Mutfak penceresinden disariya bakiyoruz... Bak yapraklar dokulmeye basladilar bile diyorum, belki degisik renklerde toplayip bana getirirsin birkac tane... Burnunu cekiyor.. Hava cok sicak.. Cok nemli.. Cok yapis yapis... Ama ruzgar var.. Gunes gokyuzunde ama, gokyuzu grimsi...
Anne bu mevsimin adi ne diyor.. Bu mevsimin adi Roma diyorum..

27 Eylül 2013 Cuma

SEBAHAT'IN BASARI OTESI OYKUSU...


Butun oykuleri cok seviyorum, tekrar tekrar okuyorum, varsa fotograflarina bakıyorum...Ama bazi oykulerin kalbimde ayri bir yeri oluyor. Sebahat'in oykusu iste onlardan biri...
Ozguvenle adini soyadini fotografini koyarak yazmis, bize kendisiyle beraber "F" vitamini, kendi gibi hos, bakimli ve arkadaslarina destek olan, paylasan calisma arkadaslarini da konuk getirmiş...
Kendini analiz ediyor, yanlislarinin neler oldugunu ve ne yaparak doğru beslenme uyguladigini anlatıyor buyuk bir içtenlikle... Onerilerde bulunuyor, pratik yeşil çorba hazirlama ve saklama tarifi veriyor.
Oda arkadaslarinin, saglikli beslenme konusundaki kararliligini paylasmalari, onunla beraber uygulamalari, sevgili esinin onu anlayıp destek olmasi da  gerçekten cok önemli ve cok ozel bir nokta bu oykude...
Sebahat bizlerden biri... Calisiyor, koşturuyor, hayata yetişmeye calisiyor ve o sirada hepimize zaman ayirip oykusunu de yazıyor... Paylasiyor...  Keyifle okuyacaksiniz..
Sevgili Sebahat, sizi hem tum kalbimle kutluyorum, hem de Roma'dan sevgiler yolluyorum... Inandiginiz, uyguladiginiz ve paylastiginiz için binlerce teşekkürler...
---------------------------------------------------------------------------------------------------
 
Ben Sebahat ELİTAŞ, 14 Ocak tarihli  sınıfa Suhendan olarak kayıt oldum. 50 yaşında ve 1.68 cm boyundayım.   Mehtap Hanımın emeklerinin boşa gitmediğinin, benim gibi, daha bir çok kişinin hayatını olumlu yönde değiştirdiğinin bir göstergesi olarak hikayemi sizlerle paylaşmak istedim.
35 yaşımda evlendiğimde  59 kiloda fit bir bayandım. Ben Karadenizli, eşim Doğulu olduğu için yemek kültürleri bizden çok farklıydı. Hamur işi ve et yemekleri en çok tüketilen  gıdalardı. Yeni evlendiğimde çalıştığım için kayınvalidemde yemeğimizi yiyor, çayımızı içiyor ondan sonra evimize gidiyorduk. Yemekten kalktıktan hemen sonra çayın yanında mutlaka pasta börek gibi şeyler yapılıyor ve dayanamayıp ben de yiyordum. Arkasından meyvemizi yiyip evimize gidiyorduk. Hiç farkına varmadan devamlı yemek yiyen ve bundan çok keyif alan biri oldum. Artık midem genişlemiş, kilo almaya başlamıştım.  Özel günlerde 7-8 çeşit te olsa “bugün var yarın yok mantığıyla” hepsinden birer tane yiyor, kendime engel olamıyordum.
 

 
 
 

Eşim de ben de tatlıya çok düşkünüzdür. Saat bizim için hiç önemli değil gece de olsa canımız tatlı çektiğinde yerdik. 
 
Ben zamanında sağlığıma zarar veriyor diye sigarayı bırakmıştım ama bu yeme isteğime bir türlü söz geçiremiyordum ve seneler geçtikçe,  kilolar üst üste bindikçe sağlığım da bozulmaya başladı. Dizlerim bedenimi taşırken zorlanır, bel fıtığım da kendini gösterir oldu. Ağrısı kalçama, ayak başparmağıma vuruyordu.  
 
Belimdeki ve topuğumdaki ağrı için doktora gittiğimde,  doktor kilo vermem gerektiğini söyledi ve beni diyetisyene yönlendirdi. Diyetisyenin verdiği listeyi 1 hafta uyguladım ama devamını getiremedim. 1 kibrit kutusu kadar beyaz peynir,7-8 adet zeytin vs. bana ters geliyordu. 
 
Sadece yazlığa gittiğimde 1 ayda sabahları 1 saat yürüyüş arkasından 1 saatlik yüzme öğleden sonra tekrar 1 saat yüzmeyle 5-6 kilo vererek yazlıktan mutlu bir şekilde dönüyordum.  Fakat yeme alışkanlıklarım değişmediği için 2 ayda vermiş olduğum kiloları fazlasıyla geri alıyordum.
 
Ta ki portakal ağacında Hatice hanımın “mevsimlerden roma” sayesinde 20 kilo verdiğini öğreninceye kadar bu böyle devam etti. Hemen sizin siteye yönlendim ve o gün akşama kadar yazılarınızı ve zayıflayan arkadaşların öykülerini okudum ve o an kararımı verdim pazartesiyi beklemeden o gün sizi takip etmeye başladım. İşte bu dedim aradığım site, doktorum, diyetisyenim...:))
 
 
23 Aralık 2010 yılında 80 kilo ile beslenme alışkanlığımı değiştirmeye karar verdiğimde çalıştığım işyerindeki oda arkadaşım siteyi inceleyerek, bana destek olacağını, gerekirse birlikte yapabileceğimizi söylediğinde çok sevinmiştim. Çünkü biliyordum ki karşımda değişik şeyler yendiği zaman dayanamayıp diyeti bozarım. Arkadaşımın  verecek fazla  kilosu yoktu fakat ara öğün alışkanlığı da yoktu. Sabah kahvaltıdan öğle yemeğine kadar hiçbir şey yemez fakat öğleden sonra çay saatinde iyice dağıtırdık.
 

 

23 Aralık Perşembe sabahı sade bir kahvaltıyla güne başladık. Kahvaltıdan 1 saat sonra akşamdan hazırlayıp, kavanoza koyup getirdiğim metabolizma çayından birer bardak içtikten sonra 11:00 gibi 1 elma ve 2 cevizle ara öğünümüzü yaptık. Alışverişlerimiz için çekmecemize kumbara bile koyduk.J

  Öğle saatinde işyerimizin bahçesinde (plates olmadığı günlerde) en az yarım saat yürüyüş yapıyorum. Aynı zamanda sabahları kalkınca 10-15 dakika kadar esneme hareketlerimi yaparak güne hazırlanıyorum. Bu hareketler kan dolaşımımı hızlandırıyor, kaslarımı açıyor güne daha zinde ve mutlu başlamamı sağlıyor. Arkadaşım da sabahları işe gelmeden önce haftanın 4 günü 1 saat yürüyüşünü yapıyor, duşunu alıp öyle işe geliyor ve ayrıca da hoca eşliğinde haftanın 3 günü yaklaşık 45 dakika plates yapıyoruz.

Sizinle tanışmadan önce şöyle bir hatamız vardı; öğlen yemeklerinde daha az kalorili olması adına yarım yağlı yoğurdun içine 1 elma ve 2 kaşık yulaf ezmesi ekleyip öğün yapıyorduk:(  Sizden sonra öğünümüz düzenli bir şekilde bol yeşillik ve zeytinyağlı yemekten oluşmaya başladı, dönüşümlü olarak zeytinyağlı yemeğimizi bir gün ben bir gün arkadaşım yaptık ve hala da aynı düzene devam ediyoruz. Şu anda odada üç arkadaş çalışıyoruz O da bize uyum sağladığı için hiç zorlanmadık. Her öğünde farklı ekmek tüketmeye dikkat ediyoruz. Gün içinde yeşil çay ve bol su içiyoruz. Arada bazı sabahları 1 litre kaynamış suyun içine yarım limon dilimleri, 1 tane tarçın, biraz tane karabiber, birkaç karanfil atıp işyerinde (metabolizma çayını yapamadığım zamanlar) arkadaşlarla içiyoruz. Hem tatlı krizimizi önlüyor hem de kış boyunca bizi hastalıklardan koruyor. Ayrıca içtiğimiz çayın ve içtiğimiz suyun içine bir parça kök tarçın ve birkaç tane karanfil atıp öyle içiyoruz.(bazen nane yaprakları da olabiliyor) Öğleden sonraki ara öğünümüzde siz neyi önermişseniz onu, akşam yemeğinde ise bol salata ve ev halkına ne hazırlamışsak, makul miktarda, sağlıklı bir şekilde pişirilmiş yemeğimizi yiyoruz.


 

Çalışan hanımlar için Yeşil Çorba ile ilgili bir tüyo verebilirim. Yeşil çorbayı aklıma gelen bütün yeşillikleri birleştirerek yapınca çok fazla oluyor. Fazlası buzlukta yer işgal ettiği için 1 litrelik kavanozlara kaynar şekilde doldurup, ağzını iyice kapatıp, havlunun üzerine soğuyana kadar baş aşağı koyuyorum, üstünü başka bir havluyla kapatıyorum 2 gün sonra mutfak dolabına kaldırıyorum (Konserve domates gibi) uzun süre bu şekilde tazeliğini koruyor. Bu arada yoğurdumu da 2 senedir kendim yapıyorum. İnanın hazır yoğurdu artık yiyemiyorum… Aynı zamanda hazır meyva suları ve asitli içeceklere yaklaşmıyorum bile. Yazlık meyvelerden, şeftali, kara erik, japon elması vs.. kış meyvelerinden, armut ve elma karışımından Şekersiz meyve marmelatı (konserve kavanozlara yukarda yazdığım şekilde) yapıp, yoğurduma karıştırıp yiyorum

Tekrar belirteyim arkadaşımda kilo olarak hiçbir değişim olmadı ama ben 80 kilodan 65 kiloya düşerek tam 15 kilo verdim. Bel, diz, topuk ağrısı uçtu gitti.J Her zaman kendimle barışık, kendimi, doğayı ve hayatı seven bir insandım fakat sayenizde giden kilolarım ve geri gelen sağlığımla çok daha mutlu hissediyorum, aynaya severek bakıyor, kıyafet almaya gittiğimde 44 beden yerine 38 veya 40 (bazen kalıbına göre değişiyor) bedene giriyorum. Mutluluğumu daha nasıl tarif edebilirim ki?   Bu arada sizden öğrendiklerimle sağlıklı beslenerek ve bildiklerimi çevremdekilere anlatarak, öncelikle eşimi, kayınvalidemi ve kardeşimi de bir hayli hafifletmiş bulunuyorum.


 

Şu anda her şeyden azar azar yiyerek  (arada kaçamaklar da yaparak) fazla kaçırdığım zamanın ertesi günü karbonhidratlı besinleri kısarak ve çiğ sebze yiyerek (bazen de meyve suyu yerine sebze suyu içerek) yani dengeli beslenerek 1 seneye yakın bir zamandır kilomu koruyorum. (2-3 kilo fazlam vardı onları da ocak ayında başlayan programla verdim.) Düşünüyorum da sayenizde beslenme alışkanlığımı değiştirmeyip eski düzende kalsaydım bugün kesin 85 leri gören ve hastalıklarla mücadele eden bir bayan olarak hayatıma devam ediyor olacaktım.

Sağlıklı beslenme programına başladığım günden bugüne bana destek olan işyerimdeki oda arkadaşlarıma evde ise eşime (tatlıya ve hamur işine çok düşkün olduğu halde yanımda yemeyerek), varlıklarıyla yarattıkları sinerji için sitedeki arkadaşlara ve sevgili Mehtap, bir deniz yıldızının daha hayatını kurtardığınız için size sayısız teşekkürler, iyi ki sizi tanımışız, iyi ki varsınız, iyi ki hayatımıza girdiniz…

 

 
 
27 Eylul 2013'Roma