Mutfak penceresinden disariya bakiyoruz... Bak yapraklar dokulmeye basladilar bile diyorum, belki degisik renklerde toplayip bana getirirsin birkac tane... Burnunu cekiyor.. Hava cok sicak.. Cok nemli.. Cok yapis yapis... Ama ruzgar var.. Gunes gokyuzunde ama, gokyuzu grimsi...
Anne bu mevsimin adi ne diyor.. Bu mevsimin adi Roma diyorum..

virgulune dokunmadan... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
virgulune dokunmadan... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mayıs 2013 Pazartesi

CAKIR'DAN DERS NOTLARI... OLAGANUSTU BIR OYKU...

 Aramiza hayat giriyor zaman zaman.. Hayatimizda diyorum cunku hayatlarimiz kesisiyor, karsilasiyor, bazen kaybediyoruz birbirimizi ama sonra araya giren yillara ragmen sanki dun ayrilan dostlar gibi, yeniden kucaklasiyoruz...

Cakir'in oykusu bana geleli cok uzun zaman oldu... Bu oykunun icinde benim size vermek istedigim butun mesajlar bir bir yazili... yani ders notlarima koysam, ancak bu kadar guzel anlatabilirim... 

Cakir cok onemli birsey yapiyor... kilosunu koruyacak diye hayati zorlastirmiyor, gunlerle, hayatin ritmiyle cakismiyor, tam tersi... Is yerinde cikan yemekleri yiyor, uygulayabildigi olcude kurallari uyguluyor ama cizginin disina ciktiginda "oldu bir kez, artik fark etmez" demiyor, kontrolu elinde tutuyor...

Yani benim soylemeye calistigim herseyi yasamina gecirmis, guzel ve akilli bir kadin... nerede yasar, ne is yapar bilmiyorum... Bana hayatima renk kattiniz diyor ya, sizlerle aramdaki iletisim, burada 7 bin renkli gok kusaklari ciziyor hepimizin goz bebeklerine... O renk te, o isik ta, o fark ta sizden kaynaklaniyor, bunu sakin unutmayin lutfen...

Cakir'a burada oldugu, oykusunu paylastigi, oz guvenle fotograflarini yolladigi, icten ve sicak uslubu icin ona hepimiz adina cok tesekkur ediyor, Roma'dan en iyi dileklerimi ve sevgilerimi yolluyorum...

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 Merhaba Mehtap Hanım;

Ben İlknur Çakır, gruba bu yıl Çakır olarak kayıt oldum. Aslında geçen dönemden grubunuzun sessiz takipçisiyim. 47 yaşında ve 157 cm boyundayım. Halen çalışıyorum. 27 yıllık evliyim ve kocaman üç kızım var. Sayenizde benim de bir hikayem oldu ve bunu sizinle paylaşmak istiyorum. Umarım arkadaşlara yararı olur-

Evlendiğim yıllarda 44 kg  idim. 3. Kızımdan sonra 60 kg olarak kaldım. Uzun yıllar boyunca da kilo almadım. Bu aradaki 16 kilo fark çok fazla gibi görünse de aslında evlendiğimde çok zayıf olduğum ve 13 yılda aldığım kilo olduğu için gözüme batmıyordu. Ya da bana öyle geliyordu. Ama 1999 yılında eşimin işi dolayısı ile İstanbul a yerleşmemiz benim sürekli araba üstünde olmam, sigarayı bırakmam ve aşırı hareketsiz bir hayat bana tam 17 kiloya mal oldu ve ben 77 kiloya çıktım. Üstelik çok hızlı olarak bu kiloları almıştım. 2005 yılı idi sanırım ilk defa diyetisyene gittim, 6 ayda  7 kilo da verdim 70 kiloya düştüm. Kilo vermekte   benim açımdan sorun yoktu. Diyetisyenin dediklerini yapınca veriyorsunuz. Önemli olan bunu tutabilmek, pek çoğumuzun bildiği gibi insan sürekli diyette olup, aşırı derece de kendisini tuttuğu için bir süre sonra eli her şeye gidiyor ve ne bulursa yemeye başlıyor. Sonrası “hop gelsin kilolar” Neyse ki ben 73 kiloda kendimi tutabilmiştim. Bu kez de dizkapaklarım bana sorun çıkarmaya başlamıştı. Dizkapaklarım kitleniyor, şişiyor, ben yollarda kalıyordum ve nihayet diz kapağımdan ameliyat oldum. Doktorlar kilo vereceksin dediler. Hem de bana 55 kilo ya düşeceksin dediler. Ama bu işler maalesef denilmekle olmuyor. Tansiyonunuz düşüyor, uyku düzeniniz bozuluyor, halsiz oluyorsunuz, enerjiniz tükeniyor, kendinizi sürekli hasta gibi hissediyorsunuz, mutsuz oluyorsunuz. Zira ben hayatım boyunca karın doyurmak için yemek yemedim. Daima keyif alarak, zevk ile yedim. Hep sevdim bir şeyler yemeyi hala da seviyorum. Değişen bir şey yok bu anlamda benim hayatımda

 24 Eylül 2011’de bir arkadaşımın tavsiyesi ile sitenizle tanıştım ve o günden sonra da başarı öyküm başladı. Başladığım zaman kilom 73 idi. En ustteki  fotoğrafım o günlerime aittir. Yayınladığınız  listeleri sıraladım, yazıları okudum arkadan sizleri takip ettim. “İlk günler” listesine sadık kaldım ama sonra tamamen uygulayamadım.
 

Sizden sonra hayatımda olmayacak şeyleri asla yapmadım. Mesela diyet ürün almadım. Ve daima işyerimde çıkan yemekleri yedim öğle yemeklerimde, her zaman kendi yaptığım ekmeği tükettim. Ölçülere ve miktarlara çok dikkat etmek kaydı ile elbette, ama yeşil çorba, ara öğün ve bazı haftalardaki şaşıtmacalarımıza harfiyen uydum. 

Zaman içerisinde bir baktım ki ölçmek ve tartmak rafa kalmış gözüm ve elim tartı olmuş neyin yerine neyi, ne zaman, ne miktarda yiyeceğimi öğrenmişim. Bunun için Mehtap Hanım a gerçekten minnet borçluyum. Her şeyi yiyorum, içiyorum üstüne de zayıflıyorum. Bundan daha büyük bir lüks olabilir mi? 




Asla hayatımda aktif spor olmadı. Ben ya yüzebilirim ya da yürüyüş yapabilirim. Ama köpek korkum yüzünden yürüyüş bile yapamıyorum. Bir gün arkadaşlar sitede “Walk at Home” dan bahsettiler hemen bilgisayarıma indirdim. O günden beridir. 2 mil olan programı her sabah 5:30-6:00 saatleri arasında yapıp sonra işe gidiyorum. Bu da bana yetiyor ve beni mutlu ediyor. 1 Aralık 2012 tarihinde 63 kiloya inmeyi başardım. Hem de hiç zorlanmadan bu sene gruba 63 kilo olarak kayıt oldum ve 17 Mart 2013 sabahı 60 kiloya indim. Belki 1 Kilo daha verip sonra bunu korumak istiyorum. İşyerinde çıkan yemeklerin suyunu yemiyorum, eğer yemekte bulgur pilavı varsa yiyorum. Yoksa diğer pilav ve makarna çeşitlerinde hakkımı 40 gr.lık ekmek yemekten yana kullanıyorum, çıkan sütlü tatlıları eğer yenilmeye değerse ara öğünümde yiyorum, şıralı tatlılarda ise 1 dilim i beni kesecekse yine ara öğünümde yiyorum yoksa yemiyorum. Buna da takılmıyorum. Zira daha önce yediklerime sayıyorum. 

Akşamları asla ekmek dışında karbonhidrat almıyorum. Ama gece uzunsa kaçamak yapabiliyorum. Nefsimi bu konuda henüz terbiye edemedim. Onu da ne yapayım diyorum. En zararsız şekilde atlatmaya çalışıyorum. Yağı zaten çok az kullanıyordum. Suyu hiç içmediğim zaman 1,5 lt. içiyorum. Bunun aksaması sadece hafta sonları olabiliyor onun dışında olmuyor. Salatayı Mehtap hanım ın dediği gibi en az 3 renk olarak tüketmeye devam ederek kilomu korumak istiyorum. Ha bir de tabi ki eğer fazla kaçırdığımız gün varsa ertesi gün karbonhidrat almıyoruz. Bu kuralı da hiç unutmuyoruz. Eğer eksikliklerim varsa arkadaşlar tamamlarlarsa sevinirim.

Hayatıma renk kattınız Mehtap hanım kıyafetlerimi her terziye götürdüğünde çok seviniyor ve size içimden sessizce teşekkür ediyorum. Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz elbise benim kızımın nişanında giydiğim elbise ve ben bu elbiseyi 1999 yılında çok sevdiğim bir arkadaşımın kardeşinin düğünü için almıştım. Acaba şimdi mutluluğumu anlatabildim mi? Ben başardıysam herkes başarabilir diyorum. Size ve tüm grubumuza verilen destekler için teşekkürler diyorum. Sevgiler.
Çakır
20 Mayis 2013 'Roma


26 Mart 2013 Salı

SEVCAN'IN ALYANSI YENIDEN PARMAGINDA... COK GUZEL; COK OZEL BIR OYKU DAHA...




Ben hic bir zaman incecik olmadim. Vucut yapimdan dolayi ( amut muyduk biz...) basen ve bacaklarim ust kismima gore buyuk kaciyodu. 1.60 boya 50 kg derler ya ben 55-56 da gayet mutluydum. 10 yil kadar bu kiloda kaldim denilebilir.1-2 kilo alip verebiliyodum.Malum kisin alinir yazin daha cok hareket ve yuzme ile verilirdi. Ancak ailemde kilo problemi yasayanlar oldugu icin dikkat etmem gerektigini biliyordum. Acik havada yapilan sporlar her zaman bana daha cazip geldiginden mumkun oldugunca kendime yuruyus zamanlari yaratmaya calisirdim. Spor salonuna gitmeyi denedim bir kac kez ama is yogunlu ve kendimce buldugum mazeretlerden dolayi devam etmedim. Onun yerine sahilde kilometrelerce yurumek daha eglenceliydi.







Hersey bu sekilde giderken evlenmeye karar verip hatta ulke degistirmek istedik esimle. Evlenir evlenmez Amerika'ya yerlestik. Hersey yeni ve cazipti ilk baslarda. Surekli farkli yiyecekler demek istiyorduk ve deniyorduk haliyle. Sonra guzel memleketimin ekmeklerini, pogacalarini, tatlilarini ozluyorduk...Cikip pastaneden bikac tane alma imkanimiz olmayinca mutfakta kendim deniyordum.E yapinca da tum tepsiyi yiyorduk. Boyle bir kisir dongunun icine girdik. Ben daha ne yapiyoruz biz boyle biraz dikkat edelim, duzenli spor yapmamiz gerekiyor diyene kalmadan 10 kilo almistim bile. Kilomu ogrenip ciddi kararlar aldiktan cok kisa bir sure sonra ikinci bir surpriz bizi bekliyordu: hamileydim .... Ilk zamanlari biraz sorunlu gectigi icin kilo almadim ama hareket de edemedim. Derken istahim pek guzel acildi. Mumkun oldugunca saglikli urunlere donmustum aslinda. Disaridan cok kisitli yiyecekler aliyordum, hazir gidalardan mumkun oldugunca uzak durdum (hele ki misir suruplu olanlarindan) Ancak son donemlerde asiri kilo alarak yuksek kiloda dogum yapmak durumunda kaldim. Tam 18 kilo almistim hamilelik suresinde. 36. haftaya kadar gayet yogun bir sekilde calistim, isimi aksatmadim ancak kilolarin onune gecemedim.

Dogumdan sonra beni bir surpriz daha bekliyordu: Bizim kucuk prens zahmet edip emmeye yanasmadi. Bebegimi emziremedigimden birkac ay sonrasinda sutum kesildi ve tamamen mamayla beslemeye basladim. Tabi bunun bana faturasi da oldukca yuksekti. Bebegime alisma suresi falan derken yaklasik 10 ay evde vakit gecirdim. Esofman ve spor ayakkabi beni idare ettigi icin cok fazla kiyafet ihtiyacim olmuyordu dogrusu. Derken artik ise donme vakti geldi ve ben aci gercekle karsilastim: hayatimda ilk kez 40 beden kiyafet almak durumunda kalmistim. (Amerika'daki 40 beden Turkiye de 42 falandir muhtemelen.Buranin kaliplari genis bence) Ayaklarimdaki odem gecmisti ama eski ayakkabilarim olmuyordu. Alyansim parmagima girmiyordu...Eski kiyafetlerin hepsini kaldirdim gorunce daha cok uzuluyorum diye. Malum buyuk beden alisverisini yaptik onlarla idare ediyordum taki oglumun 1 yas dogumgune kadar.

Pek cogunuz beni anlayacaktir, evde kucuk bir bebek varsa genelde onun fotograflari cekilir hep. Uzun bir aradan sonra kendimi ilk kez oglumun yaninda fotografta gorunce sasirdim.Uzuldum cunku inkar ediyordum ve hala bu ben degilim diyordum ama degismek icin de bisey yapmiyordum. Bahsettogim kilo 72 ydi belki de 74 tu o zaman tam bilemiyorum. Asiri degildi ama benim icin coktu ve kalici olma yolundaydi. Sonraki gunler internette arastirmalara basladim. Beni oncelikle ikna edecek biseyler ariyordum. Ikizler burcu olanlar bilirler oncelikle beyninizin ikna olmasi gerek.  Mantigimin "evet Sevcan bence bunu yapabilirsin" demesi gerekiyodu.




Ve bana bunu Mevsimlerden Roma sagladi. Bi sekilde bu blogla karsilastim.Tarih de Aralik 11 di sanirim. Itiraf ediyorum o gun is falan yapmadim. Aman Allahim o ne surukleyici yazilar oyle, kapildim gitti...Bir oradan bi buradan okuyodum, baktim olmayacak hepsini tarih sirasina gore bastan okuyayim dedim. Basari hikayelerini kac kez okudum bilmiyorum ki hala donup okuyorum. Mehtap Hanim'in bahsettigi seyler bana cok dogru, mantikli ve uygulanabilir geldi. Tabi o zamanlar tekrar sinif acilacagini bilmiyordum zaten o kadar heveslendim ki ertesi gunu ben basliyorum dedim.Esime de bahsettim o da beni destekledi.

Daha sonra yeni yilda yeni sinifin baslayacagini ogrendigimde daha bir mutlu oldum ancak basladigim duzeni bekletmek istemedim. Yil basinda dahi taviz vermedim.Ve o gun bugundur muptelasi oldum.Sabah kalkar kalkmaz bloga bakilir, yeni yorum varsa okunur....Turkiye ile 7 saat zaman farkinin avantajini kullaniyorum ben:-) Listeler Pazartesi yayinlanmis olsa bile burda gece oldugu icin kacirmiyorum. E o kadar da olsun degil mi...

Yine 12 Aralik'tan bu yana hafta ici asiri yagmur, kar yagmadigi muddetce (daha oncesinde yagmis olabilir ama ogle vakti yagmiyorsa) ben 30-40 dk. yuruyus yapiyorum otoparkta. Artik sirkettekiler de biliyorlar beni:-) aksamlari firsat buldukca evde 30-40 dk daha spor yapiyorum. Her sabah 2 ana, 2 ara ogun hazirlayip ise getiriyorum (tamam bu hafta 1 ara ogunumuz var) Yemekhane gibi bir luksumuz yok burada.Disarida et yemedigim icin evden getirmek durumundayim. 17 aylik oglum kresten ac bir  sekilde geliyor her gun dolayisiyla bizim aksam yemeklerimiz 18.30 gibi bitiyor genelde. Haliyle ben bir sonraki gunun yemegini aksamdan hazirlamak durumunda kaliyorum (firinda balik, kofte vs. yenmeyecekse eger)

 Butun bunlardan sikayetci degilim. Cunku dogru yolda oldugumu biliyorum. E biraz fedakarlik gerekiyor tabi. Ancak sendeki degisikligi fark edilip iltifat edilmesi buna degiyor dogrusu...
 

 Artik eski kiyafetlerimi deniyorum ve giyebildiklerimi tekrar ortaya cikariyorum. 42 bedenden 38bedene indim 2.5 ayda .



27 numara kot pantolon oluyor. Ancak hedefim 36 bedene rahat bir sekilde girebilmek ve 26 numara kot pantolon giymek :-)) Kilo vermeye devam edecegim icin yeni kiyafet almamaya calisiyorum ama zor oluyor dogrusu...Kilo olarak degisikligime gelince;



12/12/2012   72    kg

01/14/2013   68    kg

02/07/2013   64.3 kg

02/28/2013   61.7 kg

 Evet 10 kg. hafifledim. Cok orantili bir sekilde gitti 10 kg. Tum vucudumda incelme oldu.Ayaklarim kuculdu, parmaklarim daha guzel gorunuyor ve ben artik cok ozledigim alyansimi takiyorum. Bu surede ustelik kendimi cok zorlamadim gercekten. Canimin cok cektigi bisey oldugunda bir kasik yedim. En kati oldugum konu aksam yemeklerinden sonra birsey yememek oldu.

Hayatimin geri kalaninda isime yarayacak bi dolu bilgi edindim bu sure icinde ve hala da ediniyorum. Yalnizca kendime degil aileme de saglikli yemek pisiriyorum ve bundan sonra pisirecegim. Yalnizca bu bile diyet yapmayan esimde fark ettirdi. Oglumun gun icinde hangi tur gidalardan yedigini daha iyi takip ediyorum boylelikle bir sonraki gunun menusunu olustururken bunu goz onunde tutuyorum.

14 Ocak'ta birlikte yolculuga basladigimiz diger 700 arkadas! Ben bunu sizler icin yazmak istedim. Sessiz takip etmeyi secmis olabilirsiniz ancak kendinizle ilgili vereceginiz bilgi belki de baslamaya cesaret edemeyen bir kisinin hayatini degistirecek.Lutfen bunu dusunun ve lutfen pes etmeyin...

Ve Mehtap Hanim, ve Seda Hanim, ve Esma Hanim sizlere kendi adima cok ama cok tesekkur ederim. Verdiginiz emek ustelik herhangi bir karsilik beklemeden ne onemli bisey... Icinde bulundugumuz zaman diliminde...Umarim bunlarin karsiligini bir sekilde alirsiniz.Iyi ki hayatima girdi Mevsimlerden Roma.

Selamlar...

Sevcan

PS: Ben pek fotografimi cekmiyorum sanirim ama cok bahsettigim ellerim ve alyansimi gondermek istedim:) belki de istedigim kiloya gelince soyle suzulmus bir sekilde cekip gonderirim fotografimi.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Olaganustu bir oyku daha... Ne kadar ictenlikte, ne kadar durustce yazilmis, ne muthis bir ozguvenle fotograflar konmus...  Sevgili Sevcan, burada oldugunuz, paylastiginiz ve guvendiginiz icin tesekkurler... Sizin degisiminiz herseyden once yetismekte olan bu tatli bebegin gelecegini etkileyecek ve sekillendirecek...
Alyansiniz parmaginiza cok yakisiyor ama uzgunum kisa bir sure sonra daraltilmasi gerekecek...  gardroplar degisecek, mayolar, ayakkabilar, kemerler, camasirlar... Siz degistikce, yenilenecek hersey...
Size kuzey Ege'den kucak dolusu sevgiler, bu guzel bebege de ailesiyle ile birlikte saglikli ve keyifli bir yasam dileklerimi yolluyorum... Varliginizla guc veriyorsunuz hepimize... Tesekkurler...

26 Mart 2013'Turkiye



 

22 Mart 2013 Cuma

BIR KUCUK YUREK...Arzum'un mektubu....

Pespese cok guzel oykuler okuyacagiz... Ilki Arzum'dan... Bu bir baslangic oykusu, yani arkasi yarin... Yani Arzum yolun basinda ama kararli, bilincli ve akilli bir kadin... Biliyor ki, onun aliskanliklari, cevresindeki herkesi ama en cok ta yetismekte olan minicik bebegini etkileyecek... 

Sevgili Arzum, burada oldugunuz, bana guvendiginiz, oykunuzu adinizla soyadinizla, fotografinizla paylastiginiz icin gonulden tesekkur ederim. Buyuk ekonomik boyutlari olan, zayiflama sitelerinde bile soyadi bas harfiyle sinirlandirilmis kisilerin bir en fazla iki fotografli oykus varken, burada siz bir kitap yaziyorsunuz kendi kendinize... Kendi adima cok ama cok mutluyum, sizin adiniza da...

Guzel ailenizle birlikte saglikli, keyifli, bir omur diliyorum size...

Iyi ki varsiniz...

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sevgili Mehtap ;
Adını söylediğimde bile yüzüme gülümsemeler bir bayrak gibi dalgalanarak yayılıyor. Seninle tanışmama vesile olduğu için kuzenim Defne’ye ( biliyorum ki seni izleyen ve takip edenlerden biri ) selamlarımı iletiyorum , ikinize de kucak dolusu teşekkürler.



Kilo almanın ne olduğunu bilmeden bir 26 sene geçirdim, dahası annem de benimle aynı görüşte.Ama kim ‘’kilo alabilirisin vücudun buna müsait’’ diye  söylese kahkahalarım karıştı gürültü yere.Ben kilo alamazdım , ne zaman almıştım ki.
İstediğim her kıyafet bana rahatlıkla oluyordu 38 ile 40 beden arası gelip giderken. Hem boyumda 1, 75 idi  kilom ;63…
Sonrası evlendim. Kabus gibi günler üzerime oturdu ve hiç gitmek bilmedi. Sürekli tüketmeler…Bir hayata başlangıç beni yerle bir etmişti. Ayak uyduramıyordum.
Evlendikten sonra ( 2 ay sonra ) hamile kaldığımı öğrendim. Kötü bir hamilelik süreciydi. Sürekli bulanan bir mide ve koku alma organım hayli bir gelişmişti. Ekmekten başka bir şey yiyemez duruma gelmiştim ve 41 hafta sonra doğuma 104 kiloyla gittim. Buraya yazması bile son derece kötü görünürken ben ayakta durmakta zorlanırken o 9 ay beni 2 kat kilolu bir bunalımda kadın hallerine soktu.
Sonrası kötü bir görüntü. Giymeyeceğim ve bana yakışmayan ne varsa ( anne kıyafetleri de dahil ) giymek durumunda kaldım.Çünkü 42 beden üstü genç kuşağa üretilmiyordu yada ben bulamadım yada çok pahalıydı.
Sonra gizliden sizi takip ettim. Sonra takip etmeyi bıraktım.Tekrar başladım ama sadece okuyarak.
Mesleğim; Postacıyım . Belki bir kadın Postacı ilk etapta şaşkınlık yaratabilir, banada aynı şeyler olmuştu.neyse İşim günde 5 -6 saat yürümeyi bana sağladığı için en azından kilomun büyük bir çoğunluğunu kaybetmende buna borçluyum ve çocuğumu emzirmek buda en büyük etkenlerden biri…
Ama olmadı aynalara yakışmadım. Kızım 2 yaşına gelince sütten kestim ve sizin programa bu sefer aşikar başvurdum.
AGYILMAZ.
Kilom = 83 tü.
Şimdi kilolarım gözle görülür bir şekilde gitmeye , bende  zayıflama ya başladım. Arkadaşlarım beni yoldan çevirip arzum nasıl yaptın bize   de söylesene demeye başladılar.Takip edilmeye başladığımı ve yüzümün daha güzel olduğunu söylemeye başladılar.
Yanıtım belliydi ; Diyet yapmıyorum sağlıklı ve düzenli besleniyorum.Aç değilim sadece Dr. Mehtap Hanım en büyük destekçim , mevsimlerden roma adlı bloğu takip ediyorum dedim.
Yalan değildi.
52 beden pantolonum 42 lere düştü bile.
Aslında ben  zayıflamıyorum düzenli besleniyorum buda gece yatarken beni yormuyor, daha rahat nefes alabiliyorum  , yürümekten ve merdiven çıkmaktan bıkkınlıkta gelmiyor nefesimde kesilmiyor.mesleğimi koştura koştura büyük  zevkle yapabiliyorum.
Ben çok mutluyum Mehtap.Senin sayende.
İyi ki varsın.İyi ki bu kadar meleksin.
Ve GÖRÜNDÜĞÜ KADAR ZOR OLMAYAN BİRŞEYMİŞ Başarmak duygusu.
Arzum Günay Yılmaz
(Ankara) 3 mart 2013  - 18:55
Bir kız çocuğu annesidir.

13 Mart 2013 Çarşamba

BESTE'DEN BIZIM ICIN...


Bir cogunuz Beste'yi zaten taniyor. Beste'nin Naneleri isimli, cok keyifli bir blogu,

Leonardo isimli dunya tatlisi, resme yetenekli, doga sevdalisi bir oglu

, hepimizi hayran birakan fotograflari var...






















Guzel, becerikli, akilli bir hukukcu... Fransa'da yasiyor, guzel yemekler pisiriyor ve guzel yazilar yaziyor... Bugun konugum... Fotograflari ve tarifleri ile

Tesekkurler Sevgili Beste, konugum oldugun, katkida bulundugun, bizlrle yasamindan kesitler paylastigin icin. Sana ve yakisikli Leonardo'ya Roma'dan kucak dolusu sevgiler yolluyorum.. Ne iyi ettin de geldin...
------------------------------------------------------------------------------
Beste'den ...



Yemege, beslenme biçimlerine, bahçeye ve fotografa olman ilgim nerede basladi hatirlamiyorum bile. Cocuklugumda babamla yaptigimiz Asterisk pastalari ve buyukce olan ailemizde neseli sofralar yemege duskunlugumu, bos arsalarda tirmandigimiz agaclar, dedemin bahce sevgisi minicik bir domates tohumundan ilk domatesim bahceye duskunlugumu aciklar belki benim mutlu cocukluk anilarim hep dogaya iliskindir.


Babam ressamdi boyalarin icinde buyudum ben. Kendimi bildim bileli birseyler cizdim, boyadim. Okumaya ve sanata olan ilgim mukabilinde fotograf cekmekten buyulenmekte bir uzanti oldu acikcasi.  Butun bu sevdigim seylere vakit ayriabilmeye Fransa’da minik bir koye tasindiktan sonra basladim. Hayatimi efendisi benim butun bu degisiklikleri yapma gucunu oglumun dunyaya gelmesi ve akabinde hastalanmama borcluyum.


Minik bir koydeki tas evimizde mutlu mesut yasarken ikinci kere hastalandim. Yine beklemedigim bir anda demekki sadece kendi yetistirdiklerimi ve organic gidalari yemek disinda yapmam gerekenler var.














Onlarin pesine dusmusken birkac seyrettigim belgesel  ile cig beslenmeye denemeye karar verdim.  2000 yilinda yoga yaparken  çig gidalarla beslendigim donemde kendimi çok enerjik hissetmis ve rejim yapmadan kilo vermistim.  Benim denedigim kadariyla yemek yedikten sonra agirlik cokmuyor, gaz problem olmuyor.  Pisirilmeyen gidalar canli kaliyor ve vucudumuz her turlu vitamin mineralden faydalanabiliyor. . Son seyrettigim uc belgesel tekrar cig gidaya donmemi sagladi.

Belgesellerden bir tanesi bayagi eski Gerson yontemini anlatiyor. Gerson isimli nazilerden kacan ve Amerika'ya yerlesen bir doktorun kendi kizini iyilestirmek icin gelistirdigi bir yontem. Esas olarak vucudumuza deterjanlar, dis dolgulari ve flor vsvs ile giren zehirlerin bizi hastalandirdigini iyilesmek icin cig gidalarlar beslenerek sut urunlerinden vazgecmemizi ve kahve ile kolon temizligi oneriyor.

Ikinci belgesel daha yeni 2008 tarihli Beautiful truth  yillar oncesinde ortaya surulen bu fikrin neden tipta devrim yaratmadigini ve metotu yeniden ele aliyor, uc bes ay omru kalmis kanser hastalariyla gorusup bu yontemle nasil iyilesildigini bu belgeselleri youtube’da bulabilirsiniz.  Ucuncu belgesel 30 gun cig yemek ile insulinden  kurtulmak uzeriniydi.  30 gun boyunca ne et  ne sut urunu ne de pismis gida tuketilmiyor ve sonuc çok sasirtici hastalar daha ilk haftalardan insiluni birakiyorlar.

Ancak ben herseyden once agiz tadina ve lezzete onem veren biriyim. Lezzetle cig gidaya donmek mumkun mu? Bazi doktorlar yuzdeyuz gecis zor olsa da yuzdeelli yapabilseniz bile kardir diyor. Bu tip beslenmeye geçeli birkac gun olmasinda ragmen kendimi iyi hissediyorum. Esim bana reflekjoloji yapar . Uzun zamandir ilk defa sindirim bolgesinde varolan ufak topcugun kayboldugunu soyledi.

Mehtap  yogun temposuna ragmen kendini insanlarin yani  bizim iyiligimze adamis bir degerli kadin. O bize yardim etmek icin burada ve sadece gonlunden boyle gectigi icin bir menfaat gozetmeden paylasimda bulunuyor. Bende ona yemek tarifleriyle yardimci olmak isterim.
Size kabak ve pancar ile yapabileceginiz çig yemek tarifleri vermek isterim.  Sorularinizi burada veyahut bloguma birakacaginiz mesajlarla yanitlayabilirim.

Kabak rulolar

Bir kabak
 50 gr taze keci peyniri veya badem puresi
 3 adet domates kurusu
 zeytin
 yesil otlar, maydanoz, frenk maydanozu  vsvsvs elinizde ne varsa
 biraz kirmizi toz biber , zeytinyagi
 yarim limon
 1-Kabaklari bir kabak soyucu yardimiyla incecik kurdele gibi boyuna dograyin.Uzerine limon sikip bir kenara alin beklesinler.
 2-domates kurularini dograyin, zeytinleri dograyin, taze otlari kiyin hepsini peynirle karistirin.
 3-Asagi yukari 15 dk da limonun icinde yumusamis olacak kabaklar. Iclerine bir kasik karisimdan koyup rulo olarak cevirin. Bir kurdanla fotograftaki gibi tuturun. Uzerine siyah susam serptim elinizin altinda olan bir kuru yemisten serpebilirsiniz.

Levrek tartar

çok taze levrek derisi ayiklanmis fileto cikarilmis ve kup kup dogranmis
 bir mango veya elma kup kup dogranmis
 kirmizi toz biber az deniz tuzu
 zeytinyagi
 sogan siçan disi dogranmis
 mutfak yesillikler elinizde ne varsa kiyilmis
 bir limon suyu
 Tum malzeme iyice karisitirilip servis anina kadar buzdolabinda bekletilir. Asagi yukari 15 dk da baliklar limon suyunun iicnde pismis gibi marine olacaktir. Son derece hafif ve lezzetli bu yemekleri bir meyve salatasi ile tamamlayin. Ben simdilik yiyemiyemiyorum ama rendelenmis zencefil meyve salatasina cok yakisacaktir. saglikli gunler sizin olsun.



 

 
 
 
13 Mart 2013'Roma
 
 
P.S: fast week'te bu yil ara ogun vermek istemiyordum ama kafanizi karistirdim galiba... Ara ogun dilerseniz olsun, gereksinim duyarsaniz olsun, 1 fincan sutlu kahve veya meyve + yogurt olsun. Yine aklimdayken, yogurt var mi demistiniz, ayran olduguna gore elbette var. Hepinize fast ama yerinde ve kararinda fast bir hafta diliyorum

8 Mart 2013 Cuma

DAHA YENI BASLADI HERSEY...

                                         
         Sizi bilmem, ben cok mutluyum... Bazen kendi kendime "deli miyim ben, ne zorum vardi bunca isimin ortasinda? " diye soruyor olsam da, sonuclar o kadar acik, o kadar guzel, o kadar tahmin ettigim gibi ki, sorumu da unutuyorum, cevabini da... Ustelik durup dururken bana yardim etme onerisinde olanlar, ornegin sorulari toparlayip, cok detayli iki ayri liste haline getiren Guliz , her zaman yanimda, benim icin mailleri takip eden, tarihleri hatirlatan, butun bunlari kendi isi basindan coktan asmiskken yapan Seda,  Sevgili Esma, Terazi, bana delilik konusunda yalniz olmadigimi gosteriyorlar...

           Birbirinden keyifli baslangic oykuleri okuyacaksiniz bu gunlerde... Hepsi birbirinden ozel ve guzel... Fransa da yasan  Beste Pekoz Bonnard, tarifleriyle bana konuk gelecek. Buradayiz, hatta biraz daha yakin, daha interaktif, daha cok iletisimde olacagiz.

            Ilk oyku bir meslektasimdan... Hep soyledim, burada doktorlarin varligi size de bana da guc veriyor. Dogru soyledigimin, sizlerin de dogru yaptiginizin bir gostergesi. Ustelik arkasinda milyarlar saklayan bir endustrinin iyi-kotu oyuncaklari olmak yerine, yasaminizda bazi duzenlemeler yaparak, cok onemli bir sonuca ulasiyorsunuz. 10 kilolar, oylesine ucup gidiyor...

            Simdi arkaniza yaslanin ve Aydin'li meklektasim Dr. Turkan Hanim'in oykusunun tadina varin. Buradan ona, teyzesine, amcasina ve arkadasina sevgilerimi yolluyorum, programimda olduklari icin cok mutlu oldugumu yineliyerek, onlarin da oykulerini en kisa zamanda burada yayinlamayi diliyorum...

 Soylediklerimi gercek ve degerli kilan sizlersiniz, onun icin cok onemlisiniz, unutmayin lutfen...

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Daha yeni basladi hersey...



Aslında sadece benim öyküm değil bu. Benimle beraber, teyzemin, amcamın ve arkadaşımın öyküsü.
       
Ne kendimi ne de sizleri kandırmayacağım. Herkes gibi ben de çok yediğim, bedenimi çöplük gibi kullandığım için kilo aldım. Yoksa tombalak bir çocuk olmamıştım hiç, tam tersine peşinde kaşıkla tabakla koşulan çocuktum ben. Gençliğimde iyiydi aslında. Ne olduysa iş hayatıyla başladı galiba. Bizim toplumumuzda sosyal hayat yemekle sınırlı.  Şurda şunu güzel yapıyorlarmış, ya da hafta sonu şuraya yemeğe gidelim, pikniğe gidelim, bize yemeğe gelin.


       
Beraber çalıştığım arkadaşlarımdan biri bahsetti önce. Mevsimlerden roma diye bir blog var topluca  zayıflıyorlar diye. Önce ümitsizliğimle oralı olmadım. Denemediğim şey kalmamıştı zayıflamak için. Ama öyle bir şey olmalıydı ki zayıfladıktan sonra da aynı kalmalıydım, yaşam felsefesi olmalıydı mutfağım. Yoksa bugüne kadar çok diyet yapmıştım domates diyetleri, karpuz diyetleri.




















Zorla verdiğim 3 kilolar 5 kilo olarak dönmüştü bana hep.  Böyle düşünürken  bir okuyayım dedim. Blogdaki yazıları bir solukta okudum diyebilirim.(laf aramızda belim tutuldu okurken).  Herşeyi yiyin, ama dengeli diyordu, öğün atlamak en büyük hatadır diyordu, Mehtap Hanım. O gün yemek yaparken tencereye koyduğum yağı ölçtüm  Tanrım! Ne kadar çok yağ koyuyormuşuz meğer. Yağı azalttım, dediği gibi Mehtap Hanımın 1 kilo sebzeye 4 yemek kaşığı; eşim ve kızım beğendi. Demek ki böyle de lezzetli oluyormuş.
         
Çok dua ettim sanırım. Son diyen Mehtap, bir kez daha dedi.87,8 kiloydum. İşte fırsat gelmişti. Gün gün takip ettim siteyi. Biliyorum siz de benim gibisiniz, mevsimlerden roma’da her yeni yazı biraz daha umut demek, yeni bir başlangıç demek, bizi anlayan biri var demek. Hem de her anlamda anlayan biri var.  İlk üç gün biraz acıktım, dedim ki kendime 40 yıldır yediklerine say. Sonra geçti açlığım. Şimdi çevremdekiler bir şeyler yerken çekiniyorlar canım çekecek diye ama ben etkilenmiyorum bile. Pantolonlarım üstümden düşmeye başladı, uzun zamandır görüşemediğim arkadaşlarım beni gördüklerinde gözlerine inanamadılar.
       
 Bir akşam önceden hazırladım hep ertesi gün yiyeceklerimi. İş yerime taşıdım. Önceleri herkesin tuhafına giderken zamanla doğal geldi benim ara öğünlerim. Mehtap ne dediyse o. 6 zeytinse 6 zeytin. 2 lt su. Ölçüyorum suyumu da. Daha az içmemek için.

Eskiden yürüyemezdim şimdi bahaneler yaratıyorum kendime yürümek için.  En son tartıldığımda 74,3 ‘düm. Dedim ya daha yeni başladı her şey. Ben artık obez olmak istemiyorum, bedenimin çöplük olmasını istemiyorum ve kararlıyım.

66 yaşındaki amcam benimle beraber 8 kilo verdi, teyzem 6 kilo. Her gün konuştuğumuzda bilgisayarda yeni bir şey var mı, Mehtap yeni bir şeyler yazmış mı diyorlar. Biz ailece kararlıyız hayat tarzımızı değiştirmeye çünkü bu bir yaşam şekli. Dengeli beslen ve hareket et.
       
 87,8 kilodan 74,3 kiloya bu Mevsimlerden romanın, Mehtap’ın sihri.

Teşekkürler varlığınız ve yardımlarınız için Mehtap, siz olmasaydınız hala mutsuz bir obezdim sanırım.

türkan


 
8 Mart 2013'Roma

5 Temmuz 2012 Perşembe

ELIF ILE EYUP'UN HIKAYELERI...

Yine cok guzel bir oykuye taniklik edecegiz birlikte... Cok genc bir ciftin, birlikte ulastiklari sonucu okuyacagiz... Benim en cok uzerinde durdugum konu bu... Dogru beslenme yasam stiliniz haline gelmeli... Ozel donemlerde, ozel beslenme modelleri uygulanabilir ama isin sirri, butun ailenin birlikte uygulayacagi beslenme modelini secmektir... Bu anlamda Elif ile Eyup'u kutluyor, esine gosterdigi destekten oturu de, Eyup'e hepimizin adina Roma'dan ayrica selam ve sevgilerimi yolluyorum...

Sevgili Elif, ozellikle cocugunuza dogru beslenmeyi ogretmeyi hedeflemeniz cok ama cok guzel ve ozel... Boylece saglikli buyuyecek ve zamani geldiginde saglikli cocuklar buyutecek...

O gunler gelene kadar, siz akilli bir genc kadin ve anne olarak, kendinize ve ailenize cok iyi bakin... Sevgilerimle
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

MERHABALAR


Ben ELİF öncelikle bize bu muhteşem duyguyu yaşatan ,yaşamamıza vesile olan güzel insana teşekkür ederek başlamak istiyorum... SONSUZ TEŞEKKÜRLER MEVSİMLERDEN ROMA,SEVGİLİ MEHTAP....

Hep bir gün benim de hikayem olacak derdim ya işte bu da benim hatta eşimle bizim zayıflama hikayemiz :))

inanıp,istediğimiz müddetçe ve iradeli olup sabredebildiğimiz müddetçe ama en önemlisi arada kaçamaklarınız da olsa, hatta 1-2 gün bozmuş ta olsak devam edebildiğimiz müddetçe hepimizin çok güzel hikayeleri olacak inanın buna:)

Hem neden olmasın ki? inanç değil midir insanı ayakta tutan? Doğrudan ayırmayan? Kansere bile çare olan? Surdaki 20-30-40 kiloya mı çare olamayacak ? Hem de bunca insan varken önümüzde örnek demi ama?

Ben inanıyorum ki herkes yapabilir istedikten sonra azimle neler yapılmaz ki? Inanın... Bakın ben azimle neler başardım hayatta ...Bunların içindeki en kolayı , en basiti 30 küsür kiloyu vermem di gerçekten de...Bunu da yazdım bloğumda... kızıma hatıra diye... Merak edenler okuyabilirler pek tabi ki...

Şimdi kısaca yazayım size benim kendimden hiçbir zaman ümidimi kesmediğim ama acaba nerde yanlış yapıyorum da hala bu kilolardan kurtulamıyoruz dediğim ,asla kabul etmediğim eşimle çıktığımız bu keyifli yolculuğumuzu:)

 

Ben nişanlanana dek (2007) ergenlik dönemi hariç 45-50 arası bir kiloda seyrederdim . Nişanlılığımda kullandığım antidepresanlar sayesinde nasıl olduğunu anlamadan 54 kilo ile evlendim (haziran 2008) sonra tekrar 1 ayda 50 kiloya düştüm ama sonra bişey oldu , göğsümde oluşan kist yüzünden kortizon kullanmak zorunda kaldım ve 3 aylık evliyken 60 kiloydum :(

1.5 yıl sonra hamile kaldım 2010 temmuz da kızım geldi ve ben tam 83 kilo ile doğum yaptım ... Doğumdan sonra 77-80 arası gidip geldim 40 gün sonra 72 kiloydum ama artık bu kiloyu sabitlemiştim tam 6 ay bu kiloda kaldım...

Sonra bişey oldu ve ben hafif dikkat ederek 65-70 arası gidip geldim yine ama hiç öyle diyet falan da yapmadım açıkcası... Tek yaptığım günde süt olması için bol yeşillikli kısır yemek ve 6 litreye yakın su içmekti evet evet 6 litre :))

Bu dönem içerisinde ben hiç alışveriş de yapmadım hamileliğimde aldığım bol gömlekler ve hamilelik kotlarım yetiyordu bana bir gün zayıflayacaktım ve evlenirken annemin çeyizime yaptırdığı onca kıyafetleri tekrar giyebilecektim bir gün hiç giyilmemişlerdi ne yazık ki:( ee kızım artık 1.5 yaşına gelmişti ve ben tamam dedim kendime ,nasılsa yakında emzirme dönemini de sonlandırmayı düşünüyordum, hafif hafif dikkat etmeye başladım ama nasıl yapmam gerektiğini bilmiyordum,

Birgün kızıma anı defteri tuttuğum bir sitede mevsimlerden romadan bahsediliyordu hiç düşünmeden bakıverdim ve önce nerdeyse 1 hafta da geceleri oturup bloğu hatmettim... Once sihirli diyeti başladım okumaya, çok etkilendim ve en başından başlayarak tüm yazıları 1 haftada bitirdim hem de hepsini geceleri nerdeyse uyumayarak...

Benim için inanmak başarmanın tamamı çünki ben inandım gözüm kapalı emin olarak , sorgulamadan ne denilirse yaptım... Dönem dönem bırakmak zorunda da kaldım ama pes etmedim çünki artık yaşam tarzımız olmuştu bu iş bizim hatta kızımın bile :)) Tamam kızımla ben zaten 6 öğün yerdik ama şimdi en azından bunu 2 -3 yaşına dek değil ömür boyu yapması gerktiğini öğretecek annesi ona... Neyi ne ile yemesi gerektiğini bilecek annesi öğrendiği için kızına , eşine,dostlarına ,arkadaşlarına ,akrabalrına da öğretecek hatta bir çoğuna öretti bile :)) hemde gururla ..

Tam artık başlayayım diye notllar tutuğum defterimi elime aldığımda TAM ZAMANI yazısını yayınlıyordu mehtap... Bu bir işaret dedim ve 64 kilo ile başladım yolculuğuma...15 gün sonunda 4 kilo vermiştim bile bu süperdi cidden hatta eşimde 2 haftada 6 kilo vermişti ...

Eşimin olayı biraz daha farklı aslında hamile olan ben olduğum halde sorunlu bir hamilelik geçirdiğim için 9 ay mutfağa giremeyince ve eve işten dönüş saaatimiz 23.00 gibi olunca (iş sonrası dil kursumuz vardı) adamcağız ben aç kalmamayım diye en kolay ,en pratik , en fazla kalorili ne varsa hazırlayıp önüme getiriyordu ve bu sayede benimle kilo alma konusunda cidden yarışmıştı. Ben gebelikte 23 kilo aldım eşim de evlendiğimizde 90 KİLOYKEN 105 KİLO oluvermişti... Yani bize de su içsek yarar olmuştu:)) Arada vermeliyim bu kiloları dese de benim psikolojim bozulmasın diye (ben şişmanken yanımda zayıf bir koca istemediğimi ve nasıl bu konudan muzdarip olduğumu çok iyi biliyordu ve bu durumu aklımca emzirme dönemi bitmeden bitirmek için uğraşmayacağımı da ) O yüzden işte benim hazır olduğum zamana kadar bekledi ... Gerçekten minnettarım kendisine ...


Biz Mehtap'ın yayınladığı her listeyi ilk aylarda aynen yaptık eşimle hiç kaçamaksız diyebilirim emzirdiğim için gece süt içmeyi asla ihmal etmedim ben . Eşim de ayran içiyordu ben süt içerken , Cikolata krizlerim olduğunda da hep dolabımda olan bitter çikolatadan 2 parçacık yiyordum akşam sütümle yemek için de akşama kadar bekliyordum hatta:))

Yemeklerimize ve özellikle de ekmek banarak yediğim salatalarımıza kattığımız yağların da artık çeyreğini katıyorum düşünün ne kadar bol kepçe olduğumu :)) Tasarruf devrindeyiz ailece:))

Spor olarak ben hergün nerdeyse kızımla dışarı çıkmaya başladım bize en uzak parkı seçiyordum gitmek için de::) Ya da marketten alacaklarımı 3'er 4'er güne yaymaya başladım mesala böylece mecburen çıkmak zorunda kalıyordum,

Bi de ekmek olayı tabi ben ekmek yemez ama bunu pilav,makarna ve hamur işi ile telafi ederdim şimdi 3-4 çeşit ekmek alıp dolaba atıyorum hergün başka bir çeşit yiyoruz mesela... Haftasonları eşimle mutlaka yürüyüşe gittik bi de kızım parkta eğlenirken dönüşümlü ona bakıcılık yaparak aletli sporumuzu da yaptık ,

hiç yapamadıysam hamileliğimde sipariş verip aldığım ama bir türlü yapmak nasip olmayan step tahtamı kullanmaya başladım cidden çok faydasını gördüm günde 40 dakika yapmak bana 2 saat yürümeye bedelmiş gibi geliyordu ve en çok muzdarip olduğum kalın bacaklarımdan kurtuldum sayılır ki en çok buna seviniyorum ...

kilo versem de önce yüzüm çökerdi benim...ama bu sefer farklı oldu işte ...önce bacaklarım,göbeğim ve kollarım eridi hemde hamileliğimde bir ara bacaklarımın kalınlığına mı ulaşıyo acaba diye badi giymeye korktuğum kollarım:)) Yani ben aslında sorunlu olan yerlerimden kurtuldum, eşim de aynı şekilde asla erimez dediği kalın bacaklarından ve göbeğinden pek tabiki kurtuldu hatta giyemediği tüm kıyafetleri (o da atmamıştı) artık giyebiliyor ...



şimdi temmuzda boğazda patronlarının düğünüde alacağımız kıyafetlerimizin nasıl olmasını istediğimizden bahsediyoruz keyifle ...Cünki bu sefer gittiğimiz hiç bir mağazadan beğendiğimiz kıyafeti üstümüzde güzel durmadığı için almamazlık yapmayacağız ve bu cidden çok keyifli :))







başlangıç::

4 mart:: yaş 29 , boy:156,5, kilo:64

4 mayıs boy156,5 uzamadım maalesef:) kilo:55 ama küçüldüm :)))

ve hala aynıyız :))

hem de artık çok fazla dikkat etmemiş olmamıza rağmen yani cidden kilo verdikten sonrası çook çook güzel bir dönemmiş:))



eşim:başlangıç: 10 mart kilo 96 , boy 1.75, yaş 30

:4 mayıs ;:kilo 77



benim hedefim :45-48 arası eşim ise 70-75 arası olmak istiyor biz hala devam ediyoruz ve edicez de ...çok sevdik biz bu işi keyif alarak yapıyoruz cidden çünki kasmıyoruz , uğraşmıyoruz çok fazla, Cok benimsedik

Ben yeni liste yayınlanınca eşimi arayaıp anlatıyorum oda iş yerinde hemen notlar alıyo bazen listeler yayınlanmadı mı? diye beni arıyo hatta:))



Tamam çok kolay değil diyeceksiniz , anlatıldığı gibi olmuyo diyeceksiniz, haklısınız!

üst kat komşum, benim en sevdiğim balık ızgara partisine beni çağırdığında sebze haftasındayım diye evimde hazırladığım haşlanmış karnıbaharlı salata yemek çok da kolay değildi,

yada arkadaşlarımla dışarı çıktığımda ayak üstü yememiz gerektiği ve öğlen saatim geçtiği için bişeyler yemek zorunda olduğumdan ve arkadaşlarım dürüm yerken içine sadece marulla domates koydurduğum çeyrek lavaşı yemek çok da kolay değildi ,

ya da arkadaşımın doğum günü pastasından yememek ki benim için (doğumdan sonra resmen koli koli baklava yemişliğim var) çok da kolay değildi,

bize gelen insanlara çayın yanına türlü türlü yiyecekler hazırlamışken onlara dokunmamak ,hatta tadına bile bakmamak , içtiğimiz yeşil çorbayla sabaha dek beklemek kolay değildi ,

ya da kızım için türlü türlü yiyecekler hazırlayıp kalanları yememek (ki benim için çok ciddi bir sorundu ,kalan her lokma benim mideme iniyormuş mesala )hiç de kolay değildi....

akşamları çayıın yanında kuruyemiş, yağlı ve tuzlu patlamış mısır yemeden sadece çay içmek de hiç kolay değildi....

ama oldu işte sonucu süper oldu...tam da istediğim gibi oldu ben yani biz bunu yaptık başardık ...

umarım bir gün sizde başarırsınız...



SEVGİYLE ,SAĞLIKLA KALIN;))


--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

6 temmuz 2012'Roma

8 Mayıs 2012 Salı

KARDELEN'IN OYKUSU...



 Bugun genc bir annenin, bir ogretmenin oykusu var sirada... Akillica ve kararli davranildiginda alinan sonucun beklenen de daha yuz guldurucu oldugunu anlatiyor bize... Yapmamiz gereken herseyi ozetlemis...

Iste bu... Yapmamiz gereken iste bu... Drastik diyetler, kivranarak verilen, hemen geri alinan kilolar degil konumuz...

Sevgili Kardelen, paylastiginiz icin cok tesekkur ediyor ve size guzel cocuklarinizla birlikte, saglikli keyifli upuzun bir yasam diliyorum...

Is yerlerinde birlikte programi uygulayip, hep beraber kilo veren sevgili hanimlar, sizden de oykunuzu bekliyorum. Paylasmak gucu artiriyor, siz bunun bir ornegisiniz. Lutfen bize yazin...

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ben 34 yaşında iki çocuk annesi bir öğretmenim.Benim zayıflama daha doğrusu doğru beslenme hikayem ikinci doğumumdan sonra başladı. İlk oğlumun doğumundan sonra 70 kiloda olan ben 9 yıl sonra ikinci doğumumla 80 kiloda kalmıştım.Bebeğimi emziriyordum ancak kilom beni çok rahatsız ediyordu. Bebeğim 6 aylık olup ek gıdaya başlayınca bende eski kiloma dönme kararı aldım .Diyetisyene gitmeyi düşünürken MEVSİMLERDEN ROMA ile tanıştım.Bütün yazıları hikayeleri okudum.Hedefim bu yolculuğa başlarken yine 70 kilo olmaktı.Yani eski 42 beden halime dönsem bana yetecekti.peki sonuç:

169 boyundayım. 80 kilo ve 46 bedendim.

6 ay sonrasında

60 kilo ve 38 bedenim. (12 YIL ÖNCE BU KİLODAYDIM)

Ve en önemlisi 8 aydır kilomu koruyorum…..

Peki 6 ayda diyetisyensiz neler yaptım:

*öncelikle kendime güzel bir not defteri aldım.Mehtap hanımın tavsiyelerini ve zayıflama hikayelerindeki yazılardan notlar aldım.

*Her gün yediklerimi 10 kilo verene kadar not ettim.

*Haftanın 5 günü 30 dakika yürümeye çalıştım.(yağmur ,çamur demeden kendimi zorlayarak)

* Çalışmaya ara verdiğim için evde kendim platese başladım.

3 ay sonra 80 kilodan 70 kiloya düşmüştüm.Aslında hedefim bu kiloya ulaşmaktı.Bebeğimi emzirmemde sıkıntı yaşamadım.DOĞRU BESLENMEYE ALIŞMIŞTIM. VE kilo verme sürecim devam etti.

*Sabah kalkınca bir bardak ılık su içtim.

*Ekmeği azalttım.Dilimleyerek ve sınırlı miktarda önüme koydum.

*Akşam yemeğini en geç 18:00 de yemeye çalıştım

*Günde bir bardak yeşil çay içtim.

*Akşamları acıkınca bir avuç badem tükettim.Yine akşamları salatalık,marul ,erik gibi kalorisi düşük sebze ,meyve yedim.Özellikle salatalık açlığı çok yatıştırıyor tavsiye ederim.

*Ara öğünleri kaçırmadım.Ara öğünümün biri bir kase yoğurdun içinde bir avuç kuru üzüm oldu .

*Emzirdiğim için yatmadan önce bir bardak şekersiz ,yarım yağlı süt içtim.

*Çikolatanın bir paketini bir oturuşta bitirirken bir paketi bir haftada bitirmeye başladım. Hayatımdan çıkmadı fakat ölçülü bir şekilde yerini aldı.

*Kişi başı bir kaşık yağ ile yemeklerimi pişirmeye alıştım.

*Yiyeceklerin kalorisini buzdolabıma astım.Ne yediğimi öğrendim.


*Not defterime takvim yapıştırdım.verilen kiloları not ettim.

Ve bir yılı geçti bu sürece başlayalı.Bebeğim 18 aylık ve emzirmeye devam ediyorum.8 aydır kilomu koruyorum.

Çok kolay değil biliyorum.Ama biraz İRADE,DUA VE KARARLILIK.

SONUÇ MU?

Kıyafetlerini yeniliyorsun

Giydiklerin yakışıyor

Çevrendekiler takdir ve hayranlıkla bakıyor

En önemlisi aynaya mutlu bakıyorsun…

ÇOK TEŞEKKÜRLER BU BLOGDA HİKAYELERİNİ PAYLAŞANLAR,

…TEŞEKKÜRLER

MEVSİMLERDEN ROMA ..

1 Mayıs 2012 Salı

AYSENUR'UN OYKUSU...

Butun oykuleri seviyorum... Inandiklarimin dogrulugunu gosterdikleri,  paylasma , baskalarina yol gosterme bilincinde olduklari, oz guvenleri icin...

Bazi oykuleri ozellikle seviyorum... Aysenur'un oykusu de onlardan biri... ...Bircok cumlenin altini cizmek geldi icimden her okudugumda... Buyuk harflerle yazmak,  unlem isaretleri koymak istedim...17 kilo, dile kolay

Dikkatle okuyun lutfen bu akilli ve bilincli kadinin oykusunu... Cok dikkatle okuyun...

Ve varsa elinizde fosforlu bir kalem, "Bugüne kadar başardıklarımla gurur duyuyorum" cumlesini isaretleyin... Cunku iste hersey o cumlede sakli....

Sevgili Aysenur, bence de basardiklarinizla gurur duyun... Bunu sadece bir zayiflama oykusuyle bagdastirarak soylemiyorum ayrica... Bu arada cok haklisiniz, cok ama cok hos gorunuyorsunuz gercekten...

Oykunuzu bizlerle paylastiginiz icin hepimiz adina tesekkurler...

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------



Merhaba Mehtap Hanım,



Ben Ayşe. 54 yaşında ve 155 cm boyundayım. Halen çalışıyorum. 33 yıllık evliyim ve kocaman iki oğlum var. Hikayem biraz uzun, umarım sizi sıkmam.

Üniversite yıllarında 48 kg civarında idim. Hamileliklerimde aldığım kiloları da kolayca kendi kendime biraz dikkat ederek verdim. Çok uzun yıllar boyunca da kilo almadım. Ama 15 yıl kadar önce ilk defa diyetisyene gittim, çünkü 10 kg almıştım. Sigarayı bırakma, daha hareketsiz bir yaşama geçme ve tabii ki daha çok yeme gibi sebeplerle herhalde. Sıkı bir diyet ile çabucak verdim ve bu alıp-verme olayı, önceleri birkaç yıl,sonraları da gittikçe kısalan aralıklarla birkaç defa takrarlandı.Ama hiçbir zaman 60 kg’ın üzerine çıkmadım. Spor da genellikle hayatımın bir parçasıydı.

6 yıl kadar önce ise birdenbire 70 kg.’a ulaştım ve artık bütün çabalarım boşa gitmeye başladı. Birkaç kilo verip tekrar alıyordum, gittikçe daha çok yiyordum. Çoğu geceler yatana kadar durmadan tıkınıyordum. Tabii sonucunda uyku düzenim bozuldu, gece terlemeleri başladı, reflü sahibi oldum. Yediğim için duyduğum pişmanlık beni mahvediyordu. Kendime duyduğum saygı azalmıştı. Yedikçe de iştahım açılıyordu. Bu arada bir endokrinoloji uzmanına gittim. Şeker yüklemesi sonucunda insülin değerim 2.saat sonunda normalin 10 katı çıktı. Açlık şekerim ise 107 idi. Kan yağları değerlerim de yüksekti tabii. Bir de hipotiroidi teşhisi kondu. Dizimde ufak bir problem vardı, ağrıları iyice arttı. Sürekli yorgundum. Kilo vermem gerekiyordu, ama bir türlü beceremiyordum. Devamlı bir arayış içinde idim. Diyetisyen, doktor, akupunktur,vb. zayıflama ilaçları hariç herşeyi denedim. Terapiye başladım ve uzun bir süreç sonunda yavaş yavaş olumlu sonuçlarını gördüm.

Eylül 2010’da ani bir kararla her sabah yarım saat yürüyüş yapmaya başladım. Bu süreyi özellikle vazgeçmemek için seçmiştim, ruhsal olarak iyi geldi ve devam ettim. Sonra 9 Kasım 2010’da bir arkadaşımdan ilk defa “Mevsimlerden Roma” yı duydum. Anlatılanlara dudak büktüm, biz çok şeyi biliyoruz zaten, farklı ne diyor ki dedim. Bir okuyun dedi arkadaşım ve o gece geç saatlere kadar bilgisayarın başından kalkamadım. Onlar nasıl yazılardı öyle, nasıl bir yazım diliydi, insanı sıcacık sarıveren. Gerçekten farklı bir şeyler vardı.

Bir seyahat dolayısı ile herkesten daha geç 18 Kasım 2010’da başladım dediklerinizi yapmaya. Ama sözünüzün dışına hemen hemen hiç çıkmadım. Verdiğiniz küçük tiyoları uyguladım. Kimseye diyet yaptığımı söylemedim, sağlıklı besleniyorum dedim. Çok ısrar edenlere “yalan” söyleyerek karnım ağrıyor dedim. İkramlara “HAYIR” dedim. Sonra herkes alıştı zaten, artık kimse ısrar etmiyor.Akşam yemeklerini eskiden çok geç yerdik, erkene aldım ve yemekten sonra hiçbir şey yemedim. Kendime hayret ettim, yemeden durabiliyormuşum. Tatlı ve çikolatalara bakıp bakıp canım istemeyebiliyormuş. Klasik kahvaltı dışında bir şey yemeyi sevmediğim halde, zaman zaman değiştirdim ve hoşuma gitti. En güzeli de arada yaptığımız izinli kaçamaklardı. Verilenleri az miktarda yiyor ve azla durabiliyordum, çünkü biliyordum ki daha sonra tekrar yiyebilirim. Zaten kekler, kurabiyeler yapıyor, kahvaltı ve ara öğün seçeneklerimde küçük bir dilimi afiyetle tüketiyordum. Sabah yürüyüşlerimi ve haftada iki gün yaptığım pilatesi de aksatmadım. Tartılmayın dediniz tartılmadım. Bu arada yeni bir şey yazdınız mı diye bloga bakmak tiryakilik olmuştu. Yazılarınız sadece listeler değildi, moral verici, motive ediciydiler aynı zamanda. İş ve zorunluluk dışında interneti kullanmayan ben, bir de size yorum gönderiyordum, biraz çekinerek.

Sonra yavaş yavaş, uykum düzeldi, reflü ataklarım çok çok azaldı. Eteklerim üzerimden düşmeye başladı ve bahar geldi. Artık üzerime giyecek bir şey bulamıyordum. Yeni kıyafetler almaya başladım. İstediğim mağazadan alışveriş yapabiliyordum. Paltoları da üzerimizden atınca , beni gören şok geçirmeye başladı. Aldığım iltifatlar çok hoşuma gidiyordu. En önemlisi bu arada endokrinoloji kontrolüne gittim ve doktorum beni tebrik ederek “artık size hiçbirşey söylemiyorum, her ne yapıyorsanız ona devam edin” dedi. Toplam 17 kg verdim. Yüzüm bozulmadı, çökmedi. Tabi ki artık genç bir kadın yüzüne ve vücuduna sahip olamam, bunu biliyorum. Ama bence eskisinden daha iyi görünüyorum. Yorgunluk hissetmiyorum. Bu aralar canım biraz fazlaca yemek istese de dengeleyebiliyorum. Akşam yemekten sonra bir şey yememeye devam ediyorum, üstelik bunu zorla yapmıyorum. 20 yıl önce sigarayı bırakmış birisi olarak, bağımlılıkların çok kolay geri dönebileceğinin bilincindeyim (sigaraya tekrar başlamadım tabi ki, yanlış anlaşılmasın). Ara sıra tekrar kilo almaktan korksam da, kendime güveniyorum.

Bugüne kadar başardıklarımla gurur duyuyorum.

Denize bir yıldız daha attınız Mehtap Hanım. Hayatımı değiştirmenin yolunu gösterdiğiniz için teşekkürler.


Ayşenur Turgay

Rebarcan

2 Nisan 2012 Pazartesi

EKMEKCİKIZ’IN ANLATACAKLARI VAR!



Sevin yaşantıma birdenbire giren bir kadın... Öylesine bir mektupla başlayan bir arkadaşlık, hiç te öylesine olmadan süren bir dostluk...

Akıllı, düzeyli, bilgili, yaşamı seven, arkadaşlık etmeyi bilen, paylaşabilen, açık sözlü açık yürekli bir güzel genç kadın, sevgi dolu bir anne... Bir hukukçu...

Dikkatle okuyun, hem anlatımına, hem de iradesine hayran olacak, kendinize ait pek çok ortak yan bulacaksınız...

Ha bir de bakın bakalım fotoğraflardaki aynı kadın mı?

Sevgili Sevin, paylaştığın için çok teşekkürler... Ama ençok keyifli dostluğun için...
2 Nisan 2012, Türkiye


.......................................................................................................................................................


Aslında anlatacaklarım pek çok kadına tanıdık gelecek bir öykü. Yaş ilerledikçe kilo almak, hayat sıkıntılarını yemek yiyerek gidermeye çalışmak ve bunu doğal bir gelişim saymak çoğumuz için ne kadar bildik durumlar değil mi?
Oysa bu durum hiç de doğal değil. Hayatın önümüze çıkardıkları nedeniyle kendimizi avutma yolları aramamız doğal evet, doğal olmayan bunu bedenimize ihanet ederek yapmaya çalışmak.

Kadınları orta yaş sınırlarında zorlayan menapoz, beni tam da ayrılık, boşanma ve kendimi yeniden bulma sürecimde yakaladı. Evliliği ayakta tutma, evlilik sorunlarına kendi kendime hal yolu bulmaya çabası bana pahalıya mal oldu. Sanırım duygusal sarsıntımı telafi için yemeğe yüklendim, belki de kendimi eksik hissettiğimden kilolarla kendimi tamamlamak istedim.

Ailemin anne tarafı kadınlarına göre çok erken erken yaşta, 42-43 yaşında başlayan aksaklıklar üzerine doktorum hormon tahlili yaptırmış ve östrojenin çok düştüğünü, bu durumun pre-menapoz olduğunu söylemişti, "bu haliyle bir-iki sene sonra da menapoza girebilirsin, beş-altı sene de sürebilir demişti. İkinci tahmin doğru çıktı.

Genellikle menapozun kadını sıkıntıya soktuğu düşünülür, ya da öyle bilinir. Oysa bende tersine oldu, menapoza girince pre-menapozdaki uykusuzluk, terleme gibi sıkıntılarım bitti. Bitmeyen sıkıntım kilolu oluş halimdi. Doğumlarımda atak yapan kilolarım pre-menapozun ardından zirveye ulaşmıştı.

Bir gün karar verdim; bu böyle gitmeyecek!
Bu kendini bırakmış kadın ben değilim!
Ne yapmalı?

Önce egzersiz yapmaya başladım. Egzersiz yaptıkça, kendimi daha enerjik hissettim. Yürüyüş ve egzersizle 2-3 kg. verince, kilo verebileceğim fikrini benimsedim. Oysa o sıralar, kilo vermeyi imkansız sayıyordum.

Tam da o dönemde Mehtap, blogunda bir grup insanı önüne düşmüş ve onların kilo kaybetmelerine yardımcı oluyordu. Mehtap’ı tanımam o zamandan epey öncesine gidiyor, aslında. Yaklaşık dört senedir Mevsimlerden Roma’daki yazılarını okuyorum, zarif anlatımının hayranıyım.

Bir süre o diyet grubunu uzaktan izledim. Sonra ikinci grup başladı, bu defa uzaktan değil, daha yakından izliyordum. Mail grubuna kayıt olmadan Mehtap’ın yayınladığı listeleri günlük beslenmemde uygulamaya başladım.

Tam olarak tarihi hatırlıyorum, 2010 yılının 29 Ekim günüydü. Bir arkadaşıma akşam yemeğine gitmiştim. “Ben bugün diyet yapmaya başladım haberiniz olsun, bu sofradaki pilav ve patates kızartmasından yemiyorum, şarap içmiyorum, sadece köfte ve salata yiyeceğim!” dedim. Arkadaşlarıma müteşekkirim, hiçbir tanesi ne o gün ne de sonra “aman bu akşam ye, yarın başlarsın” demediler. Bunca zamandır beni hep desteklediler, yüreklendirdiler.

Bir seneden fazla zamandır, yaklaşık 15 aydır, yavaş yavaş kilo veriyorum. Kendime hep küçük küçük hedefler koydum; şimdilik 4 kg versem iyi, bak bu oldu 2 kg daha vereyim, kızımın mezuniyet töreninde 70 kg. olayım, doğum günümde 66 kg. olacağım, yılbaşında 65’i göreceğim, bu aya 1 kg. daha vereyim gibi. Zaman zaman iki ay hiç kilo vermedim, bazen bir ayda 4 kg verdim, kimi ay 2 kg. Ama, hep sağlıklı beslendiğimin bilincinde oldum ve verdiğim her kiloda biraz daha hafiflediğimi hissettim.

Hafiflemek dediğim sadece kilo bakımından değildi, belki daha da çok ruhen hafifledim. Çok içten söylenmiş bir söz bana dünyaları veren bir iltifat olmuştu. “Menapoza girdikten sonra kilo veren ve gençleşen tek kadın biliyorum, sensin!” demişti bir arkadaşım.

Doğrusu ben de kendimi gençleşmiş en önemlisi dinç hissediyorum.



Boyum 166 cm, gençliğimde uzun seneler 56 kiloydum ve 38 beden giyerdim. İlk doğumdan sonra (yaş 32) 66, ikincisinden sonra (yaş 37) 76 kilolarda demirledim. Menapoz sonrası, spora başlamadan önce 80 kg olmuştum ve 44 beden dar gelmeye başlamıştı. Bu ay tartıda 63 kg.’ı gördüm. Kısacası, 15 ayda 15 kg verdim ve 40 beden giymeye başladım.

Bir süredir giyinirken üstüme yakışana bakıp aynada kendime gülümsemeye başladım. Şimdi dolabın önünde durup giydiğimi beğenmeyip çıkarmamım nedeni “bu da daralmış, lanet olsun!” değil, “bu da bol geliyor, yaşasın!”. Kilo alırken yavaş yavaş genişlemiş olduğumu farketmezden gelmiştim, şimdi yavaş yavaş daraldığımı sevinerek farkediyorum. Kızımın doğumundan sonra giydiğim jean pantalonu yıllar sonra yeniden giydiğim günkü keyifle sırıtıp herkese “bu pantalon kaç senelik biliyor musun?” diye sormuştum.Bir süre sonra bir başka pantalon ceket takımını da aynı keyifle yeniden giymeye başladım. daha önemlisi, “karnım var, belim yok, güzel durmuyor” diye vazgeçtiğim etek giymek yeniden hayatıma girdi. Artık, belim de var, etek de giyiyorum!

Bütün bunlar olurken, her şeyi çok kolayca başardım dersem, yalan söylemiş olurum. Bir defasında üç hafta hiç karbonhidratlı besin almadım. Bir kaşık pilav, bir dilim ekmek, ucundan bir lokma simit, bir parçacık börek, bir çatal makarna, mantı bir kenara şöyle sulu bir elma bile yemedim. Bütün bunların yerine, çiğ karnabahar, brokkoli, yer elması yemenin tadını, bayır turpunun pekala çatur çutur keyifle yenebileceğini, sebze yemeğine konulan bir kaşık zeytinyağının damak çatlatan lezzetini öğrendim.

Çocuklar kendileri için pişirdiğim pilavı, makarnayı kaşıklarken, kırk çeşit sebze ve otla pişirdiğim yeşil çorbaları içtim. Bütün sebzelerin kendine özgü lezzetlerinin az yağla piştiğinde daha çok belirginleştiğini anladım.

Oyuncu Ezgi Mola, diyet yapıp çok kilo verdikten sonra, “sebzelere tapıyorum” gibi bir söz söylemişti de insanlar dalga geçmişti. Bu sözün tamamen doğru olduğuna inanıyorum; kendi suyu ile azıcık pişen sebze kadar lezzetli yemek yok!

Spor, egzersiz hayatımda hep olmuştu; jimnastik yaptım, tenis oynadım, yüzdüm, yoga yaptım, koştum, bisiklete bindim. Sonra kilolarla birlikte hareketsizleştim, egzersiz de yapmaz oldum.

Şimdilerde haftada üç defa spor salonunda egzersiz yapıyorum. Haftada iki kez genellikle cumartesi pazar bir saattten fazla yürüyorum, hafta içinde iki-üç kez de yirmi-otuz dakikalık yürüyüşler yapıyorum.

Yemek ve beslenme düzeniyle ilgili onca çabadan ve gelişmeden sonra, ne yalan söyleyeyim, en büyük zaafım hâlâ akşam yemeğinden sonra kuruyemiş, çikolata, meyve atıştırmak. Mehtap’ın listelerini izlerken, akşamları atıştırmadığım ölçüde başarılı oldum. Bunu da itiraf edeyim!

İtiraf edeyim derken bir yandan da kendime haksızlık etmeyeyim; artık, eskisi kadar bol kuruyemiş yemiyorum. Mutlaka bir meyveyle birlikte ve sayarak yiyorum, 8-10 badem, fındık, 2-3 ceviz gibi. Fazlasını kaçırırsam da kaçırdığımı biliyorum, kendime yalan söylemiyorum.

Kilo aldığım dönemde en çok yaptığım hataların neler olduğunu önce keşfettim, sonra bunlardan kurtulmanın yollarını bulmaya çalıştım.

Örneğin, yemek hazırlarken kâh tadına bakmak için, kâh o sırada çok acıkmış olduğum için yediğim bir-iki kaşıkcıkların birike birike tabaklar halindeki fazlalıklar haline geldiğini anladım.

Çocukların tabaklarında kalan bir-iki lokmaların atılmasına kıyamayıp yemenin, kendimi çöp tenekesi saymak olduğunu anladım, artık onların artığını ben yemiyorum. Böylelikle her gün farkında olmadan yediğim fazla yiyecekler biraz daha azaldı.

Sonra, yemeğe -özellikle kendi yediklerime- göz kararı yağ koymanın ne kadar ek kalori demek olduğunu anladım. Benim göz kararı “bir kaşıktır bu” dediğim ölçünün en az iki kaşık olduğunu anladım.



Artık daha az yağ kullanıyorum, mesela çocuklara kek yaparken koyduğum yağ ölçülerini yarı yarıya azalttım onun yerine süt ya da yoğurt koyuyorum, merak etmeyin lezzeti yerinde duruyor.

Eve pasta, cheese cake almıyorum, yağsız ya da meyveli kekler yapıyorum, dışarıda pasta ikram edilirse ve zorunlu kalırsam bir çatal yiyorum. Yemeğe çıktığımda tatlı ısmarlamıyorum, canım çok çektiyse yanımdakinden bir çatal alıyorum.

En önemlisi bütün bunları eskiden yediklerimi anarak ve yememeye kahrederek değil, böylesinden zevk alarak yapıyorum. Öğrendiklerimin en önemlisi, çok kalorili bir yiyecekten iki kaşık, üç çatal yemekle alınan zevk ve keyifle bir dolu tabak yemenin verdiği zevkin aynı olduğu. Yediğimle doyuyorsam, damak lezzetim yerindeyse, neden fazla yiyerek vücuduma hamallık yaptırayım?

Bu arada, “Ekmekcikiz” oluşuma ihanet ettim sanmayın! Ekmeklerimi yine yapıyorum, soğuyunca dilimleyip buzluğa kaldırıyorum ve her sabah bir dilim ekmeğimi keyifle yiyorum. Çocuklar ikişer dilim yesinler, onların gelişme çağı, bana yeteni öğrendim artık.

Şimdiki hedefim Sevgililer Günü’nde 62 kg olmak. Kendime vereceğim en güzel armağan budur diye düşünüyorum. Baharda 60 kg olunca hedefime ulaşmış olacağm. Sonrası tabii ki gelsin baklavalar, gitsin börekler olmayacak! Mehtap’tan öğrendiklerimi uygulamayı sürdüreceğim.

Mehtapcığım,

Sana bir kez daha teşekkür ediyorum; öncülüğün, yol göstericiliğin, desteğin ve en önemlisi hayattaki duruşun ve zarafetin için...