Mutfak penceresinden disariya bakiyoruz... Bak yapraklar dokulmeye basladilar bile diyorum, belki degisik renklerde toplayip bana getirirsin birkac tane... Burnunu cekiyor.. Hava cok sicak.. Cok nemli.. Cok yapis yapis... Ama ruzgar var.. Gunes gokyuzunde ama, gokyuzu grimsi...
Anne bu mevsimin adi ne diyor.. Bu mevsimin adi Roma diyorum..

7 Aralık 2008 Pazar

BAYRAM..



Bugun bayram.. Uzaklara ne kadar gelebilirse, o kadar geliyor iste..


Yine de kalbim orada.. Ulkemde.. Baba ocagimda.. Hic huzunlere kaptirmayacagim ne kendimi ne de sizi.. "Daha nice bayramlara saglikla, sevgiyle, sevdiklerimizle ulasalim" diyecegim..



Ne kadar uzakta oldugumuz degil onemli olan.. Seneye bayrami orada geciririz belki kimbilir..



Federico'yu bayram yerine gotururum, eger hala kuruluyorsa..



Elma sekeri alirim, eger hala satiliyorsa..



Ben kizmam, bir kere bile olsa renkli macun sekerini yalamasina, yemyesil olmus dilini disari cikartmasina..



Hic kizmam bayram harcligi vermeyen buyuklere bozulmasina.. Cikolatalari secip secip ceplerine doldurmasina..


O sansli bir cocuk.. iki kulturun, iki buyuk dinin karmasi bir ailede buyuyor ve her iki kulturu de diledigince yasamasina izin veriliyor..


Bu arada size biraz hoscakalin demek istiyorum.. Oyle blogumu terkedilmis gibi ortalarda birakmak istemem ama ben biraz gidiyorum..

Blogumu ve sizleri cok onemsiyorum.. Hele son iki yazima yillardir izlerini kaybettigimi sandigim arkadaslarimdan bile mailler yoluyla yorumlar gelince, kendimi bayagi bir "Ayse Arman" hissetmeye baslamistim.. :-)).. Megerse icimde varmis kadinca (!) yazilar yazmak... Hepimize iyi geldi..

Aslinda niyetim detoxdan, diyetlerden, beslenme ve estetik tibbi onerilerinden bahsetmekti.. Ama bu yazilar, canim nasil isterse oyle yazabileceklerimden degil.. Profesyonel hayatimi cok yakindan ilgilendiriyorlar.. O nedenle uzerlerinde cok dusunmek, cok iyi arastirarak yazmak ve yanlis yapmamak gerekiyordu.. Ertelendikce ertelendiler..

Ayakkabi yazilari vardi hazirda bekleyen.. Kis-bahar modasi.. Hic bilmeyenlere yemekler.. Cok sey siradaydi anlatmak paylasmak istedigim..

Biraz daha beklemeleri gerekecek ama.. Simdi oncelikleri baska seyler aliyor bir sure icin..

Kisa bir sure sonra cok onemli bir sinava girecegim.. O kadar cok sinava girdim ki hayatimda, korkmayi unuttum sinavlardan.. Ama iyi gecsin istiyorum.. Biraz calismam, notlarimi, kagitlarimi toparlamam, tezimi duzenlemem filan lazim.. Bir de zayiflamaya devam edip, artik iyice elbisesiz kaldigim icin, kendime sinavda giyecek bir etek ceket almam gerekiyor ki, bu isin en keyifli kismi..

Mart ayi basinda oldukca onemli bir adli tip-immunohematoloji seminerinde hem duzenleyici hem de konusmaci olarak yer alacagim.. Hematoloji benim asil isim ve hazirliklara baslamam, yuzlerce ayrintiyi gozden gecirmem lazim..

Kisa bir sure sonra natale tatili basliyor ve Federico ben ve babasi calisiyorken evde dadisiyla kalacak.. Onun icin, verebilecegim butun zamanimi ogluma vermek istiyorum.. O ne isterse onu yapmak, onu bir cocuk ne kadar simartilabilirse o kadar simartmak istiyorum.. (siz bunu sakin Antonio'ya soylemeyin.. o beni cok tavizsiz bir anne saniyor ve Federico'yu kendi hesabina benden gizli gizli simartiyor.. ve ne hikmetse bizim cocugumuz simarmiyor..) Babannesi gelince Federico'yu ona devredip, ozgurlugumu ilan edecegim...:-))

Cheetos'un onerilerine uymaya devam ediyorum.. Yapacaklarimi , onceliklerimi belirliyorum.. Buralarda olacagim.. Sizleri tabii ki okuyacagim.. Lutfen sakin kaybolmayin biryerlere.. Ozellikle benim sadik 6 okurum ve (kendimle 7 -3 non identified).. Siz sakin beni terk etmeyin..

Hepinize tekrar iyi bayramlar.. Benimle burada oldugunuz, yazdiklarimi okudugunuz, huzunlerime, sevinclerime, bulutlarima, kuslarima, is hayatima, dostlarimin yasadiklarina ortak oldugunuz icin tesekkurler.. Iyi ki varsiniz..

Ben donene kadar kendinize iyi bakin lutfen..

p.s: Size Vivaldi'nin kisini birakiyorum, 4 mevsimden..





6 Aralık 2008 Cumartesi

ANLATAYIM O ZAMAN..

Elbetteki anladiniz asktan soz ettigimi.. Anlamayanlar (!) anlayanlara anlattilar..

Oyleyse itiraf ediyorum..

Onunla ilk kez hastanenin park yerinde, hizli davranip benim yerimi aldiginda karsilastim.. Ofkeden yildirimlar yagdirmaya hazir bir halde yuzune bakinca, gordugum o “deniz yesili” gozler sondurdu ofkemi ama yine de arabami onun cikamiyacagi bir sekilde park ettim ve “ben bu aksam gec saate kadar calisacagim, beklersiniz artik” dedim sesimin titremesine engel olmaya calisarak..

Gozlerindeki ifade hic degismedi ve “oyleyse ayrilmadan once cafeteryada birseyler icelim beraber” dedi... Denizler mavi olur sanirdim o gune kadar, yesil olurlarmis...

diye filmlere yakisan bir hikaye anlatacagimi saniyorsaniz cok yaniliyorsunuz..

Sadece hayattaki ilk askimla karsilastim.. Daha dogrusu beni aradi.. Roma’daymis bir kongre icin.. Sanki yillar gecmemis gibiydi.. Yaslanmak ona yaramis.. Zaten yakisikliydi, daha da hos olmus.. Bulustuk beraber bir aksam yemegi yemek icin.. “Seni hic unutmadim” dedi.. Ben unutmustum ama blogumda asktan bahsetmek icin”hatirlayabilirim” dedim..

Bu da hic inanilir olmadi degil mi?

O zaman size uydurulmus “hikayeler” yerine cok gercek bir oyku anlatayim.. Askin anti-aging etkisinden konusmuyor muyduk..? Dinleyin bakin..


Arkadasim, ismini yunan mitolojisinden almis, cok guzel, becerikli, klasik muzige asik, arkadas canlisi, cok iyi yemek yapan, cok guzel dikis diken, annemin deyimiyle “haza hanimefendi” bir kadindir.. Hayattaki ilk askiyla evlenmis, 3 erkek evlat sahibi olmus, onlardan baska birsey icin nefes almamis, kocasi tarafindan anlasilamamis, sevilmemis, sayilmamis, saygi gormemis olmanin huznunu tasir hep icinde..



Birkac yil once “yeter artik” diyecek cesareti bulmus ve ayrilmaya karar verip, cekip kapiyi cikmistir.. Kocasi bu karara cok sasirmis, cok ofkeye kapilmis, ic camasirlari dahil hicbir ozel esyasini almasina izin vermemis, hatta yuzunde gordugum “kapiya carpma” izlerine bakilirsa, cok da gule gule yolcu edilmemistir..

Kendine zar zor bir yeni hayat kurmus, kentin ileri gelen bir evinin hanimiyken, toplama esyalarla kendine bir “yuva” yaratmaya calismis, fatura nasil odenir, kat kaloriferinin yillik bakimini kim yapar, saglik karnesi nereden cikartilir gibi her turlu ayrintiyi ogrenmek zorunda kalmis ve bunu ayakta durma kararindan da guc alarak basarmistir..

Hatirini sormak icin ugradigim gunlerde, cayimi yudumlarken evliligini anlatir, kocasindan adini soyleyemeden bahseder, ve umudunu kaybettigini, yasamasa da birsey farketmeyecegini soylerdi.. Saglik sorunlariyla bogusmaya basladi o gune kadar varligindan haberdar olmadigi.. Hayata donmem gerek, tutunmam gerek, yoksa delirmek isten bile degil.. diyordu..

Kendi yasitlari icin duzenlenmis bir tura katildi acilarinin siddeti biraz azalinca.. Dondugunde ziyaretine gittim.. Yuzu isil isildi.. Anlatiyor da anlatiyordu 1 haftalik seyahatini..



Aksam yemeklerini, kagit oyunlarini, hangi sarkiyi soyledigini, nasil dans ettiklerini, animatore grup olarak aldiklari armaganlari filan anlata anlata bitiremiyordu.. O kadar parliyordu ki gozleri, “hadi dedim, itiraf et, kim bu adam”.. “Sen iyice sasirdin, ne adami” dedi yuzume kocaman acilmis gozlerle bakarak.. “Hadi dedim, anlat... Sen soylemesen de gozlerindeki yakamozlar coktan soylediler bile..”

Kimseye anlatmayacagima dair yeminler yeminler ustune edildikten sonra, “itiraf !” ediyordu.. Bir aksam yemeginde yanina oturmus tesadufen, cok hos, cok bakimli bir adammis, guzel kokuyormus, hep ceket ve kravatla iniyormus yemege, bluejean giymiyormus.. “Birgun ikimiz gruptan ayrilsak da gidip bir kahve icsek demis “ ama kabul edememis.. Hem adam ne dusunurmus hem herkes ne dermis..


“Delisin” diyorum.. “Bir kahve icin ne diyecekler..?” “Beraber bir kahve ictiler derler encok”.. Hem beraber kactilar deseler ne olur ki? Hatta kac bence, iyi gelir..

Deliymisim ben.. Olacak ismiymis.? .Ben kisin gelip sizi ziyaret etsem demis adam, o da delimiymis neymis..?

Gozleri piril piril, yuregi gozlerinde atiyor konusurken.. Butun bir kis, bir sonraki yilin 1 haftalik tatilini hayali ile geciyor. İki-uc kez telefonla konusuyorlar.. O gunlerde, evlere, balkonlara, gokyuzune sigmiyor.. Agrilari, sizilari yavas yavas geciyor.. Yazlik elbiseler dikiyor kendisine kis gununde.. Sacina ilk kez rofle yaptiriyor.. Yeni renk rujlar deniyor.. “Ohooooo diyorum gulerek.. artik seni kimse kurtaramaz, sen bitmissin arkadas”.. “Sacmalama” diyor.. Bakimli olmak gerekirmis, kadinligin geregiymis.. “Anlat diyorum sen anlat.. Biz dinleriz nasilsa...”

Yuzune renk geliyor.. Hayatina renk geliyor.. Yuregine renk geliyor..

Arkadasim 80 yasinda..

Sevgili arkadaslarim.. Nilambara, Kiymet, Cheetos, Zero, Funda, Ilkay, Nebahat, Beenmaya, yani “kizlar”, Babis’e Yemeklerin yazarinin kullandigi gibi..
Sonra sevgili arkadasim ve meslektasim “Demli Hayat”..

Siz zaten anladiniz.. Brajeshwari, Primarima ve Nebahat saka yapiyorlar anlamamis gibi davranarak,

....
Yani dedigi gibi Mustafa Sandal’in..

“Farketmez biraz asik olsak..
Kimseyi oldurmez..
....
Sen omre bedelsin, bir omre bedel”
......
Bir doktor olarak hatirlatayim istemistim yalnizca..

Siz bosverin vitaminleri.. Hicbirsey size asik olmak kadar iyi gelmez...
...