Ben coooooooooookkkkk mesgul bir kadinim... Bir kere haftanin 6 gunu gittigim bir isim, bu ise bagli nobetlerim var... Sonra universite var, derslerim, toplantilarim, hastalarim... Sonra kendi ozel hastalarim var... Haftanin gunu 7, uzunluklari 24 saat...
Hayatta bir tek oglum var... O da cok mesgul... Of... tenis, ingilizce, basimizin belasi matematik dersi... Onun da haftasi 7 gun, 24 saat...
Ailemiz var.. Evimiz, evimizin sorumluluklari, kimsenin eline birakmadigim alisveris, yemek isi, pisir, masayi kur, kaldir, topla, yerlestir vs.. 11 yildir bizim ailemiz icin calisan, ama artik kaprislerine benim hayatimda yer kalmayan yardimcimiz da yok cumartesiden beri... Benim bardagimin da bir hacmi var gozukmese de..Ev isleri, simdilik bilinmez alaninda...
Yani utuleri kim yapar, camlari, kapilari kim siler, terasi kim yikar, carsaflari kim degistirir simdilik belli degil, ama kirli carsaflarla uyumayacagimiz kesin... Bulacagiz bir cozum ama bu kesinlikle kapimizi yeniden acmak olmayacak gereksiz kaprislere...
Hayatin bir suru yuzu, bunlara ait yapilacaklar var.. Odenecek faturalar, klup taksitleri, arabanin muayenesi, kirilan gozluk, tamire gidecek telefon, temizleyiciden alinacak pantolonlar, postanede terkedilmis taahutlu mektuplar, yeni evlenen akrabaya alinacak hediye, Federico'nun ortopedi kontrolu, bebek tebrikleri, bas sagligi ziyaretleri, reddedilemeyen davetler, alinmis yollanmamis, zaman asimina ugramis hediyeler, aranmasi ihmal edilen arkadaslar, matematik ogretmeni randevusu, NiNi'nin kumu yok, mamasi bitmek uzere..
Hayat herkesin hayati gibi... Akiyor ellerimizin arasindan... Cok mesgulum, cok yorgunum, of hicbir seye vakit yok denirse, cok mesgul, cok yorgun, hicbir seye vakti olmayan insanlar haline geliniyor..
Ben annemin yontemini uyguluyorum... "Allah saglik versin, hepsi olur" diyorum.. "Kosturacak enerjim olsun da kosturayim" diyorum... Enerjimi yuksek, ruhumu olumlu tutmaya calisiyorum.. Olumsuz cumleleri olabildigince az kullaniyorum, hayata iyi yonunden bakmaya cabaliyorum, insanlari cok elestirmiyorum, probleme degil, cozumlere odaklaniyorum...
Benim Genova'daki Cooley hastaligi ile ilgili cok ozel ve cok onemsedigim kursum, Antonio'nun yurt disi seyahati ile cakisiyor. "Ben nerde kalacagim" diyor Federico... Sen onemli degilsin de, NiNi ne olacak diyorum.. Anneeeee, per favore ! diyor...
Kimsenin alabilecegime ihtimal vermedigi bir is-projeyi hem aliyorum, hem de daha bunun tebrikleri bitmeden, coktandir aklimda olan bir baskasi icin kendime start veriyorum. Bu projeye aldigim cevap, konumdaki degerimi oyle bir artiriyor ki, ayni gun sabah Fransizlari geciriyorum, Ispanyollar geliyorlar ogleden sonra, aksamina Italyan'larla yemege gidiyorum... Elbiseleri siraya dizmek, aksesuarlara karar vermek, ayakkabilarin topuklarini kontrol etmek gerekiyor... Dadi'yi ayarlamak, Antonio'nun programiyla benimkini karsilastirip, Federico'nun hayatini sekteye ugratmamak, hayatin akisina uyum saglamak gerekiyor..
"Anne, NiNi'ye soyle o da agzini kapatsin hapsirirken " diyor Federico bu sabah... Minicik patisini oksuyorum evin yaramaz kizinin...Dun geceki firtinadan uyanip, salonda battaniyenin altinda hayati dusunurken once NiNi geliyor yanima, sonra Federico... Battaniye kocaman 3'umuze de yetiyor ama divan o kadar enli degil..Ikisi de misil misil uyuyorlar az sonra, NiNi'yi yerine goturmek is degil de, Federico artik boyumu gecmis, koca adam olmus coktan, ne tasinir, ne isine karisilir artik onun...
Sabah oluyor... Elimde bu haftanin programi, sutlu kahvemi iciyorum... Listemin basinda, blogdaki sorulara cevap ver, Seda'ya da, Esma'ya da yazik yazili... Upuzun bir liste, yildizlar, unlem isaretleri, fososrlu kalemlerle yapilmis, kocaman halkalarla dolu, rengarenk, karmakarisik bir sayfa...
Ben senin yanindayim diyorum hayata...
Allah kosturacak enerji versin, hepsi olur...
Roma, 5 Mayis 2013









