüp şaşırdı. Sonra da oyun hamuruna dönüştürdü belki de kendini, hergün bi başka renk ne güzel...
Ben de Funda ile aynı fikirdeyim Mehtap'cığım. Hernekadar "Camdan kalp" kulağa çok hoş gelen iki kelime de olsa "oyun hamurundan kalp" çok daha cazip :)
Hem hayat çok hızla ilerliyor, kırmak ya da kırılmakla kaybedecek vakit yok...
Bugünlerde ben mavi kalbi seçtim, zaman zaman kızarsa da, aşk ve umud birarada işte hayata dair... :)
sevgiler...
Yazını okuyup, üzerine düşünmek istedim bir süre..ilk okuduğumda içim burulur gibi oldu çünkü...Sonra dedim ki, hayır bu yazıya pozitif birşey yazmalı...
Kalplerimiz olduğu gibi güzel bence..Oyun hamurundan yapılmamalarına da sevindim...Çünkü oyun ve hamur kalbin içeriğine hafif kaçıyor içimde nedense...Camdan kalplilerin de tamir olmaz kırıkları, bir kez kırılınca.Camdan saymamali kalbi...Vitrinler sadece camdan olur, ulaşılamaz içinde gördüklerimize....Ama bizim kalbimiz böyle güzel bence..Alınsakta,zaman zaman kırıldığımızı sansakta ve bazen kocaman olup pat pat mutluluktan atsa da o kalp böyle güzel... Hem kim ne derse dersin, dokunulabilir de bir kalbe, duygularla...Böyle güzel olduğunu her seferinde söylüyor aslında..Belki de sadece onu dinlemek yeterli... herşeye rağmen Yenilendiğini, umutla dolduğunu, kırılsada tamir edebilebildiğini ve her zerresiyle kocaman sevebildiğini söylemiyor mu sana da... bulut oluyor, renkten renge giriyor, büyüyor ama malesef bir tek çilek olamiyor heralde:)
Hadi bakalim, ben okurken agladim bir de... Hayir kalbim kirik falan da degil ama sekilden sekile giren oyun hamuru, derken kirilan cam kure benim de icimde bir yere dokundu zannederim.
Beste
merhaba,
ben eşyaların çiziklerini, bazılarını nadir kılan defolarını, kadınların olgun ifadelerindeki kırışıkları, yara izlerini ve çatlakları saklayamayan şeffaf camdan kalpleri severim. Beni ben, insanı insan yapan şeyler bunlar, bence olmalı ve iyiki var. Biliyorum ki ben şimdi sevdiğim ben olmazdım, eğer kalbimde bu kadar yara bu kadar kırık çıkık olmasa. İyiki plastik bir kalbim yok amorf, şekilsiz. Veya iyiki taştan değil, iz kalmayacak kırılmayacak ama hiç ısınmayacak. İyiki cam kadar kırılgan iyiki cam kadar hassas zamanın ona vaktiyle sunduklarını hep hatırlatacak. Bence Mehtap abla iyiki sizin de kalbiniz camdan. Bu yüzden bu kadar hoş ve naifsiniz. Üzerinde daha önce kırılmalarından izler, çatlaklar olabilir ama güzel bir kalbiniz var.
sevgiler
Ilkay'cigim, ne guzel seyler yazmissin. Tesekkur ederim. sadece kucuk bir cagri uzerine, hic tanimadigi birine uzeri pullu kartlar gonderen bir insandan boyle bir hassasiyet beklenir zaten. Bunu blogunu okudukca daha da iyi anliyorum. sevgiler
Yorum Gönder