Mutfak penceresinden disariya bakiyoruz... Bak yapraklar dokulmeye basladilar bile diyorum, belki degisik renklerde toplayip bana getirirsin birkac tane... Burnunu cekiyor.. Hava cok sicak.. Cok nemli.. Cok yapis yapis... Ama ruzgar var.. Gunes gokyuzunde ama, gokyuzu grimsi...
Anne bu mevsimin adi ne diyor.. Bu mevsimin adi Roma diyorum..

26 Ağustos 2008 Salı

AHHHH... TATIL.....


Biryandan, piril piril saydam denizin icindeki taslara bakiyorum, bir yandan dusunuyorum.. Burada boylece herbir tasi ayri ayri seyrederek ne kadar durabilirim..?



Cevabim "cok uzun bir sure"..

Bu mu tatil? Tatil nasil olmali?



Bilmiyorum.. Siz soyleyin?

Cok mu eglenmeli, hani donuste yorgunluktan bitkin olacak kadar? Cok mu dinlenmeli, yatip uzanmaktan sere serpe, sirtta agri duyacak kadar?


Cok mu gezmeli, cok mu gormeli, cok mu okumali, cok mu dansetmeli? Yaz asklari mi yasamali, kisin yasayamadiklarina inat?



Moda yerlerde, moda mayolarla mi salinmali iki arada bir derede makyaj tazeleyip? Tekne turlarina mi cikmali? Kitap, kir kahvesi, buruk cay, yorgun entellektuel mi takilmali?


Raki sisesinde balik mi olmali, balik tavasinin onunde yaz ahcisi mi? Barbeku, salata, raki, roka ahhh bir de Zeki Muren mi, yaa verdigim kilolari alir da yeni elbiseme giremessem diye hala elde grissini mi?


Kavrulmali mi gunesten, faktor savaslarinin reklam yuzune mi donmeli?

Bilmiyorum.. Benim tatil formulum yok artik.. Aslinda galiba hic de olmamis.. Yasantimin son yirmi yilinda, hatta daha da onceleri, hep derslerim, notlarim, yazilacak, yapilacak, okunacak seylerle tatile cikmisim ben.. Okumamis, kapagini acmamis, yukunu tasidigimla kalmis, ustelik bir de hafiften vicdanimi sizlatmisim..

Bu yil sadece 20 sayfalik son tezin notlarini goturdum.. Okumadim, kapagini bile acmadim, artik aliskanlik yapmis ya bu huyum, hic de vicdan azabi filan duymadim..

Hic program yapmadim.. Saati sabahin altilarina kurup, yuruyus yapmak icin „uyanmamayi“ filan da denemedim..


Cay, simit, gazete keyiflerinde unuttum kendimi.. Herseyi o an nasilsa oyle yaptim.. Yani programsiz, plansiz.. Federico’nun keyfine uyarak, bazen biraz sizlanarak ama zamanin disinda bir tatil..

Bitmis bir de baktim ki..


26/VIII/2008’ROMA

3 yorum:

Nilambara dedi ki...

Sevgili Mehtap, bana da en keyif veren tatil uzun uzun denize bakmak ve berraklığında yokolmak... :)
Şu sıralar ise tatildeyim ama her zamankinden farklı :)
evimdeyim, evimle özlem gideriyorum, sabah erkenden kalkıyorum, telaşsız bir kahvaltı ve ardından gazete-kahve keyfi... sevdim,mutluyum, ne zaman sıkılırım ya da sıkılırmıyım bilmiyorum ama 15 gün bu keyfin tadını çıkarmaya kararlıyım :)

(buarada "öztitanik"e çok güldüm, çok hoşuma gitti :) iyi yakalamışsın)

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Sevgili Nilambara, belki hatirlarsin, Tofu'ya yazdigim ilk yazilardan birinde ben de "evimi ozledim" demistim. Aslinda benim de evimde kalmaya, evime bakmaya cok ihtiyacim var, umarim en kisa zamanda boyle bir 10 gunum filan olur.
Farkinda misin bilmiyorum ama benim fotograf makinem, keyfi nasil isterse oyle tarih atiyor. yani 2 Ocak 2001'de ben verandada cay ve simit esliginde gazete okuyormusum ve baslikta ergenekon varmis..Iyi mi!

birdutmasali dedi ki...

:)
bazen güzel şeyler çabuk bitiyor denir ....
Oysa dolu dolu yaşananlar ömür boyu bitmezz, gönül dizelerinde hep mısra kalırr :)))
gönlünüzce yaşanası tatiller dilerimm yinede ben size..
svglrrrrrr.