Mutfak penceresinden disariya bakiyoruz... Bak yapraklar dokulmeye basladilar bile diyorum, belki degisik renklerde toplayip bana getirirsin birkac tane... Burnunu cekiyor.. Hava cok sicak.. Cok nemli.. Cok yapis yapis... Ama ruzgar var.. Gunes gokyuzunde ama, gokyuzu grimsi...
Anne bu mevsimin adi ne diyor.. Bu mevsimin adi Roma diyorum..

Başarı Hikayeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Başarı Hikayeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2013 Salı

BEFORE & AFTER , NURI'NIN OYKUSU...

Ben onu erkek sanmistim rumuzundan oturu... Gencecik bir kadinmis... Hayati seven, meslegine bagli, arkadaslari bir odada otururken, obur odada cocuklarla yag satarim, bal satarim oynayabilecek kadar cocuk, hayatin ona gosterdigi olumsuzluklara uzulse de, ileriye bakabilen bir cesur yetiskin, bugunu yasamayi unutmayacak kadar gercekci bir kadin... Basarisini oyle siradan bir seymis gibi anlatiyor keyifle." Iste hepsi bu" diyor gordugum en hos fotograflardan birini ekleyerek...

Sevgili Nuray, tarhana corbasi icebilir miyim dedigin gunden itibaren hatirliyorum seni... O gun bizim evde nohutlu, uzerine beyaz peynir serpilmis tarhana corbasi vardi... Onun icin, senin oykun sana ozel ve cok guzel... Paylastigin ve burada oldugun icin cok tesekkur ediyorum ve Roma'dan en icten sevgilerimi yolluyorum...

Çocukluğumda, genç kızlığımda safinaz derlerdi bana

Annem pantolon giymemi istemezdi yakışmıyormuş, e etek giysem bacaklar ne olacak
Her girdiğim ortamda kilom mevzu olur annemin canı sıkılır

Hiç bi şey yemem, iki gün aç dursam acıktım demem. Bi hatırladığım margarin sürülmüş  ekmek

Hiç bi şeyi yemem ama işkembe çorbasına bayılırım

Sonra herşeyi yiyip içip kilo almadığım bi ergenlik, ne mutlu bana
İlk uyarı teyzemden "aslında kilo almaya müsait bi yapın var yavaş ol"

Üniversite okurken düzensiz beslenme ile tanışılır,  poğaça, sosisli ,çikolata, ekmek arası döner...

Kurabiye ile acılı ezme yemişliğim var, ne bulursak onu yerdik kısacası

İlk kilolar geldi kilo değil sanki şişmiş gibiydim tartılmadım, bi anlamı yoktu o zaman sayıların, üniversiteye başlarken 45 dim onu biliyorum

Yaz tatili anne yemekleri hemen normale dönülür

Okul bitince öğretmenlik hayatı başladı, evde arada bir spor boy 167 kilo 50 herşey çok iyi, yine yiyorum kilo almıyorum zamanları
23 yaşında evlilik, kocaya kendini beğendirme maksatlı yemekler pastalar börekler 55 kilo olmuşum ve hamileyim

Fırsat bu fırsat ne bulursan ye dönemi ve ek bazı rahatsızlıklarla 25 kilo alıverdim 9 ayda

Emzirme döneminde bol su içiyorum, az şekerli kompostolar, zeytinyağlı yemekler yapıyorum Börek pasta çörek yok, evdeyim spor yok ama zaten emzirirken 1 saat koşmuşcasına ter atıyorum güzel güzel veriyorum kiloları. Oğlum 9 aylıkken tartılıyorum 58'e düşmüşüm

Beş sene böyle her şey iyi gidiyor sonra ikinci hamilelik başlıyor 22 kilo alınıyor 63'e dönülüyor

Sonra bana keyif vermeyen ters giden durumlar falan filan ve film kopuyor 67

Mevsimlerden Roma'yı buluyorum sanırım Portakal Ağacı sayesinde

Okuyorum okuyorum dört sene sadece okumakla yetiniyorum

O beni cafe fernandoya gönderiyor ve  başka yerlere, arada gruplar başlıyor kaçırmış oluyorum, sonradan takip edemiyorum etmek istemiyorum illa bi grubun içinde olmak istiyorum

Mutfakta bi kanepe var, ev ahalisi serilmiş ben yemek yapıyorum "senin de artık maşaallahın var diyor biri", bacaksızın teki gülüyor, diğeri "anne sen hamile misin" diye soruyor, üzülüyorum

Çocukları uyutuyorum, bir dizi açıyorum, önce bir parça sonra yarım ekmeği zeytin peynir ezme ile yiyorum, üzerine bazen bir bazen yarım paket bisküvi
İnternete takılıyorum her akşam , o aralar Mevsimlerden Roma'yı açmak aklıma gelmiyor ama bi akşam hem de  yazının yayınlandığı akşam açıyorum vee daveti alıyorum davete icabet ediyorum

Söz dinliyorum kimseye söylemiyorum diyete yo sağlıklı beslenmeye başladığımı
Bol su içiyorum,  hayatta meyve yemeyen ben meyve yiyorum hatta gizli gizli yiyorum kimse anlamasın diye, cayı sekersiz içiyorum en zoru bu oluyor

Memlekete gidiyorum, çok tehlikeli ama söz verdim bi kere kayıt oldum dönmek yok

Annanem hastanede iki üç gün refakat ediyorum, merdivenleri inip çıkıyorum ton balığı kutuları taşıyorum yanımda,

sonra hala oluyorum üçüncü kez, bi evde dört çocuk bir bebek bir lohusanın yanındayım, onlara başka kendime başka hazırlıyorum yemekleri
Tartılma zamanı geliyor, 64,5

Sonra, sonrası annanemi uğurluyoruz ebedi yurduna cennete İnşaallah,  o zaman şaşıyor üç beş gün ama kopmuyorum kopmamam lazım, hayat devam ediyor ben de daha sağlıklı bi hayat sürmek istiyorum

Tartılın diyor Mehtap, evde tartı yok ( hala yok bu arada) komşudan istiyorum sabah tartılıyorum 59,5, ikinci tartılma tarihinde sonuç bu, sonra listeleri birebir değil ama genel kurallara uyarak izliyorum. 23 nisanda 58'i  görüyorum artık benimle birlikte herkes görüyor (gören ve farkeden herkes söylemiyor buna hazır olun, kilondan bahsetmekten zevk alanlar zayıflanmandan sanki pek de mutlu olmuyorlar gerçek bu)

Bi kaç daralttırma, bi kaç yeni kıyafet, verilmeye kıyılamamış eskiler ve balayında alınmış bir etek çıkıyor dolaptan
İ
Işte hepsi bu...

Bu öykünün kilo verme kısmı az yazıldı çünkü öyle büyütülecek bi şey değil, ben yaptıysam (listeler düzen bana göre değil ben bir balık burcu insanıyım) herkes yapabilir, yeter ki isteyin ama önce güvenin.

Ben Mehtap' a çok güvendim.
Şimdi karşılaşsak ona bu kadar rahat Mehtap diyemem, hem benden büyük hem çok değerli, saygın bi doktor, doktor hanım derim kesinlikle ama burda Mehtap diyorum ona, affına sığınarak ve çok teşekkür ediyorum, burdaydım burda olacağım sen yeter ki yaz.

Son olarak verilen kiloların yanında kazanılan arkadaşlıklar en güzeli onlar kendini iyi biliyor hepsini hepinizi çok seviyorum

Nuri ( rumuz seç denilince öyle oldu, ben Nuray)

19 Kasim 2013' Roma




27 Eylül 2013 Cuma

SEBAHAT'IN BASARI OTESI OYKUSU...


Butun oykuleri cok seviyorum, tekrar tekrar okuyorum, varsa fotograflarina bakıyorum...Ama bazi oykulerin kalbimde ayri bir yeri oluyor. Sebahat'in oykusu iste onlardan biri...
Ozguvenle adini soyadini fotografini koyarak yazmis, bize kendisiyle beraber "F" vitamini, kendi gibi hos, bakimli ve arkadaslarina destek olan, paylasan calisma arkadaslarini da konuk getirmiş...
Kendini analiz ediyor, yanlislarinin neler oldugunu ve ne yaparak doğru beslenme uyguladigini anlatıyor buyuk bir içtenlikle... Onerilerde bulunuyor, pratik yeşil çorba hazirlama ve saklama tarifi veriyor.
Oda arkadaslarinin, saglikli beslenme konusundaki kararliligini paylasmalari, onunla beraber uygulamalari, sevgili esinin onu anlayıp destek olmasi da  gerçekten cok önemli ve cok ozel bir nokta bu oykude...
Sebahat bizlerden biri... Calisiyor, koşturuyor, hayata yetişmeye calisiyor ve o sirada hepimize zaman ayirip oykusunu de yazıyor... Paylasiyor...  Keyifle okuyacaksiniz..
Sevgili Sebahat, sizi hem tum kalbimle kutluyorum, hem de Roma'dan sevgiler yolluyorum... Inandiginiz, uyguladiginiz ve paylastiginiz için binlerce teşekkürler...
---------------------------------------------------------------------------------------------------
 
Ben Sebahat ELİTAŞ, 14 Ocak tarihli  sınıfa Suhendan olarak kayıt oldum. 50 yaşında ve 1.68 cm boyundayım.   Mehtap Hanımın emeklerinin boşa gitmediğinin, benim gibi, daha bir çok kişinin hayatını olumlu yönde değiştirdiğinin bir göstergesi olarak hikayemi sizlerle paylaşmak istedim.
35 yaşımda evlendiğimde  59 kiloda fit bir bayandım. Ben Karadenizli, eşim Doğulu olduğu için yemek kültürleri bizden çok farklıydı. Hamur işi ve et yemekleri en çok tüketilen  gıdalardı. Yeni evlendiğimde çalıştığım için kayınvalidemde yemeğimizi yiyor, çayımızı içiyor ondan sonra evimize gidiyorduk. Yemekten kalktıktan hemen sonra çayın yanında mutlaka pasta börek gibi şeyler yapılıyor ve dayanamayıp ben de yiyordum. Arkasından meyvemizi yiyip evimize gidiyorduk. Hiç farkına varmadan devamlı yemek yiyen ve bundan çok keyif alan biri oldum. Artık midem genişlemiş, kilo almaya başlamıştım.  Özel günlerde 7-8 çeşit te olsa “bugün var yarın yok mantığıyla” hepsinden birer tane yiyor, kendime engel olamıyordum.
 

 
 
 

Eşim de ben de tatlıya çok düşkünüzdür. Saat bizim için hiç önemli değil gece de olsa canımız tatlı çektiğinde yerdik. 
 
Ben zamanında sağlığıma zarar veriyor diye sigarayı bırakmıştım ama bu yeme isteğime bir türlü söz geçiremiyordum ve seneler geçtikçe,  kilolar üst üste bindikçe sağlığım da bozulmaya başladı. Dizlerim bedenimi taşırken zorlanır, bel fıtığım da kendini gösterir oldu. Ağrısı kalçama, ayak başparmağıma vuruyordu.  
 
Belimdeki ve topuğumdaki ağrı için doktora gittiğimde,  doktor kilo vermem gerektiğini söyledi ve beni diyetisyene yönlendirdi. Diyetisyenin verdiği listeyi 1 hafta uyguladım ama devamını getiremedim. 1 kibrit kutusu kadar beyaz peynir,7-8 adet zeytin vs. bana ters geliyordu. 
 
Sadece yazlığa gittiğimde 1 ayda sabahları 1 saat yürüyüş arkasından 1 saatlik yüzme öğleden sonra tekrar 1 saat yüzmeyle 5-6 kilo vererek yazlıktan mutlu bir şekilde dönüyordum.  Fakat yeme alışkanlıklarım değişmediği için 2 ayda vermiş olduğum kiloları fazlasıyla geri alıyordum.
 
Ta ki portakal ağacında Hatice hanımın “mevsimlerden roma” sayesinde 20 kilo verdiğini öğreninceye kadar bu böyle devam etti. Hemen sizin siteye yönlendim ve o gün akşama kadar yazılarınızı ve zayıflayan arkadaşların öykülerini okudum ve o an kararımı verdim pazartesiyi beklemeden o gün sizi takip etmeye başladım. İşte bu dedim aradığım site, doktorum, diyetisyenim...:))
 
 
23 Aralık 2010 yılında 80 kilo ile beslenme alışkanlığımı değiştirmeye karar verdiğimde çalıştığım işyerindeki oda arkadaşım siteyi inceleyerek, bana destek olacağını, gerekirse birlikte yapabileceğimizi söylediğinde çok sevinmiştim. Çünkü biliyordum ki karşımda değişik şeyler yendiği zaman dayanamayıp diyeti bozarım. Arkadaşımın  verecek fazla  kilosu yoktu fakat ara öğün alışkanlığı da yoktu. Sabah kahvaltıdan öğle yemeğine kadar hiçbir şey yemez fakat öğleden sonra çay saatinde iyice dağıtırdık.
 

 

23 Aralık Perşembe sabahı sade bir kahvaltıyla güne başladık. Kahvaltıdan 1 saat sonra akşamdan hazırlayıp, kavanoza koyup getirdiğim metabolizma çayından birer bardak içtikten sonra 11:00 gibi 1 elma ve 2 cevizle ara öğünümüzü yaptık. Alışverişlerimiz için çekmecemize kumbara bile koyduk.J

  Öğle saatinde işyerimizin bahçesinde (plates olmadığı günlerde) en az yarım saat yürüyüş yapıyorum. Aynı zamanda sabahları kalkınca 10-15 dakika kadar esneme hareketlerimi yaparak güne hazırlanıyorum. Bu hareketler kan dolaşımımı hızlandırıyor, kaslarımı açıyor güne daha zinde ve mutlu başlamamı sağlıyor. Arkadaşım da sabahları işe gelmeden önce haftanın 4 günü 1 saat yürüyüşünü yapıyor, duşunu alıp öyle işe geliyor ve ayrıca da hoca eşliğinde haftanın 3 günü yaklaşık 45 dakika plates yapıyoruz.

Sizinle tanışmadan önce şöyle bir hatamız vardı; öğlen yemeklerinde daha az kalorili olması adına yarım yağlı yoğurdun içine 1 elma ve 2 kaşık yulaf ezmesi ekleyip öğün yapıyorduk:(  Sizden sonra öğünümüz düzenli bir şekilde bol yeşillik ve zeytinyağlı yemekten oluşmaya başladı, dönüşümlü olarak zeytinyağlı yemeğimizi bir gün ben bir gün arkadaşım yaptık ve hala da aynı düzene devam ediyoruz. Şu anda odada üç arkadaş çalışıyoruz O da bize uyum sağladığı için hiç zorlanmadık. Her öğünde farklı ekmek tüketmeye dikkat ediyoruz. Gün içinde yeşil çay ve bol su içiyoruz. Arada bazı sabahları 1 litre kaynamış suyun içine yarım limon dilimleri, 1 tane tarçın, biraz tane karabiber, birkaç karanfil atıp işyerinde (metabolizma çayını yapamadığım zamanlar) arkadaşlarla içiyoruz. Hem tatlı krizimizi önlüyor hem de kış boyunca bizi hastalıklardan koruyor. Ayrıca içtiğimiz çayın ve içtiğimiz suyun içine bir parça kök tarçın ve birkaç tane karanfil atıp öyle içiyoruz.(bazen nane yaprakları da olabiliyor) Öğleden sonraki ara öğünümüzde siz neyi önermişseniz onu, akşam yemeğinde ise bol salata ve ev halkına ne hazırlamışsak, makul miktarda, sağlıklı bir şekilde pişirilmiş yemeğimizi yiyoruz.


 

Çalışan hanımlar için Yeşil Çorba ile ilgili bir tüyo verebilirim. Yeşil çorbayı aklıma gelen bütün yeşillikleri birleştirerek yapınca çok fazla oluyor. Fazlası buzlukta yer işgal ettiği için 1 litrelik kavanozlara kaynar şekilde doldurup, ağzını iyice kapatıp, havlunun üzerine soğuyana kadar baş aşağı koyuyorum, üstünü başka bir havluyla kapatıyorum 2 gün sonra mutfak dolabına kaldırıyorum (Konserve domates gibi) uzun süre bu şekilde tazeliğini koruyor. Bu arada yoğurdumu da 2 senedir kendim yapıyorum. İnanın hazır yoğurdu artık yiyemiyorum… Aynı zamanda hazır meyva suları ve asitli içeceklere yaklaşmıyorum bile. Yazlık meyvelerden, şeftali, kara erik, japon elması vs.. kış meyvelerinden, armut ve elma karışımından Şekersiz meyve marmelatı (konserve kavanozlara yukarda yazdığım şekilde) yapıp, yoğurduma karıştırıp yiyorum

Tekrar belirteyim arkadaşımda kilo olarak hiçbir değişim olmadı ama ben 80 kilodan 65 kiloya düşerek tam 15 kilo verdim. Bel, diz, topuk ağrısı uçtu gitti.J Her zaman kendimle barışık, kendimi, doğayı ve hayatı seven bir insandım fakat sayenizde giden kilolarım ve geri gelen sağlığımla çok daha mutlu hissediyorum, aynaya severek bakıyor, kıyafet almaya gittiğimde 44 beden yerine 38 veya 40 (bazen kalıbına göre değişiyor) bedene giriyorum. Mutluluğumu daha nasıl tarif edebilirim ki?   Bu arada sizden öğrendiklerimle sağlıklı beslenerek ve bildiklerimi çevremdekilere anlatarak, öncelikle eşimi, kayınvalidemi ve kardeşimi de bir hayli hafifletmiş bulunuyorum.


 

Şu anda her şeyden azar azar yiyerek  (arada kaçamaklar da yaparak) fazla kaçırdığım zamanın ertesi günü karbonhidratlı besinleri kısarak ve çiğ sebze yiyerek (bazen de meyve suyu yerine sebze suyu içerek) yani dengeli beslenerek 1 seneye yakın bir zamandır kilomu koruyorum. (2-3 kilo fazlam vardı onları da ocak ayında başlayan programla verdim.) Düşünüyorum da sayenizde beslenme alışkanlığımı değiştirmeyip eski düzende kalsaydım bugün kesin 85 leri gören ve hastalıklarla mücadele eden bir bayan olarak hayatıma devam ediyor olacaktım.

Sağlıklı beslenme programına başladığım günden bugüne bana destek olan işyerimdeki oda arkadaşlarıma evde ise eşime (tatlıya ve hamur işine çok düşkün olduğu halde yanımda yemeyerek), varlıklarıyla yarattıkları sinerji için sitedeki arkadaşlara ve sevgili Mehtap, bir deniz yıldızının daha hayatını kurtardığınız için size sayısız teşekkürler, iyi ki sizi tanımışız, iyi ki varsınız, iyi ki hayatımıza girdiniz…

 

 
 
27 Eylul 2013'Roma
 

22 Ekim 2012 Pazartesi

HARIKASINIZ ESMA... BUYUK HARFLERLE HARIKASINIZ...

http://www.youtube.com/watch?v=Mr5xWFkE8vs

Bu oykuyu Esma'nin en cok sevdigi sarkilardan biriyle dinleyin istiyorum.  Control+click yapinca muzik gelecek...

Esma'yi subat ayinda yayinladigim oykusunden hatirlayacaksiniz... Guzel yurekli, sevecen, akilli ve guzel bir kadin, cok iyi bir anne, cok tatli bir arkadas... O zaman da yazmistim..

http://mevsimlerdenroma.blogspot.it/2012/02/esmanin-oykusu.html

Sizlerle birlikte programi takip etti, aliskanliklarini degistirdi, sizlerle birlikte ciddi sayilacak miktarda kilo verdi... Sonra hepimizi urkuten, "ben ne derseniz yapiyorum ama kilom yerinde sayiyor" donemi geldi...

Esma'ya benim cok sevdigim bir zayiflama diyetini uygulamaya karar verdik (normal protein diyetidir, ortalikta konusulanlardan cok farkli, fizyolojik mekanizmalari kullanan,kilo kaybettiren bir diyettir).  tahliller yapildi, elektrolar cekildi bana yollandi, heyecanla diyete baslandi... Benim Italya'da cok kullandigim, cok sevdigim, cok iyi sonuclar aldigim bu diyeti Esma sevmedi.  Cunku o bir Akdeniz kadini... O bir Ege tatilcisi... O bir mutfak sihirbazi, kendi icat ettigi kekler, inanilmaz pirasa dolmalari, pizzalar yapan, tarhanalar hazirlayip, kendi diktigi torbalara dolduran, alisverisini keyifle, kendi elleriyle yapan, evde pestil bile hazirlayan bir kadin... Italya'da olsa, protein ekmekleri, cikolatalari, protein kekleri, biskuvileri bulabilirdik ve Akdeniz-Italyan diyetini bir sure icin taklit ederek, miktarlara ve yemek yeme stiline bagli kalarak 1 ayda neredeyse 5-6 kilo verebilirdik, ama Turkiye'de boyle bir sansimiz olmadigi icin, sadece bu diyetten vaz gectik.



O zaman dedik, hic moralimizi bozmayalim ve nerede kaldiysak oradan devam edelim. Nerede kaldiysak, oradan devam ettik...
Esma kendine bir adim sayar aldi. Ilk gunler bacaklari agridi, zorlandi ama yilmadi. yasemin gibi, azimle devam etti. yagmur demedi, sicaksa aksam saatlerini, serinse oglen saatlerini tercih etti. Arkadas toplantilarina gitti ama olcusunu bilerek yedi. Yag miktarlarina dikkat etti, pisirdigi yemekleri siraya koydu, secimlere ozen gosterdi...
hergun ama hergun hic "of" demeden bana her yedigi, saatleriyle birlikte yazdi. hergun... Neredeyse iki aydir... Ustelik oyle siradan listeler yapmadi, gorev savmadi... Ayrintili, dikkatli yazilmis listeler yolladi...
Mesela,
hemen kahvaltı biraz ıspanak yapraklarıyla yağı silinmiş tavada omlet ve biraz peynir ( Yeni çıkmış ödül almış Murat bey burgu peyniri azıcık ))))...47 gr ekmek...bitki çayı....

mesela;
citir koy biberleriyle, iki minik domatesi, patlamis patlicanla kavurdum

mesela
1 haşlanmış yumurta,beyaz peynir light bir parça da burgu dan....tere yeşillik ne varsa 48 gr ekmek çay...
mesela:
öğlen yemeği saat 13 gibiydi sanırım evden götürdüğüm 6 kaşık nohut,33 gr ekmek yine o yoğurtlardan bir tane daha....
ara öğün saat 17 de 1 elma,1 erik iki 160 gr geldi,tam yerken kuşum boncukun sesini dudum fazlasını ona verdim kesip.....iki bisküvi yanında çayyy
akşam 19.30 da palamut fırında,soğan,maydanoz baharat ve limonla pişirilmiş........yeşil salata ile olur...
mesela;
1 kırmızı pancar,çiğ bir kabak,4 köy biberi,8 parça kuru domates,maydanoz,dere otu ,roka,3 su bardağı haşlanmış nohut ( Bir bardak yaklaşık 4 ,5 kaşık geliyor ),1 tatlı kaşığı kavrulmuş susam,1 yemek kaşığı zeytinyağı,1 limon,zahter .kırmızı pul biber,tuz....Ölçü iki kişiliktir, Arkadaşım ve ben...
mesela;
saat 14 de öğle yemeği 1 bardak kepekli makarna,1 sap pırasa yarım kabakla haşlandı.indirince tereyağı ve dere otu koyup yedim..bir kase yoğurtla..
1 kase tarhana çorbası

diye diyet yapan degil, yemek kitabi yazan bir insanin lezzetli uslubunu kullandi, hic sikayet etmedi, hep olumlu, hep keyifli, hep tadi yerinde listeler yazdi...

Bazen 15 gunde 600 kg kaybetti diye uzuldu... Bazen tarti hic oynamadi... Hergun yaklasik 10.000 adim yurumeye devam etti. Olumlulugunu, guvenini hic yitirmedi, hayatina ureterek, sevgisini boluserek, yasami kucaklayarak devam etti.

Kurslara gitti, resimler yapti, seramikler boyadi, danteller ordu... O dunyaya gulumsedi, dunya da ona...
92 kilodan basladigi seruvenini,  68'lerde devam ettiriyor Esma...

Siz ona sorun, Esma, yemedigin birsey varmi, "yasak" bir besin var mi, elleme denen bir tatli, bir meyve, bir yiyecek varmi aklinda diye... Siz sorun ben de okuyayim cevabini...

En ustteki fotografa bakin, bir de bu en son fotograflara...
Harikasiniz  Esma demiyecegiz de ne diyecegiz? Siz soyleyin...

Asagida Esma'nin el islerinden ornekler var... Ben Esma'nin yasam oykusunu biraz daha ayrintili biliyorum, onun icin, onu cok sevgiyle, cok icten, cok da saygiyla kucakliyorum... Sevgili Esma, ben bu blog sayesinde cok sevgili insanlarla karsilastim, yuzlerini gormeden cogunu cok sevdim, sevildigimi hissettim. Siz onlardan birisiniz...





ESMA'NIN DIYET KEKI OLMAYAN DIYET KEKI... :-))
4 yumurta
5 kaşık yoğurt
1 çay bardağı süt
1 çay bardağı yağ (yarısı fındık yağı yarısı zeytin yağı),2 yemek kaşığı tahin...
3 kaşık az şekerli incir reçelinden
1 çay bardağı pekmez yarısı üzüm yarısı harnup(keçi boynuzu) pekmezi
10 tane küçük hurma
10 tane kendi kuruttuğum mürdüm eriği
bir miktar kuru kayısı iyice yıkanıp sıkılmış,
1 yeşil elme
1 kırmızı elma
1 şeftali
1 su bardağı yulaf ezmesi
1 su bardağı yulaf kepegi
1 su bardağı buğday kepeği
2 kaşık keten tohumu çekilmiş hali1 bardak normal un...
1 tk zerdeçal
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
hepsi karıştırılıp pişirildi..
kek yemeden 3.5 km ,keki yedikten sonra 3.5 km yol yurudum ama

ESMA'NIN EL ISI CALISMALARI;




22 Ekim 2012'Roma

24 Ocak 2011 Pazartesi

KÜÇÜK BIR ÖYKÜ DE BENDEN...

Hepinizin òykùsu çok ozel, hepinizin òykùsu cok gùzel ama Yasemin’in òykùsù benim yasantimda farkli bir yerde duracak hep. Kendime ozùrler, bahaneler arayip, “ne yapabilirdim ki” diye kacmak istedigimde acip okuyacagim.

Yasemin, bùyùk bir mùtevazilikle “kùcùk” dedigi bu bùyùk òykùde, hepimize kararliligin, azmin, istenirse her engelin a§ilabileginin dersini veriyor...

Gòzlerimi dolduracak kadar etkilendigim bu oykùyù, ozellikle yenleri ve yerleri hep dar olanlarin tekrar tekrar okumalarini diliyorum...
Sevgili Yasemin,
bu oykuyu hepimizle paylastiginiz için tesekkurler...
Ozel bir tesekkur de, size destek olan esinize, Lùlù’ye ve tùm aile bireylerine...
Gercekten tùm kalbimle kutluyorum
---------------------------------------------------------------------------------------------

KÜÇÜK BİR ÖYKÜ DE BENDEN

Hikayemin adını ve rumuzumu kimden kopya aldığımı dikkatli okuyucular hemen anlamışlardır. 7 ay önce bu yolculuğa başladığımda bir gün ben de hikayemi yazacağımı biliyordum motivasyonum düştüğü zamanlarda NükhetZ’nin hikayesi bana güç verdi. Nedenini bilemiyorum fakat kendime çok yakın buldum. O zaman karar verdim benim hikayemin adı da Küçük Bir Öykü de Benden olacaktı.

Benim için her şey 23 Nisan 2010’da başladı anasınıfına giden oğlumun gösterisi vardı dijital makinemizle de fotoğraf çektiğimiz halde orada bulunan fotoğrafçıya da birkaç poz çektirdim ama fotoğrafların elime geçmesi biraz zaman aldı 1 ay kadar sonra resimleri görünce seneye 23 Nisan’da böyle resimlerim olmayacak dedim ama bir türlü başlayamıyordum .

Bu arada arkadaşlar kışın aldıkları birkaç kiloyu tatile gitmeden vermek için bir arkadaşın evinde haftada 3 gün cd’ den jimnastik yapacaklarını söylediler beni de çağırdılar küçücük bir ilçede aktivite olur diye gittim.3 günün sonunda bu iş de bir iş var ya onlar deli ya ben deliyim dedim.

3-4 kilo fazlalıkları için çabalarını gördüm sana ne oluyor 30-40 kilo fazlan var daha neyi bekliyorsun dediğimde tarih 3 Haziran 2010’nu gösteriyordu.

İşyerindeydim ve sürekli düşünüyordum bu arada siteniz aklıma geldi bir yıl önceki programdan haberim vardı hatta kendi kendime blogcuların kendi aralarındaki saçmalıklarından biri daha demiştim.Sitenize arada bir uğruyordum birkaç ay önce Nur’un resimlerini görmüştüm madem spor yapıyordum yanı sıra diyete başlasam iyi olurdu
Hemen sitenizi açtım 1.ve 2.haftanın listesini bir kağıda yazdım öğrenciyken de yazarak daha iyi anladığım için.Eve gelince listeyi ve 23 Nisan fotoğrafını buzdolabına astım.Lülü’müze ve eşime diyete başladığımı söyledim kendime 1 yemek kaşığı zeytinyağıyla bir sebze yemeği pişirdim.

Son birkaç aydır evime 500 m kadar olan işyerime eşim arabayla bırakıyor bazen akşamları da alıyordu. Sabah eşime artık yürüyeceğimi söyledim böylelikle maraton başladı. Sitenizde 6 haftalık program vardı 6 hafta sonrada kuzenimin düğünü vardı. Düğüne kadar yapacaktım hedef 93 kiloydu verebilirsem devam edecektim.

Sabahları sırayla peynir-zeytin,yumurta,müsli,peynir-zeytin,yumurta,kek, pazarları da ne olursa şeklinde zeytin günlerinin biri siyah ise diğeri yeşil yanlarında bol yeşillik ile öğlen ve akşamları sebze ve et değişerek genelde sebzenin yanına yoğurt etin yanına bol salata ile ara öğünlerde en az 4 çeşit meyve alınıp iki gün üst üste aynısını yememek için1’er meyve ertesi gün iki ayrı çeşit meyve sabah bisküvi ile yendiyse öğleden sonra değişen kuruyemişlerle(ceviz,badem,fındık)

Her sabah ve öğlen iki küçük şişeye su dolduruluyor, 2 litrelik su gün içinde bitiriliyor sabah öğlen ve akşam ayrıca su içiliyor.

Yaşadığım yerde beyaz ekmekten başka ekmek bulunmuyor bin bir hevesle aldığım ekmek yapma makinemi piyasaya çıkardım evde bulunan karışım unlarımla değişik ekmekler yaptım dilimleyerek buzluğa attım.Şehre gidene kadar böyle idare edilecekti.Metabolizma çayını demledim günde üç bardak içmeye başladım Günler geçiyor benim gözümün önünden börekler,çörekler,pastalar durmadan geçiyordu.

3 gün arkadaşa spora gidiliyor,4 gün tek yürüyüş alanı olarak bulabildiğim okulun bahçesinde 1 saat yürünüyor Bu arada metabolizma çayının bana iyi gelmediğini fark ettim zaten kabızlık problemi olan biri olarak daha kötü olmuştum.13.gün pes ettim öğlen eve gidince ne bulursam yiyecektim.
Lülü 13 günümün boşa gideceğini emeklerime yazık olacağını söyledi bende birinin yanında iradesizliğimi göstermemek adına akşama bozmaya karar verdim Lülü’de bir komşusunun bahçesinden topladığı semizotlarını değişiklik olur diye pişirmiş hiç sevmediğim halde yedim
işe döndüm akşam eşime bozacağımı söyledim O’da şimdiye kadar yediklerine say tadını bilmediğin ne var değince O’nun yanında da bozmadım.

Bu arada öğlen yediğim semizotu işe yaramıştı ve ben rahatlamıştım.Devam etmeye karar verdim evde tartı olmadığı için kaç kiloyla başladığımı bilmiyordum.

Şehirde oturan birkaç haftada gittiğimiz kardeşimin tartısıyla takip etme kararı almıştım.O akşam komşumun şehre gideceğini duyunca hem tartılmak hem de yürüyüş ayakkabısı almak için gittim.13 günün sonunda tartı 98 kiloyu gösteriyordu 3,5 yaşında olan kızımı emzirirken yediklerime biraz dikkat edince tartı birkaç kere 99 göstermişti yıllardır bu kiloyu görmemiştim bu sadece 13 günde olmuştu.

4. hafta dolduğunda kuzenimin düğünü için alışverişe gidildi tabi ki yine tartıya çıkıldı gözlerime inanamıyordum 93 kiloydum düğüne hedeflediğim kiloya 4 haftada ulaşmıştım 2 hafta sonraki düğüne yeni hedef belirledim 90.9 olacaktım.

Bu sevinçle çarşıya gidildi nişanda kıyafet ararken çok zorlanmıştım şimdi mağazalardaki en büyük bedenleri değil de biraz küçüklerini deneyebiliyordum Böylelikle nişanda %50 indirimle aldığım kıyafetin 1/3’ü fiyatına bir elbise aldım.

6.haftayı doldurduğumda tartı 90.9 gösteriyordu ertesi gün arınma diyetinin son günüydü ve akşam düğün vardı ertesi gün tartıya çıktığımda pek bir şey umut etmezken tartı 89.0 gösterdi. Defne Hanımın bir gün sonra neden o kiloya indiğini anlamıştım.6 hafta sonunda 93 olan hedefim 89.0 ile bitmişti tabi ki devam edilecekti

8 hafta bittiğinde tartı 86.3’dü. Ondan sonra 1 hafta tatil +5 hafta ramazan ve bayram vardı yani önümde 6 haftalık zorlu bir yolculuk vardı .Arife günü tartı 83.3 gösteriyordu. 8 hafta çok sıkı bir diyet yaptım kaçamak yapmamaya çalıştım artık beslenmeyi öğrenmiştim hayatımı değiştirdim.

Daha az yağlı daha az kalorili daha sağlıklı yemekler yapıyordum önce sıradan bir kek yaptığımda bile daha lezzetli olsun diye elime ne geçerse ceviz,havuç,çikolata katıp üzerine de çikolata sos, bol hindistan cevizi- antep fıstığı ile de süslüyordum. Şimdi en basitinden light sütle,yağı azaltarak daha az kalorili bir kekinde aynı lezzette olabileceğini keşfettim.8 haftadan sonra her şeyi yiyorum ama ÖLÇÜLÜ,SIRALI.

Ben 30 Temmuz 2010 günü diyeti bıraktım 86.3 kilo ile şu an 71.8 kiloyum.Bu süre zarfında yürüyüşümü hiç aksatmadım yağmur ,kar,soğuk ,sıcak demeden haftanın en az 6 günü 1 saat yürüyorum eve gelince 100 mekik çekiyorum.Yürüdüğüm yeri görseniz bir okulun bahçesi 1 saatte 30 tur atıyorum

ilk başlarda akşama doğru yürüyordum ramazandan itibaren geceleri çıkmaya başladım ilk gece çok korkmuştum her yerden kertenkele,fare, kurbağa sıçrıyor civcivden bile korkan ben asla pes etmedim (Ayrıca ilk günden itibaren 2-3 köpek) Bizim burada hafif rüzgar çıksın yağmur yağsın elektrikler kesilir sonbahar gelip yağmurlar başladığında elektrikler kesilince eve dönmedim cep telefonumun ışığıyla yürüdüm.

Ramazanda 17.00 işten çıkıp eve gelince iftar hazırlığı,çocuklarla ilgilen,etrafı topla
20.00-20.30 iftar yap sofrayı topla sahura ön hazırlık yap
23.00 yürüyüşe git
24.00 yürüyüşten gel duş al
01.00 yat
03.00-03.300 sahura kalk
04.00-04.30 yat
07.30 kalk işe git öğlen eve gel eşim izinli olduğu için Lülü yok çocukları yedir tekrar işe git.
17.00 işten çık
bu tempoda geçen ramazan boyunca 5 gün yürüyüş yapmadım oda misafirlerim olduğu için onlar gittikten sonra gidebilirdim ama zaten bütün gün temizlik ve yemekle uğraştığım için yeterince hareket etmiştim.Yaz boyu hemen hemen her hafta sonu şehre gittik 2 günlüğüne .
Çocuklu bayanlar bilirler 2 çocuğun kıyafetleri,bizimkiler ben birde spor çantamı ekledim ayrıca az yağlı yemeklerimde bizle beraber geldiler.
Şehirde de ancak geceleri yürüyüşe gidebiliyordum yürüyüş alanı gece bir bayanın tek başına yürüyüş yapamayacağı bir yer olmadığından eşim ,kız kardeşim yada erkek kardeşimden işi olmayan benle geliyor diğerleri de evde çocuklara bakıyor eğer hava müsaitse çocuklarda götürülüyor onlar parkta oynarken ben yürüyordum.

Anlayacağınız ben çok emek verdim
Gelecek sene keşke dememek için bu sene bunu başardım.Her zaman kararlarını kendi veren ve arkasında duran biri olarak ben bu sene zayıflamaya karar verdim ve yaptım yanı sırada pek çok şey öğrenerek Mehtap Hanıma çok güvendim yazılarını tekrar tekrar okudum sitedeki resimleri bile inceledim .

Diyetin ilk başlarında saç rengimi değiştirdim baktım resimlerde güneş gözlüğü var hemen kendime yeni bir gözlük aldım bir yazısında 40 yaş altı bayanların meme ultrasonu çektirmesini yazmıştı ne zamandır aklımdaydı ama ihmal ediyordum 2 ay önce gittim onu da çektirdim hatta sonucu 2 ayrı hastanede 2 ayrı hekime gösterdim.Artık hayatımdaki diğer önceliklerin yanına kendimi de ekledim.
Başarısız insanların bahaneleri vardı benim ise planlarım olacaktı 1 saatlik yürüyüşlerde planlarımı yaptım kendimi dinledim dinlendirdim. Ben bir değişim gerçekleştiriyordum Esas Kızın yazısını okuyana kadar öyle görüyordum evet Esas Kız haklıydı bu bir değişim değil DÖNÜŞÜM’dü ama ben Gregor Samsa gibi böcek olmamıştım biraz megalomanlık olacak belki ama kuğu olmuştum.
Ben yaptıysam herkes yapar inanın kendinize sizin kararlılığınızı görünce çevrenizdekilerde size yardımcı olacak. Mehtap Hanım çok çok teşekkür ederim.

Bu blogu tanidim, hayatim degisti.
14 Ocak 2011
---------------------------------------------------
diyor Yasemin... Fotograflara bakin, nasil yenilenmis bir genc kadin var karsimizda degil mi?
Ne muthis bir kùçùk (!) òykù bu , gercekten...
24 Ocak 2011'Roma

14 Aralık 2010 Salı

PILAVDAN DONENIN KASIGI KIRILSIN...


Pilavdan donenin kasigi kirilsin diyor Cigdem...

Cigdem'den daha onceleri de cok soz ettim, olumlu, kararli, insancil, sevgi dolu yapisindan, benim kendimle ilgili yapmayi basardigim degisiklikliklere olan katkisindan bahsettim hep... Onunla hizli Ankara gecisimde karsilasma ve tanisma firsati buldum ve sanki yillardir hayatimdaymis, sanki hep arkadasimmis gibi bir duygu yasadim... Oyle de olmustur eminim...

Cigdem'in kurdugu Mutluluk Projesi Grubu'nun da uyesiyim ve bu projenin de yardimiyla yaptigim degisikliklerin, yasantima olan yansimalarini paylasacagim sizlerle de... Benim kendimden beklemedigim, belki sizler icin kucuk kucuk, ama benim icin gercekten ciddi degisimler ve sonuclarini gordukce, daha rahat nefes aliyormusum gibi hissediyorum kendimi...

Bugun burada konugum Cigdem... Soylediklerine kulak verin... O da burada sizlerle, belirli bir hedefin arkasindan gidiyor. Yasaminda buna yonelik degisiklikler yapti, sonuclarini aldi ve almaya da devam ediyor. Okuyun, yeniden okuyun, altini cizerek okuyun lutfen...
P.S. Sevgili Meslektasim Dr. Atilla K. ya onerileri icin cok tesekkur ederim. Bloglarin da odulleri vardir mutlaka ama ben zaten kendimi en iyi sekilde odullendirilmis hissediyorum burada... Yazdiginiz her cumle icin ayri ayri, guven ve desteginize de ozel bir tesekkur gonderiyorum Roma'dan...

-----------------------------------------------------------------------------------------------
Pilavdan Dönenin Kaşığı Kırılsın...

Hayatım boyunca kararlarımı büyük ölçüde kendim verdim. Kararımı vermek için bilmem gereken bişeyler varsa, sordum öğrendim. “Danışan dağı aşmış, danışmayan yolu şaşmış” dediler, danıştım.

Okudum, yazdım, hesabımı yaptım.. Nihayetinde “budur” deyip kararımı verdim ve de uyguladım. “Ben yaptım, iyi ki de yaptım, arkasındayım, sorumluluğunu alıyorum” dedim. Böyle demenin, kabullenmenin sonuçlarına da katlandım tabii; günahı sevabı, artısı eksisiyle..
Şimdi bunları niye mi yazdım, anlatayım:
Hayatımın bazı dönemlerinde benim de fazla kilolarım oldu, öyle 25 – 30 değil ama bir ara 15 kiloya kadar çıkmıştı.. Ee 1,52 boyunda biri için 15 kilo fazlalık da hatırı sayılır bir yük oluyor insana.. Yürürken 2 adımda yoruluyor, bırakın elimdeki torbaları kendimi zor taşıyordum.

Arkadaşlarımın peşinden yetişmek için nasıl yürüyorsam artık biri ”Çitos top gibi yuvarlanıyorsun” demişti... Dalış yapmak için Mısır’a gittiğimizde suya batmak için fazladan ağırlık bağlamam gerektiğinde “yuh artık” dedim, bir tek kendim duyabileceğim şekilde.. Neyse efendim uzatmayayım, verdim o fazla kiloları.. Sonra yine aldım, yine verdim; böyle bir fasit daire; dön babam dön..
.
Döngülerin altında yatan 2 temel neden vardı aslında:
.
Birincisi beni yemeğe iten, aç değilken bile yedirten, yerken gözümü döndürten bilinçaltı yazılımım..
.
Diyordu ki, “sinirlenince sakinleşmek için yiyorum / stresten yiyorum / sevgilim yok yiyorum / kızgınım yiyorum....”
.
Bunları zaman içinde bulup temizleyip şifalandırdım çok şükür..
.
İkincisi ise olaya sağlıklı beslenme değil de kilo verme olarak bakmamdı: “Kilo verdim oh ne güzel, tekrar eskisi gibi yiyebilirim.”
.
Ah değil işte; öyle bir dengeli düzen olmalı ki, hayat boyu devam etsin..

Burdaki anahtar kelimeler denge ve düzen...
.
Hayatımızın her alanında olduğu gibi beslenme konusunda da çok önemli. Herşeyden ve yeterli miktarda yediğimizde olay da çözülüyor.. Haa, bu noktaya gelebilmek için önce fazlalıklardan kurtulmak gerekiyor, ki o da yazının başına döndürüyor bizi, karar verme konusuna..
Bakın yüzlerce kişi kaydoldu, daha fazlası sessizce takip ediyor eminim. Ne mi olacak sonunda:

“Evet fazla kilolarımdan rahatsızım,
onları vermeyi, beslenme şeklimi yaşam boyu sürecek şekilde değiştirmeyi ve artık bedenimle mutlu mesut yaşamayı istiyorum, bunun için kararlıyım, kararımın arkasındayım ve yapmam gereken neyse onları da yapmayı kabul ediyorum diyenler sevinç ve zafer coşkusu dolu yorumlarını yazacaklar..
.
“Bayram / yaşgünü / yılbaşı / iş yemeği vardı,
.
Misafir geldi,
.
Hastaydım,
.
Dayanamadım,
.
Sevgilim terketti,
.

Çok iş vardı, streslendim,
.
Elektrik kesildi,
.
Kocamla tartıştım....”
diyenler ise kendilerini o muhteşem döngünün içinde bulacaklar..
.
Burda önemli olan ne biliyor musunuz:
bir defa gerçekten isteyin; “reglim bitsin, misafir gitsin, çocuğun sınavı geçsin” demeyin, en uygun zaman şimdidir,
.
kilo verebileceğinize inanın; bakın örnekler var, birileri verdiyse siz de verebilirsiniz,
sabırlı olun; kiloları 1 günde almadık ki bir günde verelim, karşılaşacağınız sorunlara çözme amacıyla yaklaşın; işyerinde size uygun bişey yoksa evden götürün, ara öğününüzü çantanızda taşıyın, söylenenleri yapın; sonuçta kendimizi teslim ettiğimiz bu güzel yürekli kadın işin uzmanı, kendinize güvenin; siz neler başardınız bugüne kadar, başarılarınıza bişey daha eklemek keyifli olur eminimve de lütfen KARARLI OLun.. Bu sizin kendiniz için yaptığınız bir eylem, kendinizi sevin, kararınızın arkasında durun ve gereklerini yerine getirin, kendinizi sabote etmeyin..
.
“Pek güzel diyorsun da sen ne haldesin” diyenler için, bu yazı sizler için olduğu kadar kendim için de aynı zamanda.. Ve benim de güzel bir göbüşüm var, 31 Aralık’ta vedalaşmaya karar verdiğim..
.
Çok sevdiğim bir söz var, “dağın tepesindeki adam oraya düşmedi” diyor.. Zirve yolumuz keyifli ve kolay OLsun..




14 Aralik 2010'Roma

2 Aralık 2010 Perşembe

KIYMET...


Bugun Kiymet’in ve beni sessizce izleyen guzel arkadasi Can Deniz’in satir arasindaki oykusunu okuyacaksiniz... Gercekten virgulune dokunmadan...

Kiymet benim gordugum en guzel insanlardan biri, akilli, cok hassas, cok ince bir kadin... Zevkli, gorgulu , kaliteli bir insan...

Sabah kahvaltisinda bile yese hayir demeyecek kadar bir yesil fasulye sevdalisi. Keyif yapmayi bilen, ama cok olculu bir insan...

Karsilastiginiz icin kendinizi sansli sayacaginiz kisilerden...

Ona merhaba demek, cok zor bir ana denk geldiyse de, gosterdigi yakinlik -tipki Tofu arkadaslarim ve Cigdem gibi- direncimi, artirdi, varliklari ve destekleri bana guc verdi...

Simdi onun oykusunu okuyun, sirada sonuclari tartisacagimiz yazi var. Seda ve Aslihan sonuclari inanilmaz bir hizla kayit ediyorlar, tablolara isliyorlar, yakinda BMI'a gore farkliliklar gelecek beslenme duzenimize...

Simdilik hoscakalin...

P.S: Fotograftaki iki guzel kadindan sarisin olani Kiymet

.........................................................................................................................................................................

Benim gibi bir ikizlerin genellikle uzun soluklu şeyler yapması beklenmez çarçabuk sıkılan yeni meraklara eskiyle vedalaşmadan çoktan yol alanlardandır…
ama blog işim ve kilo verme eylemim böyle olmadı..yaklaşık 2 yıl önce bir gece bir blog keşfettim yazılarını öylesine sevdim ki o gece hepsini okuyarak nihayetlendirdim..

yazılarından birinde tüm bildiğimizi sandığımızın tersine “kilo vermenin dünyanın en kolay işi olduğundan bahsediyordu”!! bu yazısından da kuvvet alarak fazla kilolarımdan bahsettiğim bir mail attım..bu denli yoğun birinin nezaket gösterip bana dönmesine de hayret ederek!

yaşam şeklimi sordu neler sevdiğimi ve ardından programımız başladı… posta kutumda düzenli mailleriyle karşılaştım onur verici ,destekleyici ve başaracağıma dair!! Bazen pes etmeye meylederken bu denli meşgul birin bana dönüp böylesi ilgili, alakalı tavrının karşısında duyarsız kalamayacağımdan ve de utanacağımdan harfiyen uydum.. Büyük bir kıymetle sakladığım satırlarını bende artik kilo vermenin marifet olmadığını Mehtap’tan aldığım kuvvet ve şımarıklıkla çevreme tekrarlıyorum…

Bana tartılma diyordu lütfen tartılma ama merak duygum rahat durur mu? Diyetin 15 gününde gözlerim kapalı tartıya çıktım bile ve evin adamına yaz bunu bir yere dedim sonra ve sakla daha sonra görmek üzere :) bu kadar meraklı olmayı ve sabırsızlığımı anlıyordum ama anlamadığım bir şey vardı diyet denilen sürecin sıkıcı ve çarçabuk pes edilmeye müsait olması ve nihayet bana tartıl dedi gördüğüm sayı önce beni şaşırtı ben böylesi bir beslenme sekliyle 1 ayda eriyeceğimi düşünüyordum safça sanırım…

Sonraki süreçte anladım ki yalancı vücut şişlikleri değildi benim veda ettiğim gerçekten vücudumdaki fazlalık yağlardan kurtulmuşum/kurtuluyormuşum…

Yıllardır bir fil gibi yediğini düşünürsen 1 ayda verilmesinin zaten imkânsızlığını süreç bana öğretti sonra ki haftalar öylesine kolay dinamik ve iyi hissediyordum ki bu sürece Mehtap’ın haberi olmaksızın başka bir blogcu arkadaşım eklendi aramızda keyifle devam eden bir rekabetle… Ve sonuçta tığ gibi olmuştuk… Arkadaşım fotolarımız yan yana koyup “İşte artık birlikte gezerken böyle görüneceğiz”. diyordu… Can Deniz verdiği kiloların ferahlıyla bir bebek yaptı ve bunlardan Mehtap’ın hiç haberi olmadı :)

Kilo vermenin böylesi bir handikabı var vermek daha çok vermek istiyor insan… O sımsıcak destekleyici başaracağıma dair mailler beni öylesine motive etmişti ki…

Çevrem şaşkın ben şaşkın zaman zaman kaçamak yapmadım mı yaptım elbette ama toparladım ben bir beslenme ahlakı öğreniyordum fark etmeden..

Bu süreç böyle devam ederken bir mail geldi sevgili Mehtap’tan mezun olduğu yıldan beri Ankara ya gelmeyen Mehtap özel bir nedenden dolayı acil bir Ankara programı gerçekleştireceğini yazıyordu zamanının çok kısıtlı olduğunu ama görüşmek için fırsat yakalayabilmeyi.. İnanamadım elini sıkma keyfine erişecektim nihayet…

ve geldi…
yazılarındaki gibi pozitifliği yüzüne, hayata, bakışına, fiziğine yansımış duru biriydi..z amanı çok kısa olmasına ve gelme nedeni hayli sıkıntılı bir durum olmasına rağmen, beraber olabildik yemek yedik !şarap içtik!…

ona eşlik ettim akademik kariyerli arkadaşlarının yanında ve hocasının yanında ne kadar önemsendiğini, 4 ihtisaslı birinin nasıl bu kadar içtenlikli olduğunu gördüm..bu kadın beni zayıflatmamış ayni zamanda bana yaşam ve incelikler üzerine neler öğretiyordu..

Kadın ve anne olma duyarlılığıyla mağazaları dolaştık.. Oğluna söz verdiği helikopteri bulmak için kısıtlı zamanını nasıl büyük bir çabayla değerlendirdiğine tanık oldum..

Sen kendi öykünü yazacaksın kimseyle kıyaslama kendini dedi bana ve ben benim kilo verme öykümden şahane bir arkadaş, bir yemek ve yaşam tarzı öğrenerek devam ediyorum…

Yemek bir şölen ve kendimle kaldığım bedenimi ruhumu beslediğim bir ritüel ve benim için çok önemli..

Beslenmenin basit bir matematiğin olduğunu biliyorum ben artık…

Salata kasesindeki kalan bir mısır tanesinin bile bir kalorisi olduğunu, yerken iyi düşün demesini unutmuyorum unutmuyorum!!!

Kim korkar o hain …..?

2 Aralik 2010

11 Mayıs 2010 Salı

GAMZE'NIN OYKUSU...


Gamze ile hic karsilasmadim... Ama annemle babam, onu ve esini anlata anlata bitiremiyorlardi ve birgun messenger'da babamla yazisirken, olagan disi birsey oldu. Babam cok hizli yaziyordu... Birden bire korktum, ne oluyor dedim, sen kimsin diye sordum, sonra webcam'i actik. Karsimda guleryuzlu, isil isil bir genc kadin oturuyordu... Uzun bir sure sohbet ettik, sicakligina, ictenligine, samimiyetine hayran birakti beni...


Zayiflamak istedigini annem soyledi once... Sonra da borekler, kurabiyeler, dolmalar yapip Gamze'nin sabrini sinadi bircok kez... "Gamze sabah ugradi, bize simit birakti" dedigi gunlerde de, ben hemen hesap sordum, "o simitten sen de yedin mi ?" diye...


Gamze kilosu vucudunun alt kisminda toplananlardan. Yani vermesi en zor olan kilo fazlaligi tipinden... Ama basardi... Istegiyle, azmiyle, sabriyla, kararliligi ile basardi... Esinin de ona cok destek oldugunu soylemeden gecemiyecegim...


"Gamze'cigim, masanizdaki bas yemegin izgara balik olmasindan cok memnunum ama yemek kuru sogan ve ekmek te olsa, agzinizin tadi ve yuzunuzdeki gulumseme hic kaybolmasin..." diyorum ve sizi Gamze'nin bu guzel oykusuyle bas basa birakiyorum.


12 Mayis 2010'Roma

-----------------------------------------------------------------------------------------------

Her diyet hikayesinin anlatımını oluşturan belli şablonlar vardır değil mi? Kimi "ben zaten oldum olası tombul bir bebekmişim "diye, kimi"aslında genç kızlığımda sıska bile sayılırdım ama ne olduysa evlendikten ve/veya çocuktan sonra oldu" diye başlar...

Nasıl başlarsa başlasın,hepimiz diyet kıskacına en az birkez kapılmışızdır. Hadi gerçekçi olalım, bu bir kezle kalmayıp tekrar tekrar yinelenen ve bumerang gibi gidip gidip geliveren kilolar olarak uzun yıllar hayatımızın baş konusu olmaya devam etmiştir.

Benim hikayem de hiç farklı değil, elli kiloyken bile basen problemi olan biri oldum hayat boyunca, hiç bir zaman sınıfın en narin kızı da olamadım. En zayıf olduğum zamanda bile, şöyle salınıverecek bir yapım olmadı sayılır. Üstelik gerçekten elli kilo olduğum yıllardı onlar.

Neyse gelelim vehametin başlangıcına; herkes aşık olunca yemeden içmeden kesilir, ben eşimle tanışınca işyerimizin çevresinde ne kadar lokanta varsa hepsini zengin ettik, adamlar yeni yatırım planları yapmaya başladı. Evlendik, aşk artarak çoğaldı, tabii yemeler de ...
ilk iki ayda 8 kilo aldım:( Eşime birşey olmadı acaba o beni sevmiyor mu???) Sonra kendimi dizginledim ama o sekiz kilo yapıştı üzerime. Neler denemedim ki,1990 ların ikinci yarısıydı ve Türkiye mucize mama!larla tanışıyordu tabii ben de o mamalarla, akapunktur, çeşitli diyetisyenler, telkinle tedavi seminerleri, besin toleransı, telkin cdleri, pasif!!jimnastik, daha neler neler..Türkiye'de olup da denemediğim pek birşey kalmadı denilebilir. Hemen hemen hepsinde kısa süreli başarılar elde ettim, hep balık etli oldum, kimi zaman sardalya, kimi zaman ton balığı...

Bu şubat ayı başında hayatımın en güzel fırsatını tuşlarımın altında yakaladım. Mevsimlerden Roma girdi hayatıma. Günlerce yazılanları, yorumları okudum. Başarı hikayeleri ile umutlandım, sınıflar oluşmuş, kilolar verilmiş,dostluklar pekişmiş. Belli ki o sınıflardan birine kaydım olamayacaktı ama ben de o anlatılan ve listelerden yola çıkarak neden denemeyimdi?

Ve on şubat günü başladım. Başlarken kilom 71.5 idi...Çok büyük şansım var, her zaman sıkı etli olduğumdan hep daha hafif görünürüm. Örneğin 71.5 kg iken 42 beden giyiyordum. Başladığımda çalışmıyordum ama 1 mart itibariyle çalışmaya da başladım. Hareketli bir işim var ve 12 saat yerime doğru dürüst oturmuyorum. İş yerinde çıkan yemekler listeme uymadığından yemeklerimi evden yapıp götürüyordum , herkes benimle dalga geçiyordu,"sefer tasını getirdin mi" diye(üstelik çok havalı,markalı saklama kabıyla taşıdığım halde) "Aa nasıl diyet bu" dediler,"bi arkadaşım şunu yapıyor sen de onu yap" dediler, "bu yaşta zor verirsin!!!!" dediler(yaşım 42) dediler de dediler...Ben onlar konuştukça daha hırslandım, güldüm geçtim, haftanın üç akşamı en az 1.5 saatlik yürüyüşler yaptım, tek tatilim olan pazar günleri en az 2,5 km bisiklete bindim, Mehtap ağzınla kuş tut dese yapacak kadar ona inandım.

Zaten başarının temelinde ona olan inancım ve güvencim oldu hep. Bir gün annemin bana bir dilim elma yediremediği için ağlamaklı hallerini gördüm, ama yine de yemedim...Gerçekten assla yazılanın dışına çıkmadım ama hakkım olanı da yemeden bırakmadım. Artık ne yiyeceğim kadar ne kadar yiyeceğimin önemli olduğunu, yağın miktarının yemekteki kalori miktarını ne kadar etkilediğini, bir kaşık yağla yapılan yemekle, yarım bardak yağla yapılan yemek arasında lezzet farkının olmadığını yaşayarak öğrendim.


Artık yemek yaparken soğanımı yağda değil suyla kavuruyorum, yemeği pişirdikten sonra üstüne bir kaşık yağ ilave ediyorum. İnanın ki asla lezzet fakı olmuyor-ya deneyin görün gerçekten fark yok- ama kalori farkı gerçekten çok var.Teflon tavada kabak ve pırasanın birlikte kısık ateşte kavrulup, kendi suyuyla pişmesiyle harika bir lezzet oluştuğunu keşfettim ve bu ana yemeklerimden bir oldu, baharatların yemeğin lezzetinde ne kadar önemli olduğunu ispatladım, yağsız ama kekik ve köfte baharıyla pişirilmiş kabak-pırasa ikilisini ısrarla çevremdekilere denettim..Bugün tam 3.ayımı doldurdum ve son bir haftadır 10.5 kg vermiş bulunmaktayım ve üç hafta önce 38 beden pantolon ve ceket aldım.(şimdi pantolon biraz bol geliyor)

15 yaşımdan beri beyaz pantolonum olmamıştı şimdi hedefimde bir beyaz pantolon var,artık hakettiğimi düşünüyorum.Şimdi ne olacak derseniz asla irtibatı kopartmadığım Mehtap'a teslim vaziyetteyim,belki birkaç kilo daha vereceğim ama önemli olan artık kilo ALMAYACAĞIM...hep korkum olan menapozda kilo alımını yaşamayacağım inşallah.O yıllara incecik gireceğim....

Haa bu arada aşka ne oldu derseniz, evliliğimizin 13.yılında ilk günden de yoğun olarak aşk devam ediyor ama aşkımızın yemek menüsünde ızgara balık baş köşede oturuyor....

8 Mart 2010 Pazartesi

SEHNAZ'IN KIRMIZI KALEMLE YAZILMIS OYKUSU...

Sehnaz, Nur'un ablasi... Hani bir onceki oykude inanilmaz degisimine sahit oldugunuz, sahit olmakla kalmayip hayran oldugunuz Nur'un ablasi...
.
Aslinda hersey Sehnaz ile basliyor, o bu blogu kesfediyor ve kiz kardesini de ikna ediyor...
.
Bana, o siralarda yazmisti Sehnaz, birgun oykumu hem de kirmizi kalemle yazacagim diye... Basaracagi belliydi, basardi da...

Iste o gun geldi... Okuyun ve bu guzel kelebegin kararliligina ve inancina siz de sahit olun...
Hepinize iyi haftalar...

Sevgili Mehtap Hanım,


Sitenizi 28.04.2009 tarihinde Mutfakta Zen sayesinde tesadüf eseri keşfettim. Kayıtlarınız kapanmıştı tüm gün yazdıklarınızı okudum. Diyet listelerinizi, yapmam gerekenleri ve yazılarınız içinden beni motive edecek cümleleri dosya haline getirdim. En çok da Yağ hücreleri dışında hiçbir boşluk, yiyerek dolmaz cümlenizden etkilendim. Pazartesi olmasını beklemeden alış veriş yapıp 29.04.2009 Çarşamba diyete başladım.

33 yaşındayım 1.65 boy başlangıç kilom 79.8 troid bezlerim 2004 senesinde alındı her gün düzenli olarak troid hormon hapı kullanıyorum. Düzenli aralıklarla kan tahlillerimi yaptırıyorum şeker kolestrol gibi rahatsızlığım yok.

Hayatımın hiçbir döneminde çok zayıf olmadım hep balık etliydim ama evlendikten sonra aldığım kiloları kullandığım hormon ilacına bağladım. Artık irice bir balık olmuştum J

O güne kadar kaç kere diyete başladığımı, kilo verip kısa sürede verdiğim kiloları fazlasıyla geriye aldığımın sayısını inanın hatırlamıyorum. Artık bu konuda çevreme karşı da inandırıcılığımı yitirmiştim. Başladığım her yeni diyet maceram hüsranla sonuçlanıyordu ve ben her seferinde kendime olan güvenimi biraz daha yitiriyordum.

Ancak ne olduysa o gün oldu. Samimi, sıcak ve yalın anlatımınızla beni resmen büyülediniz. Bahar ve Funda Hanımın öykülerini kaç kere okuduğumu hatırlamıyorum. Tüm yorumları ve cevaplarınızı okudum. Kendimce listeler hazırladım. Bahar Hanımın öyküsünden şunu anlamıştım ne derseniz onu harfiyen yerine getirecek başka şekilde yorumlamayacaktım. Onun değimiyle 10 badem ise 10 badem 9’da değil 11’de…

Bu diyet maceramın farklı olacağını bana en başında hissettirmiştiniz. Diyete başladım kolay mı oldu? Hayır. Ama hep şunu tekrarladım 1 kişi yapabildiyse sende yapabilirsin. Sen bu sefer başaracaksın. Bak yine yapamadım diyip hayal kırıklığı yaşamayacaksın. Bilgisayarımdaki masa üstüne 6 yıl önceki bir fotoğrafımı koydum. Kendi kendime zaman belirlemiyorum ama bu resimdeki gibi olacak, o gün üzerinde olan kıyafetleri tekrar giyeceksin dedim. Ne zaman diyet dışına çıkacak olsam hep o fotoğraf gözümün önüne geliyordu. Böylelikle bir kontrol sistemi oluşturdum. ( o kıyafeti de bu sene bir düğünde giydim )

Girdiğim sosyal ortamlar bazen beni zorladı ama ben yılmadım ve o ortamlardan kendime yapamadın dedirtmeden çıkabilmek için maksimum çaba sarf ettim. Bu süreçte 1 hafta var ki hatırladıkça gülmek ile ağlamağı aynı anda yaşıyorum.

Arınma haftasına başladığım dönem İstanbul’dan hafta sonu tatili için Çeşme’ye gelen misafirlerim ve annemin safra kesesi ameliyatına denk geldi.

Çeşme’ye giderken yanımda bir araç buzdolabı yemekle gittim. Onlar Hanedan’da tam tekmil kahvaltı yaparken ben evde közlediğim kırmızı biber, yeşillik, domates zeytin ve yeşil çayımla kahvaltı ettim. Onlar midye yerken ben ara öğünde elmamı yedim. Onlar balık yerken ben zy taze fasulye yedim. Bu böyle uzar gider ama o hafta sonu diyet dışına çıkmadım. En zoru annemin ameliyat olduğu zaman dilimiydi. Hastanede yanında kaldım. Akşam yemeği diye aldığım zy semizotu o kadar pirinçli, yağlı ve kötü yapılmıştı yiyemedim. Eşimi aradım bana domates salatalık bir şeyler getirmesini rica ettim. Sabah kahvaltımı yanıma götürdüğüm müsli ve meyve suyu ile yaptım. Bir şeyi yeter ki isteyelim çözüm geliştirmek bizim elimizde.

Bu zaman zarfında hareket etmekten hiç üşenmedim her gün 50 dk tempolu yürüdüm. İzmir’in o sıcak günlerinde uykumdan feragat edip 05.30’da kalkıp yürüdüm. Eve gelip hazırlanıp 07.00’de servise yetiştim.

Bu tempoda kıyafetlerim belleri boşalmaya pantolonlarımın düğmelerini açmadan giyip çıkarabilmeye başladım. Öyle bir zaman geldi ki kilodan dolayı olmayan kıyafetler artık zayıfladığım için olmuyordu.

Sadece Ramazan Ayında oruç tuttuğum için denge biraz bozuldu. Ama hiç endişelenmedim artık neyi ne zaman ve ne kadar yiyebileceğimi öğrenmiştim. Ramazan sonundaki metabolizmayı hızlandıran diyetle 65 kiloyu gördüm. İstediğim kiloya ulaşmama az kalmıştı.

Ama sonrasında ipin ucu biraz kaçtı. Yemek biraz abartıldı, yoğun iş temposu nedeniyle yürüyüş askıya alındı o ara 68 kiloya kadar çıktım. 1 Şubat itibariyle 1. haftadan başladım ve şu an tekrar 65 kiloyum. Toplamda 15 kilo verdim.

Bunları neden yazıyorum kilo verdim, 3 kilosunu geri aldım ama bu verdiğim kiloların tamamını geri alacağım manasına gelmiyor. Sizin sayenizde nasıl beslenmem gerektiğini öğrendim. Sizden gelecek son bir silkelemeyle de hedef kilom olan 58’e yaklaşacağım.

Beni görenler çok ama çok şaşırıyor. En son 6 rakamı ile başlayan kiloları ne zaman gördüğümü bile hatırlamıyorum. Ancak bu başarıya neler yiyebileceğimi planlayarak, listeler yaparak, en önemlisi de yazdıklarınıza harfiyen uyarak anlayacağınız emek harcayarak ulaşabildim.

Aldığım sonuçta seni en mutlu eden ne diye soracak olursanız. Alyansımın artık parmağımı sıkmaması ve hayatım boyunca giyemediğim hatta böyle bir çizme giyemeden gidersem gözüm açık gideceğim dediğim diz altı çizmenin bacaklarımın zayıflamasından dolayı rahatlıkla kapanabilmesiydi J O anki mutluluğumu sizlere kelimelerle ifade edemem.

Şunu biliyorum ben yapabildiysem sizde yapabilirsiniz. Tek yapmanız gereken sadece biraz sabır ve özveri lütfen bunları kendinizden esirgemeyin.

Bir çok kez yazdım ama bunları yazmaktan bıkmayacağım. Bize göstermiş olduğunuz anlayışınız, sabrınız, bilgi paylaşımınız ve yalın yazım diliniz için sonsuz teşekkürler.

Not : Kardeşim Nur’un başarısı çok daha büyük ve benim için çok daha önemli. Hikayesini okudunuz. Sağlıklı beslenme programına hala başlamayanlara sesleniyorum lütfen kendinize bir şans verin ve hayatınızı değiştirin.

İzmir’den kucak dolusu sevgi ve selamlarımla.


28.04.2009 – 79,8
20.05.2009 – 74.6
05.06.2009 – 72.2
24.06.2009 – 69.2
24.09.2009 – 66.0
16.10.2009 – 64.8
01.02.2010 – 68.0
21.02.2010 – 65.0

8 Mart 2010'Roma

19 Aralık 2009 Cumartesi

HER OYKU'DE BIR BASARI SAKLIDIR....

Merhaba, ben sizin kalori hesaplarinizla diyetlerinizi ornek beslenme profillerinizi hazirlarken, terazi'den bu mektup gelmis bugun... Hayatta hicbirsey caba gostermeden olmuyor. Burada samimi bir cabayi, direnci ve yenilmeme oykusunu okuyacaksiniz... birgun terazi'de bahar gibi tek bir pantolonu hatira diye saklayacak, ve "ben bunu giyiyordum, hatta dar geliyordu, inanabiliyor musun " diye ara ara cikartip gosterecek arkadaslarina...

Basarmayi hedefledigi icin, kendine soz gecirmeyi basaracak...
...................................................................................................................................................................
Sevgili Mehtap,

sana bir mektup yazdım kendi blogumda.. sonra, acaba "kararsızlara" veya "o tehlikeli dönemeçlerde olanlara" ibret olabilir mi diye buraya da aktarmaya karar verdim.. biraz uzun.. kısaltabilir veya sadece kendine saklayabilir, yayınlamayabilirsin.. sevgi ve saygılarımla..."Sevgili Mehtap, dün gece oturdum, "önce sağlık" etiketli tüm yazılarını çıkarttım.

Hatta; "önce sağlık"başlığına tıkladığımda çıkmayan "2008 tarihli Önce Sağlık" yazılarına da 'manuel' olarak ulaştım... Sonra teknolojiye güvenmeyip (!), diğer yazılarını da ay ay çağırdım blogundan ve tek tek "word" e attım.

Sonra...Sonra bu sabahtan beri de, hem tekrar okudum, hem de düzenledim onları... Fotoları almadım, kestim, başlıkları koyultup ortaladım, sonra bazı "bence" çok önemli yazılarını da koyulaştırdım, altını çizdim, maddeler haline getirdim. Yorumların hepsine girmedim henüz.. Zaten onları ayrı bir dosyada toplayacağım.

Ve gördüm ki; ne çok emek vermişsin, ne çok...

O kadar duygulandım ki...

Hani bir okurun demişti ya, "neden kitap yazmıyorsunuz?" diye... Sen çoktan yazmışsın o kitabı, hâlâ da yazmaya devam ediyorsun. Lütfen, zaman bulursan eğer, bunu düşün. 5-10 kişinin okuduğu bir blogdan, yüzlere, binlere ulaşmanın ve bu sayede yazılan başarı öykülerinin verdiği mutluluk ve gururu paylaş diğer insanlarla da... Acizane bir öneri benimki...

Peki neden mi yaptım, bu "yazılarını" toplama işini? Kendim için! Dönüp dönüp okumaya ihtiyacım olduğu için! Bana bundan başka hiçbir şey iyi gelmediği için!

Sana yazan "Bahar, Funda, Nükhet, Emoş, Güneş ve diğerleri"nden sonra az daha bir başka öykü de benden gelecekti! Ama benimki mazallah "bir başarısızlık öyküsü" olarak kara kalemle yazılmış olacaktı.

Az kalmıştı, çok az! Daha öncekiler gibi; 10 verip 15 aldığım, 20 verip +25 ile kapattığım o "yo-yo diyetler" dönemindeki gibi... Halbuki bu sefer diyet de yapmadım. Gerçekten yapmadım, sadece sağlıklı beslendim, mükafatını da gördüm, 12 kilo verdim. Canım eskisi gibi yemek, tatlı yemek istemiyordu, diyet konuşmayı, düşünmeyi bırakmıştım... Uzun zamandır içimde yaşattığım "Pazartesi=Diyete Başlama Günü" sendromunu çoktaaan geride bırakmıştım... "spor=vakit buldukça yürüyüş ama düzenli değil" şeklinde hayatımdaki eksik parçaydı ama günlük koşturmalarla dengelemeye çalışıyordum...

Sonra ne oldu, ne zaman oldu hatırlamıyorum! Ama ne zaman ki bıraktım, bu sağlıklı yaşam frekansından ne zaman ki ayrıldım(acı olan ne zaman bıraktığımı da tam olarak bilmiyorum) yaklaşık 3.5 ayda 6 kilo geri gelmiş! Başlangıca dönmeme de 6 kilo kalmış...Bloguna bıraktığım bir yoruma cevap vermiştin: "lütfen yenilme, lütfen!" diye ve ben de söz vermiştim "yenilmeyeceğim!"...




Aslında o tarihten sonra kilo almaya devam ettiğim için kendimi sana karşı biraz mahcup hissetsem de, ipin ucunu tamamen hiç bırakmadım, gevşettim ama bırakmadım! Onca işinin gücünün arasında bana ve diğerlerine ayırdığın zaman ve verdiğin cevaplar olmasa, ben çoktan yine 52 beden kıyafetlerime geri dönmüştüm ama hâlâ 48'e devam ediyorum...

Buna sevinilir mi, evet! Ben her durumda şükretmek gerektiğine inandığım için, evet! İyi ki varsın!

Karşılıksız yaptığın çabalarının, tüm emeklerinin mükafatı sana bir şekilde dönecek, buna yürekten inanıyorum. Hakkında hayırlı olanların seninle buluşmasını diliyorum, can-ı yürekten...

Bana gelince; başa döndüm... Zaten tam olarak hiç uygulayamamıştım dediklerini... Biraz senden, biraz eski bilgilerden ortaya karışık bir uygulama idi benimki, belki de bu yüzden bir süre sonra iflas etti... Şimdi en başa, sadece senin "tavsiyelerinle"... Mayıs'09dan yanıma kâr kalan "verilmiş 6 kilom" var, onu da heba etmeden, ilk 2 haftalık listene dönüyorum...
Sevgilerimle.."
19 Aralik 2009'Roma

21 Ekim 2009 Çarşamba

KUCUK BIR OYKU BU....

Kendisi koymus oykusunun adini Nukhet Z.

Aslinda cok buyuk bir oyku bu...

Kararliligin oykusu...
Okuyun ve uzerinde iki kez dusunun derim ben size...
Aylari ve verilen kilolari sayin... Soyle basitinden bir hesap yapin...
Denge demistik degil mi?...

Sevgili Nukhet, kendine tesekkur etmekte cok ama cok haklisin... Harikasin... Gercekten harikasin... Kutlarim...


...................................................................................................................................................................

Merhaba,Ben Nükhet Z.
"zayıflamaya ben de varım" deyip sınıfa kaydolalı nerdeyse tam 6 ay oldu.

Başından beri takipteyim.

Mehtap Hanım "öykünü yazma vaktin geldi artık" dediğinde garip bir heyecan ve mutlulukla doldu içim.

Çünkü onun blogunda Bahar Hanım'ın ve Funda Hanım'ın öykülerini okuduğum ilk zamanlarda (ki defalarca okudum sanırım) böyle bir hikayeye sahip olabileceğime pek ihtimal vermiyordum.

Buna ister umutsuzluk deyin ister azimsizlik, isteksizlik her neyse belki de hepsi...

29 yaşındayım. Eczacıyım. Bir hastanede çalışıyorum.5 yıllık evliyim. 2 yaşını henüz dolduran bir oğlum var. 2 yıldır İstanbul'da yaşıyorum.

İnterneti mucize rejimler aramak dışında bir de oğlumla ilgili bilgiler toparlamak için kullanıyordum. İşte böyle bir blog takibi sırasında meripointteki linki tıklamamla başladı hikayem. Niye tıkladım hatırlamıyorum bile.

Mehtap hanım'ın blogunu ilk gezmeye başladığımda da "işte yine bir zayıflama blogu" demiştim kendi kendime. Böyle yazıları okumayı bırakalı aylar olmuştu. Ben umutsuz, iflah olmaz bir vakaydım ve derdime de çözüm yoktu işte. Bunu kabul etmiştim ve doğum öncesinden, hamileliğimden ve hatta doğumumdan sonra kalan kilolarımla mutlu mutlu depresyondaydım.

Kapatmak üzereyken bir kaç satır yazı ilişti gözüme. Kararlı ve güven verici sözler vardı yazılarda. Hazır oğlum da uyuyorken okuyayım bari dedim, ne kaybederim ki...Okudukça bir telaştır aldı beni, anlamsız garip bir telaş.


O anlar dün gibi gözümün önünde, 2009 Mart sonlarıydı.

Gittim kendime bol sütlü bir kahve yaptım ve oturdum, okumaya başladım arşivi. Farklıydı tarz üslup her şey farklıydı. Bu sefer olacak mıydı ?

13 Nisan sabahına ayarladım saatimi. evet bir pazartesiydi yine :). Pazar günü en yakın alışveriş merkezindeki KFC restoranında bol yağlı tavuklardan doyasıya yedim. Sonra tatlıcıda tavuk göğsü kazandibimi bir güzel mideme indirdim. alışveriş yaptım pazartesi için. çeşit çeşit ekmekler az yağlı peynirler, sütler, yoğurtlar, meyvalar aldım.metabolizma çayı için tarçın, karabiber aldım.

Pazartesi sabahı miladım oldu. Önce tartıldım ki uzun zamandır tartılmamıştım. Tam 83 kiloydum. Teaffuz etmek bile garip geliyor şimdi ama o zaman için çok normaldi hatta ben çoktan 90 olmuşumdur diyordum. 83 çıkınca sevindim bile. Hatta hiç unutmam Mehtap Hanım "158 boya 83 kilo çok fazla hem de çok fazla" yazmıştı da kendi kendime "90 da olabilirdim" diye telkinlerde bulunmuştum bilgisayar başında :)

Her zamanki yada hiç bir zamanki kadar istekle uygulamaya başladım bana söylenenleri. Evet ilk bir kaç gün gerçekten zorlandım. Aklıma gelip canım her istediğinde istediğim her şeyi yiyememek hele akşamları tv karşısında elim boş oturmak canımı gerçekten sıkıyordu ama denemem gerekiyordu bir kez daha.

Mehtap Hanım'ın da yazdığı gibi Perşembeye geldiğimde artık her şey daha da kolaylaşmıştı. Metabolizma çayımı düzenli olarak öğünlerden önce tüketiyordum. İş yerimdeki yemeklere bir süre ara vermem gerekti. Evden getiriyordum öğlen yemeklerimi termoslu saklama kaplarıyla. Böylece öğleye kadar yenebilecek sıcaklıkta kalıyordu. Zaten genelde zeytinyağlı sebze yemeği ve haşlanmış tavuk getiriyordum ki bunların da çok sıcak olması gerekmiyordu yerken. Salatamı yemekhaneden alıyordum. Renk renk meyvalarımı, bademlerimi fındıklarımı cevizlerimi her gece ertesi gün için porsiyonlar halinde hazırlıyor çantama koyuyordum. Akşam yemekleri zaten evde ve çok hafif geçiyordu.

Spor yapmaya pek vakit bulamamıştım ilk zamanlar. Ama kendime hareket imkanları yaratıyordum. Arabamı otoparkta en uzağa park ediyor, öğle yemekleri sonrası hastane bahçesinde yürüyordum. Asansör asla kullanmıyordum ne evde ne iş yerimde. Sık sık Mehtap Hanım'ın yazılarını okumam gerçekten motivasyonumu yükseltiyordu.

Tabi bir de Confessa. Bilenler bilir confessa dönem dönem Mehtap Hanım'ın blogunda da çaldığı Adriano Celentano'ya ait bir şarkı. Blogu takibetmeye başladığım ilk günlerde de bu şarkı vardı fonda. Sonraları farkettim ki bu şarkıyı dinledikçe bir heyecan bir azim bir istek oluştuğunu farkettim içimde. gün içinde enerjimin düştüğünü ara ara artık yapamayacağımı düşündüğümde blogu açıp bu şarkıyı dinlemediğimi farkettim. ama tabi şarkı bir süre sonra değişti :)
Eşimin italyadaki bir arkadaşına sipariş attim hemen bu şarkının içinde olduğu Celentano cdsini. Per Sempreydi albümün adı. sanırım sonsuza kadar anlamına geliyormuş. İsminde bile motivasyona davet vardı :) Sonraları confessa neredeyse günümün her anı benimle oldu. sabah arabamada akşam işten dönerken hatta bazen iş sırasında bile dinledim bu şarkıyı. Benim motivasyon aracım bu şarkı oldu diyebilirim. Belki yavaş bir şarkıydı ama benim içimde inanılmaz bir heyecan yaratıyordu.

Size de tavsiyem belki bir şarkı belki bir özlü söz bir şeyler olsun hayatınızda size zafere giden yolda yardım edecek.

Neyse günler geçiyordu. Mehtap Hanım sürekli sorularımızı cevaplıyor, umut dolu yazılar yazıyordu. Bense sürekli takip ediyor soru soruyor sınıf arkadaşlarımın sorduğu benim aklıma gelmeyen ayrıntıları öğreniyor ve not alıyordum.

18 gün gerekiyordu davranışların alışkanlığa dönüşmesi için ve 21 gün sonunda artık hayatımın beslenme anlamında gerçekten değiştiğini farketmiştim.

Bu arada etraftan gelen saçma sapan tepkilere kulaklarımı tıkamış beni destekleyenlere her fırsatta minnettarlığımı bildirmiştim.

Bu konuda eşimin desteğini hiç bir zaman unutmam. Bana güvendiğini inandığını her fırsatta dile getirdi. Tatlıyı çok sevmesine rağmen bu süreçte asla yemedi. kendim için pişirdiğim yemeklerden başka ekstra bir yemek talebinde bulunmadı. zaman zaman sabahları erkenden kalkıp benimle yürüyüşe çıktı. Kendisinin hiç bir zaman kilo problemi olmamasına rağmen o da benimle bu hayata uyum sağladı. hatta artık kendini daha zinde ve güçlü hissettiğini bir süre sonra kendi de söyledi. Bunlar gerçekten güzel destek araçlarıydı benim için. Şanslıydım. Burada kendisine bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Mükemmel bir eş ve mükemmel bir baba olduğu için :)

Yaz tatili yaklaşırken artık insanlar bendeki değişimi farketmeye başladılar. Ben de artık 46 beden eteklerim belimden düşmeye başlayınca duyduğum mutlulukla gardırobun önünde oturup bir güzel ağladım bir sabah :) Hemen eteklerimi daralttırdım. Yeni etek yada giysi almak istemiyordum çünkü kilo vermeye devam edeceğimi biliyordum.

Bir yandan makarnalı yapmayı tercih ettiğim yeşil çorba bir yandan metabolizma çayı ıhlamur, yeşil çay, bir yandan mis gibi zeytinyağlılar, ızgara etler aslında hayat umduğumdan da lezzetli geçiyordu :)

Ilk başlarda içimde var olan dayanılmaz tartılma duygusuyla baş etmem çok zordu ama ona da alıştım. Mehtap Hanım ne derse harfiyen yerine getirmek için tüm yaşam enerjimi kullandım . hata yada eksik yada fazla yapmak istemiyorum. Ona olan güvenim sonsuzdu ve bu güven hiç bir zaman boşa gitmedi. O bu sayfalarda yüzünü görmediği, adını bilmediği insanlara yardım etmek için yapabileceği her şeyi yaptı.

Tatil yaklaştıkça gerçekten mutluluğum da artıyordu. kilo vermem devam ediyordu ve ben 1,5 yıldır görmediğim anneannemin yanına gidecektim. eminim bu değişimi o da farkedecek ve çok sevinecek hatta kutlamak için koca bir tepsi su böreği yapacaktı :)

Korkmuyordum bu defa tatile gitmekten . eskiden tatil demek rahatlamak ve kilo almakla eşdeğerdi benim için ama bu defa gerçekten her şey çok farklıydı. 15 günlük tatil boyunca hemen her akşam yürüyüş için sahile gittim. hemen her sabah anneannemin yaptığı güzel hamur işlerinden tattım ama makul miktarlarda. bol bol su içtim. metabolizma çayına ara verdim onun yerine ıhlamur ve yeşil çay içtim. tüm yüksek kalorili yiyecekleri yememi öğle öncesine ayarladım sonra aynen zeytinyağlı balık salata meyva yoğrut yemeye devam ettim. Bol bol su içtim. Böylece tatilde ne katı bir rejim derdinde oldum ne de ufak lezzet kaçamaklarından men ettim kendimi.

İşin sırrı dengedeydi ve ben gerçekten dengenin doruklarında bir tatil yaptım. Döndüğümde 1 kilo verdiğimi gördüğümde nedense pek şaşırmadım.:)

Bugün 10 Ekim 2009 Cumartesi. Önce sağlık deyip sınıfa kaydolalı tam olarak 6 ay oldu.


Yaşım:29 Boyum:158 cm. 5 yıllık evliyim. 2 yıl önce doğum yaptım.

13.04.2009: 83 kg

25.09.2009: 57.5 kg

25 kg verdim ben.

İnanmak zor olsa da verdim.

Uzun yıllar sonra ilk defa bir şeyi gerçekten başardım. Ben yaptım, biz yaptık.

Mehtap Hanım'la başardık.:)

Dün 38 beden bir etek aldım.

Evlendiğimde giydiğim S beden eşofman altımı giydim yazıyorum bunları :)

Darısı kalan 3,5 kg.a

Bu beslenme biçimine başlamamış olan arkadaşlarıma sesleniyorum.

Sayfanın sağında etiketler başlığını bulun ve "önce sağlık" etiketini tıklayın. çıkan yazıları kronolojik olarak okumaya başlayın. ama yorumları atlamayın onları da okuyun. sorulan soruları, Mehtap Hanım'ın hemen yada bir sonraki yazısında verdiği cevapları dikkatle okuyun. notlar alın. başarı öykülerini tekrar tekrar okuyun.

Olmaması için imkan yok, olamasaydı benimki olmazdı.

Herşey için herkese, eşime, Mehtap Hanım'a ve de özellikle kendime teşekkür ederim ...:)
.
.
.
22 Ekim 2009'Roma